Köylünün veya bir hirfet üyesinin tam bir serbestlik içinde, sınırsız üretim faaliyetlerine girişmesine olanak tanınmamıştır. Onlar, ancak devletin koyduğu kural ve kısıtlamalar içinde üretim faaliyetlerini yürütebilirler. Yalnız tüccâr, Orta-Doğu toplumunda kapitalist olma imkânı ve koşullarına sahiptir. Tüccâr demek, yalnız bölgelerarası ticaretle uğraşan veya uzak yerlerden gelen malları satan büyük işadamı demektir. Şehirde kendi yaptığı malı satan hirfet erbabı veya onların malını ikinci elden satan küçük esnaf, kesin olarak tüccâr kavramı dışında bırakılmıştır. Tüccâr, sattıkları mal çeşidine göre hirfet halinde örgütlenmiş olmakla beraber, hisba (bkz. s. 266-276) kuralları ile bağımlı değildir. Bu nokta, onları hirfetlerden ayıran en önemli özelliktir. Hirfet erbabının hammadde alışı, üretimi ve satışı kısıtlamalar altında olduğu halde, tüccâr her şekilde, istediği kadar servet biriktirebilir, gittikçe daha fazla servet yapabilir, yani kapitalist amaç peşinde koşabilir. Onun yatırımlarının çeşidi ve sınırı kısıtlanmamıştır. Orta-Doğu toplumunda esas kapitalizmin, ancak ticarî kapitalizm şeklinde var olduğunu söyleyenler büyük ölçüde haklıdırlar.
Sayfa 257 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Kural Altı: Hislerin katili ol.
Sayfa 47·Kitabı okuyor
Reklam
"Güzel ve Çirkin" hikâyesi, evlilik bağıyla bir araya gelen iki kişinin çözmesi gereken uyumsuzlukları ele alan, neredeyse her kültürde bilinen bir hikâyedir. "Güzel ve Çirkin," aşkın fiziksel görünüşü geri plana atan gücünü sergileyen tipik bir aşk hikayesi olduğu için övülmüştür. Ancak pek çok açıdan kadınların evlilikle ilgili kaygılarını ortaya koyma fırsatını bolca barındıran bir konusu vardır ve bir zamanlar yaşlı erkeklerle anlaşmalı evlilikler yapan genç kızların korkularım yatıştırmak için anlatılmış olabilir. Anlaşmalı evliliklerin istisna değil kural olduğu kültürlerde bu hikâye, kadınları kendi arzularını gizlemeye ya da zenginliği başka isteklere tercih etmelerini gerektiren bir bağlılığa hazırlayan bir hikâyedir.
Sayfa 76 - Everest Yayınları 1.Basım 2024·Kitabı okuyor
Alıntı
"Zaman diye bi şey yok ki zamanda yolculuk diye bi şey olsun yaa, deli misin yaa!.. ... Zaman, insanların uydurduğu bi şey. Tıpkı ses gibi, söz gibi, konuştuğumuz dil gibi, o da ihtiyaç gidermek için uydurulan bi belirteç, dayanak noktası olarak kullanılan bi işaretleyici, işlemsel bi kural, ama bütün kurallar gibi uydurma bi kural, bi alet, araç gereç, kandırmaca filan, hepsi o, anlıyo musun? Aslında öyle bi şey yok. Dünya dönüp duruyosa geçip giden ne?
Sayfa 289 - Kerem - İletişim Yayınları, Genişletilmiş Yeni Baskı, 2025·Kitabı okuyor
"Ve inan bana, çirkinliğin suratına suratına gülebilen bir kadına ihtiyacım var çünkü ruhumda biraz karanlık baki. Ama kalbim, ne kadar kararırsa kararsın, senin; sadece senin. Ta ki sen onu arzulamayı bırakana kadar. Hatta o zaman bile senin olacak."
Sayfa 450 - Olimpos Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam