HAVVAS AĞA Çizen silene kadar, dairenin içindeki mahpus Yezidi o dairenin içinde kalır. ΚΑΥΜΑΚΑΜΙΝ KARISI — Peki insan kendi kendini daire içerisine alabilir mi, hani kendini çevreleyerekten?.. HAVVAS AĞA- Alır yenganım. Kendi çizer, kendi siler. Lakin çok tekrarlanmaz bu. Fazlası günahtır Yezidilerce... Kendini olsun, başkasını olsun lüzumsuz yere dairelemenin günahı büyüktür onların gözünde. JANDARMA KOMUTANI'NIN KARISI- Peki insan kendi etrafını çizdiğinde, başkası gelip silemez mi? HAVVAS AĞA— Silemez yenganım, çizen kendi elleriyle silene kadar çevresini kimse silemez. Misal: Adam, karısını dövecek, bir kusur etti. Lakin kadın kendisini daire içerisine aldı mı emniyette olur. Erinin gazabından ırak düşer. Adamın hırsı geçene kadar o dairenin dışına çıkmaz. JANDARMA KOMUTANI'NIN KARISI— Peki, kocası ‘sil bakayım o daireyi' dese gene silmez mi, 'çık bakayım o dairenin dışına' dese gene çıkmaz mı? HAVVAS AĞA Çıkmaz yenganım, çıkmaz, zaten karı girmiş ki daire içine dayaktan kurtula. Ne diye çıksın? JANDARMA KOMUTANI'NIN KARISI- Ay bizim bey, 'çık bakayım o dairenin dışına' dese ben hemen çıkarım. Ben bizim beyin sözünden hiç çıkmam! (Jandarma Komutanı, karısına ters ters bakar. Dirsekler, susturur gene. O sırada koşmaca yarışmasının koşucuları birer birer meydana dökülmeye başlarlar.) TELLAL- Koşucular geliyor! Birincisi Muhammet! Dört Peygamber içinde Birincisi Muhammet! (Koşucular alkışlanır.)
Hayata Dair
Inter se mortales mutua vivunt Et quasi oursores vitae lampada tradunt. İnsanlar yaşatarak yaşar birbirini Ve hayat meşalesini, birbirine devreder koşucular gibi. Lucretius
Sayfa 110 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Friedrich Nietzsche
Herakleitos'un üslubunun karanlık olmasından ötürü duyulan birçok yakınma, bu türlü yakınmalardan gelmektedir. Olabilir ki, hiçbir insan ondan daha aydın, daha açık yazmamıştır. Şu var ki o kısa yazar, onun için de "okuyan koşucular"a karanlık gelir. Bir filozofun, düşüncelerini saklaması için bir neden yoksa ya da o, düşünceden yoksun olduğunu kelimelerin arkasında gizleyecek kadar maskara değilse, — Herakleitos hakkında söylemek net olduğu gibi — bile bile seçik yazmaması, hiç anlaşılır bir şey değildir. Schopenhauer'in dediği gibi, günlük hayat meselelerinde doğabilecek anlaşmazlıklardan dikkat ve seçiklik sayesinde sakınmak gerekirken, nasıl olur da düşünüşün en güç, en çapraşık, erişilmesi en zor konularında, felsefenin ödevlerinde, karanlık, hatta bilmece gibi anlatışlarda bulunabilir? Kısalığa gelince, Jean Paul bununla ilgili iyi bir ders veriyor ve diyor ki: "Büyük olan her şeyin — nadir bir duygu için çok anlam taşıyanın genel olarak kısa ve (dolayısıyla) karanlık anlatılması yerinde olur. Böylece kel zekâ onu, kendi boş kafasına göre çevireceği yerde, anlamsız bulur. Çünkü sığ zekâlar, en derin, en zengin deyişte, kendi günlük düşüncelerinden başka bir şey görmemekte çirkin bir ustalığa sahiptirler." Fakat buna rağmen Herakleitos, "kel zekâ"ların elinden kurtulamamıştır. Daha Stoacılar onun evreni oyun olarak gören estetik görüşünü, evrende insanın yararını göz önünde tutan, amaca uygunluk gibi sığ bir düzeye indirmişlerdir; öyle ki, onun fiziği bu kafalarda, Ahmet'ten Mehmet'ten dostlar için alkış isteyen bitmez tükenmez seslenişlerle dolu çiğ bir iyimserlik halini almıştır.
Felsefe
İnsanlar yaşatarak yaşar birbirini Ve hayat meşalesini, birbirine devreder koşucular gibi.
Sayfa 110·Kitabı okudu
Bu koşucuların sayısı 17.000 ve insanın aklına gerçek Maraton Savaşı geliyor, o zaman savaşçıların sayısı 17.000 bile değildi; oysa bugün koşucular 17.000 kişi ve her biri tek başına, hatta aklında bir zafer düşüncesi bile olmaksızın, yalnızca yaşadığını duyumsamak için koşuyor. "Kazandık!" diye fısıldıyordu Maraton savaşçısı Yunanlı ölürken. Şimdiki bitkin maratoncu ise Central Park'ın çimenleri üstüne yığılırken, "I did it" diyor iç çekerek. I Did It!
Alıntı
Hikâyenin sonuna dek hiçbir zaman hâkim olunmayacak bir ataleti vardır. Benim gibi güvensiz, kararsız ve yola çıkmaya hazır birilerini ister. Masumları.
Sayfa 220