Başta biraz tuhafıma gittiyse de artık çok sevimli buluyorum. Eline bir kitap alıp sayfalarını altındanmışçasına dikkatle çevirmene, sonra hikâyenin kokusunu alabilirmişsin gibi o sayfaları koklamana bayılıyorum.
"İnsanın araçları içinde hiç şüphesiz en şaşırtıcısı kitaptır. Diğerleri gövdesinin bir uzantısıdır. Mikroskop ve teleskop gözünün uzantısıdır; telefon sesinin uzantısıdır; sonra kolunun uzantısı olan saban ve kılıç vardır. Ama kitap bambaşka bir şeydir: Kitap belleğin ve hayal gücünün uzantısıdır."
Okumak bir çeşit organik gereksinimdir bende. Günde hiç olmazsa iki üç saat okumayınca, afyondan kesilmiş bir bağımlıya döner, bir "yoksunluk nöbeti" geçiririm.
Başladığım kitabı, kötü de olsa bitirmek huyundan Fethi Naci' nin bir sözü sayesinde kurtuldum: "Karpuzu kestin. Baktın ki kabak. Gene de zorla yiyecek misin o karpuzu?" demiş Fethi Naci.
Yazılı sözü yok etmek için bir meşale ve bir barbar yeterlidir. İnşa edilmiş sözü ortadan kaldırmak için toplumsal bir devrim, bir dünya devrimi gerekir. Belki Kolezyumun üzerinden barbarlar, piramitlerin üzerinden tufan geçmiştır.