Kıyasıya dövüşmekte olan iki kişi, çevredekilerin araya girmesiyle birbirinden ayrıldığında, bazen bu kişilerden birinin engellenen kızgınlığını kendi üzerine yönelterek başını ya da göğsünü yumrukladığı görülür.
Kızgınlığın dıştaki insanlara yöneltilemediği bazı durumlarda, dıştaki insanlar kişinin kendi benliğine mal edilir ve duygular dışavurulacağı yerde, insanın kendi üzerine çevrilebilir.
Dıştaki insanların kişinin benliğine alınması olgusu, onun aşırı bağımlılığının doğal bir sonucudur.Engellenmenin yarattığı kızgınlık engelleyen kişiye yöneltilemediğinde küskünlük duygusuna dönüşür. Bazı intihar olgularında da benzer bir mekanizma işler.Sevgisini esirgeyen, engelleyen ya da terk eden kişiye kızgınlık öylesine yoğundur ki, bu onu yok etme isteğine dönüşür.
Genellikle bilinçdışında yaşanan bu isteği gerçekleştirmek için dolaylı bir yol seçilir; kişi öfke duyduğu insanı önce benliğine mal eder, sonra içindeki insanı yok etmek amacıyla kendi canına kıyar.Bazı durumlarda öfke duyulan, belirli bir kişi değil, kişinin çevresi ya da tüm insanlıktır. Dünyada umduğunu bulamadığı sonucuna ulaşan kişi, kendini ortadan kaldırmakla dünyayı cezalandırdığına inanır.
Ancak belirtmek gerekir ki, burada açıklanan mekanizma intihar olgusunun oldukça karmaşık yapısının yalnızca bir boyutunu oluşturur.
Peki, o halde ben de bu noktada size kızgınım, ki bu aslında bir talihsizlik değil; çünkü kalbimin bir köşesinde bir parça kızgınlığın sizin için hazır bulunması, dengeyi sağlaması açısından gayet iyi.
Takip bırakırken lütfen takipten de çıkarın. Akışınızda görmek istemediyiniz birinin akışını meşgul etmek hiç hoş değil. Buarada "sevgi pıtırcıklığı" yapıp kendinizi sevdirip sonra "bana zaman ayırmıyorsun" triplerine de girmeğin bi zahmet. Sevgi triplerle olmuyor. Karşılık beklemez mesela. Derdim takip değil. Bilinçli şekilde uzaklaşanlaradır sözüm. Bu yaptığınız kurnazlık. Takipten çıkıp takipte tutmak işinize geliyor da benim sinirlerime yazık.
Yüzyıllar boyu kahır ve üzüntüden doyum sağlamayı bir yaşam biçimi olarak benimseyip bunu türkülerine, şarkılarına ve edebiyatına yansıtmış olan bir toplumun bireyleri, çağdaş dünyanın farklı beklentilerinin kendilerini uyanmaya ve etkin olmaya zorlamasını kızgınlıkla karşılayabilirler.