İster acıklı, ister mutlu; ister uzun, ister kısa… Film bitiyor bir gün. Olması gereken, olması gerektiği ‘zaman’da oluyor… o ‘an’ ‘ışık’lar yanıyor. Perdedeki görüntüler son’a eriyor. Seyrettiklerimiz hayal oluveriyor.
‘ışık’ ve ‘ışıklar var, artık.
İnsan bir kere onurunu yitimesin, hiçbir yalan utandırmaz artık, hiçbir düşkünlük yüzünü kızartmaz, hiçbir rezillik küçük düşürmez, hiçbir doğru erdem kazandırmaz, hiçbir acı merhamet uyandırmaz. O artık sadece kötüdür, korkaktır, çürümenin fotoğrafıdır, toplumsal bir urdur, bir yalnızlık iskeletidir. Bizden daha iyi bilir yenildiğini. Ezildiğini. Tükendiğini. Sevinemediğini. Çıkışının kalmadığını. Kimseye güvenmediğini. İnsanlardan bir mezara döndüğünü. Derin bir yalnızlıkla boğulduğunu. Uyuyamadığını.