Her kovboyun kârı değildir Amerika’da mafyasız seçim kazanmak! Başkanın mafyaya verilmiş sözleri var. N’olucak bu Küba’daki kapatılmış canım kumarhaneler? Ayrıca dönemin ünlü şuh sinema yıldızı Ava Gardner’ın, kendisine değil de, Castro denilen seyrek sakallı, tipsiz, fasulye sırığı kılıklı herife âşık olmasına gıcık oluyor Kennedy. Sanırım sırf bu kompleksinden ötürü Maryln Monroe ile birlikte oluyor.
— Ava Gardner da benim kıçımı yesin!
Bu üçüncü aşama ile şimdi içinde yaşadığımız toplumsal sistemlerdeki iletişim süreçlerine oranla daha özgür, daha gerçeği yansıtan, insanın daha iyi bir gelecek tasarlamasını kolaylaştıran yeni bir toplumsal iletişimin oluşumunu başlatabilmemizin nelere bağlı olduğunu da düşünmeye çalışacağız. Çalışmamızın sonunda, toplumun değişik kesimlerinin dil ya da iletişim biçimlerinin farklı oluşunun, bazı toplum kesimlerinin iletişim yeteneğinin daha azmış gibi görünmesinin, bu kesimlerin toplumsal hayata katılabildikleri hayat alanlarının darlığından ve diğer hayat alanlarına oranla daha az zengin hayat alanları oluşundan kaynaklandığını vurgulamak istiyoruz. Ayrıca bunun da ötesinde, daha özgür, daha eşitlikçi, daha üretken ve daha insanca bir toplumsal hayat kurabilmenin yolunun toplumdaki dil/iletişim yeteneği gelişkin olan kesimlerin önderliğinde gerçekleştirilecek bir yenileşme sürecinden çok, bu yenileşme sürecinin de önüne toplumun bütün kesimlerinin kendi dil/iletişim yeteneklerini geliştirebilecekleri bir kültür ortamının oluşturulmasının konumlanması gerektiğini duyumsatmak istiyoruz. Fazla ayrıntıya girmeden, bu konuda önce Vygotsky'nin, sonra da Adorno'nun bize ışık tutan çalışmalarını özetlemek istiyoruz. Vygotsky, 1930'ların Sovyetler Birliği'nde insanın dil yeteneğinin gelişme düzeyinin, toplumsal hayata katılma konusunda bulabildiği olanaklara bağlı olduğunu göstermiştir.
Adorno ise daha eşitlikçi bir toplum kurması için kendisine umut bağlayan toplum kesimlerine gerçekten yakınlık duyuluyorsa, öncelikle onların kendi toplumsal kesimlerinin dışındaki yenilikçi aydınların yol göstericiliğine değil, bu kesimlerin hayatı kendileri açısından algılayabilecekleri, ifade edebilecekleri, bunları konuşup tartışabilecekleri kendi dil yeteneklerini kazanmalarına umut
Bir kovboy ile bir Kızılderili New York'ta 5. Cadde'de yürüyormuş. Metropolün dağdağası içinde Kızılderili birden durup "Cırcır böceğini duyuyor musun?" demiş. Kovboy dudak bükmüş: "Şehrin ortasında ne cırcır böceği? Hem bu gürültüde nasıl duyabilirsin ki?" Kızılderili, cebinden metal bir para çıkarıp kaldırıma atmış. Para yere çarpınca, yoldan geçenler hemen paranın düştüğü yöne bakmış. Kızılderili gülümsemiş: "Görüyorsun ya, herkes aradığı şeyin sesini duyuyor.
Mesele kalbini neye ayarladığınla ilgili."
Murat Menteş
Oturup duruyorum. (Yoo, bazen kalkıp saçımı kesiyorum, değişik kâhküller deniyorum.) Kağan 5'te işten dönüyor, alelacele yemek yiyor, sonra akşamları bulunursa iğrenç Amerikan kovboy-gangster-polis-casus-vampir-science fiction filmleri seyrediliyor lokalde (lokal denilen yer de tokyolu adamların tavla ve kağıt oynadığı ve veremler dinlediği bir mahalle kahvesi aslında) eve dönülüyor ve Kağan ertesi sabah 6'da işbaşı yapabilmek için sızıyor. Bir makine ve erkek cemaati burası.
"Film değiştirme vaktim gelmişti. Kovboy, Kızılderili filmleri artık rafa kalkmıştı. Bundan böyle sadece aşk filmleri izleyecektim.
Madem dayak yemekten başka işe yaramıyordum en azından filmlerde başkalarının sevgi ile kaynaştığını izleyebilirdim."