Üzüntü çekmeden genç yaşta,
Kızıl yara çıkıp ölseydim!
Babam, anam ecelli,
Sonsuza yetim kalsaydım!
Onlar hayatta iken,
Hastalıktan gitseydim.
Yamaçtaki söğüt mü,
Annesiz babasız yetimden
Azaplı ben gibi var mı?
Güneyde yeşeren söğüt mü,
Yaralı yetimlerin arasında
Benim gibi dertli var mıdır
Yeşermeden azap çeken?
Babasız çocuğu kanadının altına al, tozlarını silk, dikenini çıkar. Onun neden bu kadar zavallı kaldığını bilmiyor musun? Kökü bulunmayınca ağaç taze olur mu?
Boynu bükük bir yetim gördüğün zaman onun karşısında kendi evlâdının yüzünü öpme. Yetim ağlayınca nazını kim çeker? öfkelenince kimler hoş görür? Aman, dikkat et de ağlamasın; yetim ağladığı zaman koskoca arş titrer.
Esirgeyerek onun göz yaşını sil; şefkatle yüzünün tozunu al. Eğer başından gölgesi gittiyse onu kendi gölgende besle. Ben de başımı babamın kucağına yasladığım zamanlar başımda taç vardı. Vücuduma bir sinek konsa kaç kişinin gönlü perişan olurdu. Oysaki şimdi düşmanlara esir düşsem, dostlarımdan kimse bana yâr olmaz.
Yetim çocukların derdini ben bilirim. Çünkü çocukluğumda babam başımdan gitmişti.
Ebu Zerr'in naklettiğine göre,
Rasûlullâh ﷺ ona şöyle buyurmuştur: “Ya Ebu Zerr! Ben seni zavallı görüyorum ve kendim için ne istersem senin namına da onu isterim. Sakın iki kişinin başına bile amir olma ve yetim malının sorumluluğunu da yüklenme.”(Müslim)