(...) O, (nefs) kendisini hiç kimseye muhtaç ve müftekir olmasını kabul etmez. Bu, uluhiyet dâvasından başka bir şey değildir ve Allah'la şeriklik iddiasıdır. Hattâ (emmârelik) vasfındaki nefs -ki, bütün saadetlerden uzaktır- Allah'la şirketi bile kabul etmez. Onunda hâkimi olmak; var ve yok ne varsa, kendisinin mahkûmu görmek ister. Bundan dolayıdır ki, Allah düşmanı nefse, en harîs olduğu mevki ve riyâset yolunda imdad ederek kuvvet vermek, mahv ve izmihlâlin en büyüğüdür.
Sayfa 167 - 168 İMÂM-I RABBANÎ HAZRETLERİ, (Nefs), Büyük Doğu Yayınları
Nefs, (Emmâre)lik hâliyle, dâima mevki ve riyâset dâvasında ve benzerlerinden üstün olmak himmet ve gayretindedir. Her ân istediği şeyse, bütün mahlûkların kendisine muhtaç olması ve emirleriyle yasaklarına başkesmesidir...
Sayfa 167 - İMÂM-I RABBANÎ HAZRETLERİ, (Nefs), Büyük Doğu Yayınları
- "Babaannem bana derdi ki, cehennemde vücûd yanmaz, nefs-i emmare yanar. Ben ona suâl ederdim: nefs-i emmare nedir? Başını sallayıp "sana bunu vakt-i aharda anlatırım, henüz yaşın küçüktür" der idi. Fakat ben anlar gibi olur idim. Sonraları anlar gibi olduğum vakit... Yok yok, ifâde-i hisssiyattan acizim!.."
Sayfa 263 - II. Bölüm, Matmazel Noraliya ve Günlükleri, Alkım Yayınları...
Nefis mertebelerinden en aşağıda olanın, kötülük işlemekten lezzet alan ve bundan pişman olmayan 'nefs-i emmare'nin ıslah olması ve diğer mertebelere çıkarılması kısmen musibetler sayesinde olmaktadır.