Bilim

868 üye · 2 yeni gönderi
Takip
Bilimle ilgili paylaşımlar ve tartışmalar.
Zihin neden böyle çalışıyor hiç düşündün mü?
Puan vermedi·712 syf.·
2026 34. kitabı
İnsan neden düşünüyor, neden hissediyor, neden aynı şeyler herkeste farklı anlamlar yaratıyor gibi soruların peşine düşerken karşıma hep ruhçu ya da mistik açıklamalar çıktı. Bu yüzden Steven Pinker’ın fikirlerini okumak istedim. Açıkçası kitap düşündüğümden çok daha yoğun ve karmaşıktı. Pinker bazen öyle detaylı anlatıyor ki bazı bölümleri birkaç kez okumam gerekti. Ben de okurken tuttuğum notlar üzerinden, anladığım kadarıyla bazı fikirleri paylaşmaya çalışacağım. Pinker’ın ilk önemli noktalarından biri zihni bir bilgi işleme sistemi gibi ele alması. Ama bunu beyin düz bilgisayar gibi çalışıyor anlamında söylemiyor. Beyin fiziksel bir organ, zihin ise bilgiyi işler, semboller kullanır, çevreyi temsil eder, karar verir, hedeflere ulaşmaya çalışır. Yani düşünmek ona göre sadece hissetmek değil; beynin sürekli veri işlemesi, anlam kurması ve dünyayı modellemeye çalışması. Bu nedenle insan davranışlarının çoğunu da rastgele değil, evrimsel işlevlerle bağlantılı görüyor. Pinker’ın dikkat çekmeye çalıştığı şeylerden biri de insanı biraz “biyolojik robot” gibi düşünmesi. Bunu kaba bir makine anlamında söylemiyor. Daha çok zihnin belirli kurallarla çalışan, bilgi işleyen sistemlerden oluştuğunu anlatmaya çalışıyor. Kitabın bazı yerlerinde hesaplamalı zihin fikrine yaklaşıyor. Yani düşünmek sadece “ruh hissi” değil; beynin sürekli olasılık kurması ve çevreden anlam çıkarmaya çalışması gibi anlatılıyor. Ama insan zihnini sadece makineye indirgemediğini de özellikle hissettiriyor. Çünkü bilinç, duygu ve öznel deneyim kısmının hâlâ tam açıklanamadığını söylüyor. "İnsan doğduğunda tamamen boş bir sayfadır, her şeyi kültür öğretir." Pinker buna açıkca karşı çıkıyor. Kültür her şeyi yaratmaz. İnsan zihni doğuştan bazı eğilimlerle gelir. Öğrenme kapasitesi bile biyolojik alt
Bilim
Zihin Nasıl ÇalışırSteven Pinker · Alfa Yayıncılık · 201795 okunma
10/10
·255 syf.··
2026 11. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 09:29
Bilim insanı değilim, bu kitabı inceleyebilecek kalibrede hiç değilim, o yüzden tek bir cümle yazacağım ve benim için yeterli olacak: Canım Stephen Hawking’im, canım dedem, olağanüstü insan; bana öğrettiklerin için sana çok teşekkür ederim, gerçekten.
Bilim
Zamanın Kısa TarihiStephen W. Hawking · Alfa Bilim · 202511,2bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
8/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
64 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 23:28
Kitap, evrenin ve canlılığın sahip olduğu devasa karmaşıklığın bilinçli bir tasarımcı olmadan nasıl ortaya çıktığı sorusuna yanıt arar. Richard Dawkins, 18. yüzyıl teoloğu William Paley'nin meşhur "saatçi" argümanına karşı çıkarak, kusursuz görünen biyolojik yapılar için bir ön-tasarıma ihtiyaç olmadığını savunuyor. Yazarın sunduğu çekirdek çözüm, doğal seçilimin ta kendisi olan, geleceği göremeyen ve nihai bir amacı olmayan "kör saatçi" kavramıdır. Bu süreç, tek bir dev sıçramayla veya saf bir rastlantıyla çalışmaz; aksine küçük ve yararlı değişikliklerin nesiller boyunca korunduğu otonom bir işleyiştir. Kümülatif (birikimli) seçilim adı verilen bu algoritma, istatistiksel olarak imkânsız gibi görünen karmaşıklıkları nesiller boyunca adım adım inşa eder. Canlılık, gizemli bir özden (örneğin eski bir tabir olan protoplazmadan) ziyade, düşük entropili ve sayısal (dijital) bir enformasyon mimarisi olarak tanımlanır. Genlerdeki DNA, tıpkı havadan dökülen bilgisayar disketleri gibi, sadece kendisini yeniden üretmek için dijital talimatlar dağıtan bir bilgi teknolojisidir. Doğadaki av-avcı ilişkileri gibi rekabetçi unsurlar bu algoritmik sistemin itici gücünü oluşturarak, organizmaları sürekli bir "silahlanma yarışına" sokar. Sonuç olarak kitap, evrimin teleolojik (amaca yönelik) bir planı olmadığını, ancak matematiksel kesinliğe dayalı mekanik bir süreçle olağanüstü tasarımlar yaratabildiğini rasyonel bir şekilde kanıtlar.
Bilim
Kör SaatçiRichard Dawkins · Kuzey Yayınları · 20211,452 okunma
Yapay Zeka Çağı
8/10
·360 syf.··
2026 58. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2026 21:21
Byron Reese tarafından kaleme alınan Yapay Zeka Çağı insanlık tarihini teknolojik kırılma noktaları üzerinden inceleyen ve bizi bekleyen "Dördüncü Çağ"ın felsefi ve pratik boyutlarını ele alan kapsamlı bir eser. Kitabın kısa bir incelemesini aşağıda ana başlıklar halinde tanımlayabiliriz: 1. Tarihsel Perspektif: Dört Çağ Reese, insanlık tarihindeki büyük değişimlerin her zaman teknoloji gruplarına bağlı olduğunu savunur ve tarihi dört ana döneme ayırır: Birinci Çağ: Dil ve ateşin kontrolü (100.000 yıl önce). Bizi biyolojik ve sosyal olarak "insana" dönüştüren ilk büyük sıçrayıştır. İkinci Çağ: Tarım ve şehirlerin kurulması (10.000 yıl önce). İş bölümünü ve yerleşik hayatı başlatmıştır. Üçüncü Çağ: Yazı ve tekerleğin icadı (5.000 yıl önce). Yasaların, ticaretin ve tarihin başlangıcıdır. Dördüncü Çağ: Robotlar ve Yapay Zekâ. Yazara göre bu çağ, önceki 5.000 yılda gördüğümüzden daha fazla değişimi önümüzdeki 50 yıl içinde getirecektir. 2. Temel Felsefi Sorular Kitabın en özgün yanı, yapay zekâ hakkındaki tartışmaların teknik değil, felsefi inançlara dayandığını savunmasıdır. Reese, geleceğe dair öngörülerimizin şu üç soruya verdiğimiz yanıtlara bağlı olduğunu belirtir: Evrenin bileşimi nedir? Sadece maddeden mi ibaretiz (Monizm) yoksa fiziksel olmayan bir zihin/ruh var mı (Düalizm)? Biz neyiz? Makine miyiz, hayvan mıyız yoksa tamamen farklı bir "insan" türü müyüz? Benlik nedir? Beynin bir numarası mı, karmaşıklıktan doğan bir özellik mi yoksa ruh mu? 3. Yapay Zekâ ve İstihdam Kitap, "Robotlar işlerimizi elimizden alacak mı?" sorusuna üç farklı senaryo ile yaklaşır:
Bilim
Yapay Zeka ÇağıByron Reese · Say Yayınları · 202048 okunma
Bir Labirentin İki Farklı Haritası: Beyin Cinsiyeti
Puan vermedi·224 syf.··
2026 7. kitabı
Hiç partnerinizle aynı şeye bakıp bambaşka şeyler gördüğünüzü hissettiniz mi? Ya da bir tarafın detaylarda boğulurken diğerinin "ana fikir" peşinde koşmasına anlam veremediğiniz oldu mu? Serkan Karaismailoğlu, bizi bu tartışmaların sığ sularından alıp nörobilimin derin ve bir o kadar eğlenceli okyanusuna götürüyor. Kitabın Özü: "Farklıyız Ama Eşitiz" Karaismailoğlu’nun kaleminde bu konu, "kadınlar şunu sever, erkekler bunu yapar" gibi klişe bir kişisel gelişim anlatısından çok uzak. Yazar, nöroplastisite, hormonlar ve evrimsel psikoloji ışığında, beynin fiziksel yapısının davranışlarımızı nasıl şekillendirdiğini anlatıyor. Kitapta Sizi Bekleyen Çarpıcı Detaylar Kitabı okurken "Hadi canım!" diyeceğiniz pek çok durak var. Neden Okumalısınız? Bu kitap sadece bir bilim kitabı değil; aslında bir "ilişki kullanma kılavuzu". Karaismailoğlu, biyolojik farklılıklarımızın birer çatışma unsuru değil, birbirini tamamlayan muazzam bir tasarımın parçaları olduğunu gösteriyor. Üstelik sizi ağır tıp terimleriyle boğmadan, söylediği bilgileri deneylerle destekleyerek yapıyor bu işi. E hadi sizin de beyin cinsiyetinizi öğrenme zamanınız gelmedi mi?
Bilim
Kadın Beyni Erkek BeyniSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 201912,3bin okunma
8/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 09:36
Vaclav Smil 'in kitaplarını okumak için birkaç senedir bekliyordum. Rakamlar Yalan Söylemez kitabı Kindle'a düşünce hemen okuyayım dedim. Bu tarz istatistiksel verilerle desteklenen, güzel hikaye anlatıcılığıyla süslenmiş kitapları seviyorum. Okurken kafamda canlandırıyorum. Kitapta özellikle enerji sektörü ile ilgili verdiği bilgiler çok ilgimi çekti. Çünkü bende enerji şirketinde çalışan bir finansçıyım. Ve dediklerini kendi tecrübelerimle kontrol edebildim. Bilim tarihini anlattığı bölümde bir kez daha şunu gördüm. Daha önce okuduğum birçok bilim tarihi kitabından olduğu üzere Türklerin, Müslümanların ya da komşumuz olan ülkelerin hiçbirinin esamesi okunmuyor. Tesadüflerle başlayan süreç, birikimli olarak birkaç yüzyılda dünyanın seyrini değiştiriyor. Doğaya hükmetmek, şekillendirmek, öldürmek ve yeniden yaratmak... Bilim tarihini okuduğumda aklımın almadığı o kadar çok şey var ki; hayranlık duyuyorum. Ama aynı zamanda henüz başarılmamış, denenmemiş, keşfedilmemiş bir o kadar şeyin daha olduğunu bilmek canımı da sıkmıyor değil. Kıtalar arası uçan uçaklardan tutun, bisikletin kauçuktan yapılan lastiğine, rüzgar türbinlerine, nükleer reaktörlere, içten yanmalı motorlara, elektrik enerjisinin üretimi, depolanması ve transferi, cep telefonlarının içindeki çipler, bilgisayar teknolojisi, yapay zeka... Saymakla bitmez. Günlük hayatımızda çok kolayca kullandığımız şeylerin üretim aşaması hakkında en ufak bir şey bilmiyor olmak canınızı sıkmıyor mu?
Bilim
Rakamlar Yalan SöylemezVaclav Smil · Pegasus Yayınları · 20253 okunma