-10
1/10
·414 syf.··
2026 9. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 10:35
-10 puan vermesi olsa -10 vereceğim, normalde -9 , o 1 puanı da emeği için verecektim , fakat o emeğine saygımı da Mustafa Kemal Atatürk 'e attığı iftiradan dolayı vermedim , olmuyor abi ne yaparsan yap Nobel de al , Nike ödülü de al , Man booker ödülü de al , olmayınca olmuyor zorlamanın anlamı yok , ayrıca kitabı da iyi ki 2. El almışım şu kitaba para vermek gerçekten zoruma giderdi , yazarın diğer kitaplarını okumam ,okutmam , tavsiye etmem , ayrıca Mustafa Kemal'e iftira atmak bizim ülkede olduğu gibi dünya genelinde de pirim yapıyormuş demek, bu kadar ödül aldığına göre.
KoşucularOlga Tokarczuk · Alabanda Yayınevi · 2021198 okunma
8/10
·488 syf.··
2026 27. kitabı
Olay sporcuların tuhaf ölümleri etrafında dönüyor . Alman bir bilim insanı! Genetikçi yıllar önce Alman sporcuların hayatını kararttığı yetmezmiş gibi Çinli sporcuların hayatına dadanıyor herkesi zatıf noktasından, bazılarını para ile bazılarını kibirleri ile avlıyor . Olimpiyat komitesinin amansız denetimlerinde açığa çıkmamak için akıl almaz genetik deneyler yapıyor , başarılı sporcular , kazançlı bahisler herşey yolunda giderken sporcular ölmeye başlıyor bazılarına intihar süsü bazılarına kaza görüntüsü veriliyor . Çinli dedektif Şef Li ve sevgilisi Amerikalı patalog Margaret işin peşini bırakmıyorlar bu onların özel hayatlarını baştan sona etkilese de pes etmiyorlar. Çin ve Amerikan kültür çarpışmasını çok hoş bir dille anlatırken heyecan ve adrenalin içiçe giriyor . Akıcı ve merak uyandırıcı ...
KoşucuPeter May · Alfa Yayınları · 20255 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·408 syf.··
2026 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2026 00:00
Labirent serisini uzun zaman önce oğluma hediye olarak almıştım. Oğlum okuduktan sonra ben de okuyacaktım, ama o zamanlar okumaya fırsatım olmamıştı… Ta ki şimdiye kadar. “Hatırla. Hayatta kal. Koş.” Kitapta Thomas ile tanışıyoruz. Gözlerini bir asansörün içinde açıyor. Nerede olduğunu, kim olduğunu hatırlamıyor, hatta adını bile. Asansörün kapağı açıldığında kendini daha önce hiç görmediği çocukların arasında buluyor. Burası devasa bir labirentin ortasında kurulu bir düzen ve buraya “Kayran” adını vermişler. Üstelik burada sadece erkek çocukları var ve hepsi aynı şekilde buraya getirilmiş. Her şeyin çok net bir kuralı var: Koşucular dışında hiç kimse labirente girmiyor. Koşucular da gün batımından önce labirentten çıkmak zorundalar, çünkü kapılar kapanıyor ve gece olduğunda ızdırap verenler ortaya çıkıyor. Thomas bu düzeni, kuralları ve herkesin görevini öğreniyor. Ama asıl dikkatini çeken şey, labirentin içini keşfeden ve çıkış yolu arayan “koşucular” oluyor. O da bu ekibe katılmak istiyor. Ayrıca Thomas’ın gelişiyle birlikte daha önce hiç yaşanmayan olaylar olmaya başlıyor. Bir koşucu gündüz vakti ızdırap verenlerin saldırısına uğruyor. Ertesi gün asansör tekrar geliyor ve bu sefer içinden bir kız çıkıyor; adı Teresa. Üstelik kız, Thomas’ın adını sayıklayarak geliyor. Elinde bir not var; gönderilen son kişi olduğunu yazıyor. Bu da diğer çocukların gözünde Thomas’ı bir anda suçlu hâline getiriyor. Bu, düzenin tamamen bozulduğunun ilk işareti oluyor. Ve sonra o büyük kırılma yaşanıyor: Gün batımı olmasına rağmen labirentin kapıları kapanmıyor. O gece ızdırap verenler serbest kalıyor ve her gece bir kişiyi almak için Kayran’a geliyorlar. Artık Kayran’dan çıkmaları gerekiyordur. Thomas, Teresa, Newt ve Minho’nun çıkış yolu aradığı sahneler gerçekten nefes
Labirent: Ölümcül KaçışJames Dashner · Pegasus Yayınları · 201411,7bin okunma
7/10
·414 syf.··
2026 262. kitabı
"Birbirinden bağımsız görünen gelişigüzel parçaların örtük bütünlüğünü hissettim ama okurken çoğu yerde sıkıldım." demişim. Bir daha okumak çok büyük zaman kaybı gibi hissettirir sanki zamanımda çok değerli bir şey yapıyormuşçasına. Değişiyoruz Medet Delig. Sarmal biçimde...
Edebiyat
KoşucularOlga Tokarczuk · Alabanda Yayınevi · 2021198 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2026 15. kitabı
SÜR PULLUĞUNU ÖLÜLERİN KEMİKLERİ ÜZERİNDE OLGA TOKARCZUK 304 SAYFA #FilmlereUyarlananKitaplar #Ortakokuma Hapishane dışarıda değildi, her birimizin içindeydi. Belki de onsuz nasıl yaşanacağını bilmiyorduk. Polonya'nın Çekya sınırına yakın ıssız, sakin ve sert coğrafya şartlarına sahip bir köyünde yaşayan Janina Duszejko'nun anlatımıyla başlıyor hikayemiz. Doğaya, hayvanlara, adalete ve astrolojiye tutkuyla bağlı bir kadın Janina. Aslında bir mühendis fakat yıllar içinde mesleğini bırakıp bu köye yerleşmiş ve iki köpeğiyle yaşayan Janina, haftanın belli günleri okulda İngilizce dersleri veriyor. Kalan zamanını ise doğayla içiçe geçiyor. Kışın sert şartlarında, genelde boş kalan komşularının evlerini koruyup kolluyor. İnsanlar yerine hayvanlarla daha fazla geçiriyor olması, doğru bildiğini çekinmeden söylemesi, özellikle de avcılara karşı tepkilerinden dolayı çevresinde çatlak, takıntılı olarak adlandırılıp, pekte ciddiye alınmıyor. 🫎Bir gün komşusu Koca Ayak (insanlara lakaplar takmayı seviyor Janina) gizemli bir şekilde ölür. Çevrede av hayranlarından izler vardır. Gelen günler gizemli ve tuhaf ölümleri de beraberinde getirir. Her bulunan cesedin yanında en belirgin şey av hayvanlarına ait izlerdir. Tüm ölümlerin ardından Duszejko'nun tek teorisi vardır. Şiddet gören, avlanan hayvanlar intikam almaktadır. Sonu ise ters köşe. (Ufak tefek detayları kaçırmazsanız tahminde edebilirsiniz elbet hikayenin sonunu) Yine güzel bir grup okuması ve harika bir sohbet gerçekleştirdik. Eşlik eden tüm dostlara teşekkür ederim. Hem kitabı hem filmi sevdim ve tavsiye ediyorum. Sisteme, insanoğlunun bencilliğine, dünya düzenine, doğanın dengesinin bozulmasına, gereksiz eziyet ve işkence edilen hayvanlara, bu bencilliği kollayan yerel ve dini yönetimlere öfkenin bir dışa vurumu
Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri ÜzerindeOlga Tokarczuk · Timaş Yayınları · 20203,069 okunma
Polonya’nın Hareket Halindeki Hafızası
Puan vermedi
Tokarczuk’un edebiyatı, kök salmaktan çok dolaşmayı, sabitlikten çok geçiciliği anlamaya çalışır. Koşucular, bu anlayışın en belirgin örneklerinden biridir. Roman, bir yolculuğu anlatmaz; bizzat hareket etme hâlini insan varoluşunun temel durumlarından biri olarak ele alır. Metinde klasik anlamda bir olay örgüsü yoktur. Parçalı anlatılar, kısa karşılaşmalar, yarım kalmış hayat kesitleri ve beklenmedik hikâyeler bir araya gelerek modern insanın yerleşememe duygusunu görünür kılar. Havaalanları, tren istasyonları, oteller ve müzeler yalnızca mekân değil, çağımızın ruh hâlidir: kimsenin tam olarak ait olmadığı geçiş alanları. Tokarczuk’un dili sakin, berrak ve düşünceye açıktır. Felsefi sorgulamaları gündelik ayrıntıların içine ustalıkla yerleştirir. Ancak bu bilinçli parçalanmış yapı, bazı okurlar için dağınık ve yönsüz görünebilir. Oysa romanın biçimi, anlatmak istediği dünyanın ta kendisidir: süreksiz, hareketli ve parçalı bir varoluş. Koşucular, Tokarczuk’un edebiyata bakışını net biçimde ortaya koyar: İnsan, bir yere ait olarak değil, yolda olarak anlaşılabilir. Roman bittiğinde geriye tamamlanmış bir hikâye değil, hareket hâlindeki bir bilinç kalır.
Edebiyat
KoşucularOlga Tokarczuk · Alabanda Yayınevi · 2021198 okunma