Bazen İstanbul'daki teyzem geldiğinde, kınanır, onun çocuklarıyla kıyaslanırdım. Üstümü kirlettiğim için azarlanırdım. Utanır, sıkılırdım.
(...)
Biraz önceki, sözüm ona, benim iyiliğim için yapılan kınanmışlıkları unutmak isterdim. Unutamazdım, yüreğime hapsederdim.
Onu kaybetmenin kaygısına kapılmayagörelim, başka herkes çıkar aklımızdan. Onu elimizde tuttuğumuzdan emin olduğumuz da ise hemencecik onu yeğ tuttuğumuz başkalarıyla kıyaslamaya girişiriz.
Organon 1 - Kategoryalar'da Diyalektik'i eksik bir düşünce tarzı saydı. Onun yerine, sabit şekiller ve kategorilerin münasebeti yolundan ispatı sağlayan kıyas, yâni "iki hakikatten bir neticeye varma" metodunu koydu. Ona göre "diyalektik", fikirlerin karşılaştırılmasına yarar, fakat hiçbir şeyi kesin olarak ispat etmez. Bilgiyi "ihtimâl" derecesinde bırakır. Halbuki "kıyas" gerçeklerdeki sınıflamadan hareket ettiği için, özel bir kavramla genel bir kavram arasında orta terimlerle bağ kurarak özel'i genel ile kesin olarak ispata yaramaktadır.
Aristoteles'in kıyası STATİK BİR DÜNYADA sağduyuya dayanan kesin bir ispat şekli olarak kabul edildi. Ortaçağda bir kısım kelâmcılar "cedel" adıyla diyalektik mantığı kullanmada davam ettiler; fakat umumiyetle
Aristoteles'in "kıyas-delil"ini kullandılar...Sonra tecrübe ve müşahede bunların önüne geçti."