It's Snowing Like It's End of The World - Krobak (kitabı okurken spesifik olarak sadece bir şarkı dinlerim genelde ve bu şarkılar her seferinde kendiliğinden önüme düşer, bazen biraz kazmam gerekir ama genel olarak önüme düşer. Bu kitap için önüme anında düşen şarkı buydu. Belki siz de bu kitabı okurken bu şarkıyı dinlersiniz.)
Kitabı okurken ve bitirdikten sonra çok heyecanlıydım ve incelemesini yazarken de öyle olacağımı sanıyordum fakat şu an fark ettim ki öyle değilim. Sadece zorlanmış hissediyorum. Çünkü ne söyleyeceğimi bilemiyorum. Sadece kitabı çok beğendiğimi ve son otuz sayfası olmasaydı belki de bu kadar beğenmeyeceğimi söyleyebilirim. Bir de inatla önce Azil'i oku demelerine rağmen önce Ziyan'ı okuduğum için mutlu olduğumu söyleyebilirim. Bir arkadaşımın tavsiyesiyle bile isteye öncelikle Ziyan'ı okudum ve siz de daha Azil'i okumamışsanız önce Ziyan'ı okumanızı tavsiye ederim. Bu kitaptan hemen sonra Azil'e başladım - daha ilk sayfasında olsam da- birinin sonu diğerinin tersten başı gibi. Ters kriminoloji hoşuma gidiyor. Gasper Noe filmlerinden birini andırmasını istediğim için de olabilir. Kitap hakkında çok konuşamadım çünkü ne demem gerektiğini bilemiyorum sadece alışık olduğum Günday dilinden biraz farklı geldi. Diğer kitaplarını okurken ilk sayfadan "Evet, bu kitabı Günday yazmış" diyebiliyorken bu kitap çok uzak geldi dil olarak. O yüzden hiç bilmediğim yeni bir yazardan hiç beklenmedik derecede iyi bir şey okumuş gibi hissetim. Olay örgüsü gayet güzeldi fakat biraz sabır gerektiriyordu bence. Bir de bazı yerlerde Günday'dan beklenmeyecek betimlemelere rastladım -benim tanıdığım Günday'dan- bu sanırım beni kitaba yabancılaştırdığı için hoşuma gitmedi. Ama biliyorum ki aslında Günday size empati yaptırmaya çalışmıyor, karakterlerin yerine kendinizi