“Ne dehşetlidir insan için çok kıymetli olan candan ve dünyadan vazgeçmek zorunda olmak. Sevdiklerini bir daha görmemek düşüncesi ne korkunç! Ne korkunç amelinle baş başa zikir karanlık ve daracık bir kuyunun içinde kıyameti beklemek! Gel de inanma; ölümün de hayatın da yüce sahibine.”
Alıntı
Gelecek otomobil şehrinin zemini muhtelif tabakalardan vücuda gelecek, trafik sahasını boşaltmak için evler kalkacak ve bütün bir mahalleyi karnında topariayan Amerikan işi, kırk elli katlı, binbir pencereli korkunç ve çıplak küpler yükselecek.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
fildişi kulesinde yaşayan apolitik ve apatik asalaklar
Biz gençlere gelince; bizler kendimizi tamamen edebiyata vermiştik ve ülkemizdeki bu tehlikeli değişimlerin pek farkında değildik; başımızı kitaplardan ve tablolardan kaldırmıyor, siyasi ve sosyal sorunlara karşı en ufak bir ilgi duymuyorduk: Bu korkunç çekişmelerin bizim hayatımızla ne ilgisi vardı? Ancak onlarca yıl sonra tavan ve duvarlar üzerimize çöktüğünde, temelin çoktan oyulduğunu ve yeni yüzyıl ile birlikte Avrupa'da bireyin özgürlüğünün çöküşünün başladığını fark ettik.
Geçmiş, cennet kadar tatlı -ölüm kadar mahzun- bir sayfaydı ve ondan tek bir satır bile okumak cesaretimi kırar, enerjimi dağıtırdı. Gelecek korkunç bir boşluktu, yeryüzünün tufandan sonraki durumu gibi bir şeydi.
Sayfa 469·Kitabı okuyor
Alıntı
İki tarih vardır, biri siyasetin, diğeri edebiyat ve sanatın. İlki iradenin, ikincisi aklın tarihidir. Bundan dolayı ilki genellik­le irkiltici ve hatta dehşete düşürücüdür; korku, dehşet sıkın­tı, tehlike, hile, tezgah, düzen ve en masse korkunç katliam­lar. Buna mukabil diğeri her yerde zevk verici. sakin ve asu­dedir, tıpkı kendi başına akıl gibi hatta böyle bir tarih yanlış yollardan söz etse bile böyledir.
Her şey yalan dolandı. Ne boktan şeyler ya­pıyorlardı insanlar. Kendilerine zarar gelmeksizin bir sü­rü kötülük yapıp, geçip gidiyorlardı. Kim aldırıyordu bunlara? Kendi başına gelmemiş miydi kaç kez? Hem de kaç kez! Ama iş paraya geldi mi, herkes üstüne üşüşüyor, korkunç cezalar veriliyordu. "Yalan dolan," dedi yüksek sesle.