Köylünün veya bir hirfet üyesinin tam bir serbestlik içinde, sınırsız üretim faaliyetlerine girişmesine olanak tanınmamıştır. Onlar, ancak devletin koyduğu kural ve kısıtlamalar içinde üretim faaliyetlerini yürütebilirler. Yalnız tüccâr, Orta-Doğu toplumunda kapitalist olma imkânı ve koşullarına sahiptir. Tüccâr demek, yalnız bölgelerarası ticaretle uğraşan veya uzak yerlerden gelen malları satan büyük işadamı demektir. Şehirde kendi yaptığı malı satan hirfet erbabı veya onların malını ikinci elden satan küçük esnaf, kesin olarak tüccâr kavramı dışında bırakılmıştır. Tüccâr, sattıkları mal çeşidine göre hirfet halinde örgütlenmiş olmakla beraber, hisba (bkz. s. 266-276) kuralları ile bağımlı değildir. Bu nokta, onları hirfetlerden ayıran en önemli özelliktir. Hirfet erbabının hammadde alışı, üretimi ve satışı kısıtlamalar altında olduğu halde, tüccâr her şekilde, istediği kadar servet biriktirebilir, gittikçe daha fazla servet yapabilir, yani kapitalist amaç peşinde koşabilir. Onun yatırımlarının çeşidi ve sınırı kısıtlanmamıştır. Orta-Doğu toplumunda esas kapitalizmin, ancak ticarî kapitalizm şeklinde var olduğunu söyleyenler büyük ölçüde haklıdırlar.