"Dünyaya nasıl göründüğümü bilmiyorum; ama ben kendimi, henüz keşfedilmemiş gerçeklerle dolu bir okyanusun kıyısında oynayan, düzgün bir çakıl taşı ya da güzel bir deniz kabuğu bulduğunda sevinen bir çocuk gibi görüyorum."
Sir Isaac Newton
İbrahim Hakkı'ya göre Allah'ın doğa kitabını yaratmasının amacı bizi rahmetiyle eğitmektir. Şöyle yazar: "Bu dünya bizi merhametli bir anne gibi eğitir". Doğa, insan ruhu, bedeni ve dünyadaki simgeleri bize göstererek, Allah'ın varlığı, sıfatları, yaşamın anlamı ve dünya hakkında bizi eğitir.
Vakti ile bize doğayı başka türlü öğretmişlerdi. Dünyadaki varlıklar ikiye ayrılıyordu: Canlılar ve cansızlar: canlılar üç kategoride değerlendiriliyordu. İnsanlar, hayvanlar, bitkiler. Bugün bunların geleneksel bilimin yapay bölümlemeleri olduğu artık kabul edildiğine göre, geçmişte kendimi kandırılmış gibi hissediyorum, kendileri de kandırılmış olanlar tarafından. Hayvanların yalnızca içgüdüleriyle davrandıklarını söylemişlerdi, oysa bugün, bizimkilerden farklı da olsa bilinçli davranışları olduğunu öğreniyoruz.
Bugünkü bilgimize göre, insan doğduğunu ve bir gün öleceğini bilen tek varlık, ama bu onu diğer varlıklardan üstün kılmıyor, doğada var olduğunu bildiğimiz hiyerarşiler belki de bizim kendimize uyguladığımız bir takım ölçütlerin yansımaları.
Hayvanları dikkatli bir gözle izlediğimizde onların bizlerde olmayan bazı güçlere ve bilgeliğe sahip olduklarını fark ediyoruz. Cansız diye nitelendirmiş olduğumuz dağların, taşların, tepelerin atom altı dünyaları bizimkileriyle özdeş. Öyleyse ilkel denen insan, yanardağları canlı varlıklar olarak algıladığı için bizden daha mı az bilge sayılmalı?
Sayfa 43 - Metis Yayınları, 21. Basım, Aralık 2023·Kitabı okudu