Varoluşsal güvenlik koşullarının iyileşmesinin dini değerlerin önemini azalttığı, ne var ki, aynı zamanda endüstri sonrası toplumlarda nüfus artış oranlarını düşürdüğü açıktır. Böylece, zengin toplumların değerleri daha sekülerleşiyor ama nüfusları daralıyor. Buna karşılık, daha yoksul milletler, değerleri bakımından koyu dindarlıklarını sürdürüp aynı zamanda daha büyük nüfuslar üreten çok daha yüksek doğurganlık oranlarına sahip oluyor (ve dolayısıyla da yoksulluğu sürdürme eğiliminde oluyorlar). Esas itibariyle, tüm geleneksel dinlerin temel amaçlarından biri ailenin önemini korumak, “insanları çocuk sahibi olmaya, kadınları evde kalıp çocuk bakmaya teşvik etmek ve kürtajı, boşanmayı ya da yüksek üreme oranlarını engelleyen her şeyi yasaklamaktır.” O halde, birbiriyle bağlantılı bu iki eğilimin, zengin milletlerin daha sekülerleştiği, ancak dünyanın bir bütün olarak daha dindarlaştığı anlamına gelmesi şaşırtıcı olmasa gerek.
Sayfa 24·Kitabı okuyor
Felsefe-Düşünce
Sen merak etme çenesi yeter onun sjsjs
"Biliyorsun... bir çiçeğim var ve ondan sorumluyum. Hem o öyle güçsüz, öyle saf ki! Kendisini korumak dışında bir işe yaramayan dört küçük dikeninden başka bir şeyi yok.."
Sayfa 146 - Aperatifkitap·Kitabı okudu
Reklam
Sebebin soncul sebep olduğu haller için de bu aynıdır. Söz gelimi, niçin gezinilir? İyi sıhhatte olmak için. Bir ev niçin vardır? Malları korumak için. Birinci halde, soncul sebep sağlıktır, ikincide malların korunmasıdır. Fakat akşam yemeğinden sonra niçin gezinmek gerektiğini sormakla bunun ne maksatla yapıldığını sormak arasında hiç bir fark yoktur.
Sayfa 109
Karanlık gökyüzünü görünür kılan yıldızlar gibi, geçmişimin siyah tonunda, yaşamıının çizgilerini çizen onun sevgisi. Aslında belki hiç yaşanmamış bir sevginin anısı geriye kalan tek yıldız fa­kat şafak eninde sonunda sökecek. Güneş doğduğunda silinecek son yıldızı korumak için geceyi olabildiğince uzatmalı mıyım? Yoksa sonsuza dek mi yitirdim? Bir kadını? Bir şehri? Geçmişimi?
Sayfa 140·Kitabı okudu
Çocuklarda yaz hastalıklarına karşı basit ama etkili önlemler!
● Bol su içmesini sağlayın. ● Şapka ve güneş gözlüğü kullandırın. ● Saat 11:00-16:00 arası güneşten uzak tutun. ● Havuz ve deniz hijyenine dikkat edin. ● Yüzdükten sonra duş aldırın ve mayosunu değiştirin. ● Açıkta satılan yiyeceklerden uzak tutun. ● El hijyenini öğretin. ● Böcek ve sineklerden korumak için uygun losyon kullanın. ● Pamuklu, açık renkli ve ince giysiler giydirin.
Sayfa 49
Dergi
MEVLÂNA REZALETİ ve...
(...) Üstadım’ın Eylül 1980 tarihli, “Mevlâna Rezaleti” başlıklı yazısı: Ne korkunç bir başlık değil mi?.. Birdenbire insana gelen his şu: Mevlâna’yı korumak için mi, batırmak için mi kullanılıyor bu başlık? Bakın niçin?.. Mevlâna gibi, İslâm'ın iç dünyasına âit ilâhî ışıkları fezâ çapı gönül fanusunda ışıldatan bir velî etrafında yaptıkları törenler ve gösterdikleri alâka, hele yarı resmî devlet ifâdesi olarak o büyük zâtı anlamak ve anlatmak bakımından gerçek mânâya o kadar uzaktır ki, “rezalet” kelimesinden başka hiçbir türlü belirtilemez. Biricik vasfı İslâm, biricik hakikati tasavvuf ve biricik gayesi ilâhî visal olan koca velîyi, döndüre dolaştıra nihayet turist terliğine benzettiler. Şişli dönme muhitleri, Zekeriya sofraları veya ispritizma masaları mutekitlerinin hakikat ve güzellik ölçüsü çemberi içine almaya yeltendiler Mevlâna’yı... Yukarıdaki vasıflar dururken Mevlâna’nın ne Türklüğü, ne şairliği, ne düşünürlüğü hayal edilebilir. “Ben Kur’ân’ın kölesiyim; ben Ahmed-i Muhtar’ın yolunda O’nun ayak toprağıyım!” diyen bir ermişi, bağlı olduğu aşk ve imân kutuplarından ayırıp rejimin ve günün keyfine göre şekil ve mânâlara büründürmek, Kur’ân’ın kölesi ve O’nun ayak toprağı olmayı kabul etmeyenlerin manevî cinayetleri arasında en sefil olanıdır. Allah ve Resulü’ne bağlı olmayanların Mevlâna’ya bağlılık iddia etmeye ve onun mübarek adını mini etekten “Gelin Gecesi” tuvaletine, turist kokona tecessüsünden favorili züppeler cümbüşüne kadar istismar vesilesi kılmaya hakkı yoktur. Kim bu şekilde oynamalar, zıplamalar, hırlamalar, dümbelek çalmaların dinde ve Mevlâna’da olmadığını biliyor ve “Ben Kur’ân’ın kölesiyim” diyorsa o buyursun Mevlâna törenine!..
Vâridât: Hazret-i Mevlâna, ″KUSTO ÇANAKKALEDE″ başlıklı 11 Haziran bölümü, İBDA Yayınları
Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî
Reklam
Reklam