Modern düşünce, dogmaları ve kilise otoritesini yıkarak yerine aklı ve bilimi koymuştur. İnsanlar artık hakikati göklerde değil, kendi akıllarında ve yeryüzünde aramaya başlamışlardır. Fakat bu durum, eski düşünce kalıplarının tamamen terk edildiği anlamına gelmez. Modernite, metafiziğin o kadim binasını yıkmamış, sadece içindeki sakinleri değiştirmiştir.Değişmez ve mutlak olanın tahtına, Tanrı yerine insan aklı ve düşünen özne oturmuştur.René Descartesdüşüncesi bu yer değiştirmenin en net örneğidir. Her şeyden şüphe ederek işe başlayan Descartes, şüphe edemeyeceği tek bir sabit nokta bulur: Şüphe eden, yani düşünen kendi varlığı.Bu adımla birlikte insan, kâinatın merkezindeki yeni ve sarsılmaz referans noktası hâline gelmiştir. Artık dünya, aklın ışığında ölçülebilir, hesaplanabilir ve bütünüyle kontrol edilebilir bir nesne yığınına dönüşmüştür. Modern özne, her şeyi kendi aklının süzgecinden geçirerek ona bir kesinlik kazandırmaya çalışırken, aslında antik Yunan döneminden beri süregelen o değişmezlik ve kalıcılık arzusunu aynen devam ettirmiştir.
-REHA KANSU, "Modernizm'den Postmodernizm'e", besincidevre.org, 5 Mart 2026-
Dünyevi asketik Protestanlık şimdiye kadar söylenenleri özetlersek mülk sahibi olmanın verdiği doğal zevke var gücüyle karşı çıkmış, tüketimi, özellikle lüks tüketimini sınırlamıştır. Buna karşılık, mal kazancını, psikolojik olarak geleneksel ahla-kın yasaklarından kurtarmış, kazanç uğraşısının zincirlerini koparıp bunu yalnız yasal hale getirmekle kalmamış, ayrıca (tartışılan anlamda) doğrudan doğruya tanrının isteği olarak görmüştür.
Ahlaki olarak gerçekten itiraz edilecek şey, mülkiyetin sağladığı rahatlık, zenginliğin, tembelliğe ve bedensel zevklere yol açan zevki, hepsinden önemlisi de, "kutsal" yaşamı elde etme uğraşısından ayrılmasıdır.
Kazanmak, insanın yaşamının amacıdır, yoksa maddi yaşam gereksinimlerini karşılayacak araç değildir. Bu ihtirassız duyguların bütünüyle "doğal" olgular diyebileceğimiz olgulara anlamsız dönüşümü, kapitalizmin, açık ve o kadar da mutlak temel bir ilkesidir. Bu ilke kapitalist etki altında olmayanlara yabancıdır. Fakat aynı zamanda, dini kavramları yakından ifade eden bir duygu dizisini de içerir.