Melonimu

Melonimu
@kurkmantolumelo
Dikenleri öpeceğiz güller bile şaşıracak
Canına ateş yapıştı
8/10
·240 syf.··
2026 9. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 12:54
Benim okuduğum ilk Sezgin Kaymaz kitabıydı. Kitabı beğenmiş olsam da yazarla tanışmak için doğru kitabı mı seçmişim acaba diye düşündürdü, çünkü sanırım değil. Yazar en eski mitlerden birini konu olarak seçmiş: Cennetten kovulma hikayesi. Cennetin tüm sekenesi mutlu mesut yaşayıp gidiyor; dört büyük melek, diğer küçük melekler, tüm hayvanat ve tabii Hocaların hocası (!) Büyük üstad Azazil… Ta ki ilk insana kadar. Tanrı Adem’i yaratıyor ona eşrefi mahluk diyor ve herkesin ona secde etmesini emrediyor. Herkes de Tanrı’nın emrine itaat ediyor bir kişi hariç: Azazil. Azazil, kibirden Allah’a sığınıyor fakat kibre düşüyor. Kendini tüm meleklerden yüce sayıyor. Kendi özünü bilmiyor, mücadele içine girdiği Adem’i alt etmek için elinden geleni yapıyor. Ve nihayet herkesin bildiği son gerçekleşiyor: Adem elmayı ısırıyor, cennet yerle bir olup Tanrı huzurunda cezalarını çekmek için sürgün yeri olan dünyaya gönderiliyorlar. Burada şöyle bir anekdottan bahsetmeden geçmek olmaz; Havva, Adem’e ilk günahı işlememe konusunda engel olmaya çalışıyor yani birçok inananışa göre Havva’nın ilk günaha davet ettiği tezini yazar çok daha farklı yorumlamış. Ve bunu anlatırken kadın-erkek arasındaki hem ayrıştırıcı hem birleştirici bir bütün olma, eş olma durumunu yüzünüzde bir tebessümle okumanıza sebep oluyor. “Ah şu erkek milleti!” Diğer taraftan da metin boyunca sorgulama yapıyorsunuz. Azazil’in bakış açısıyla onun gerçekliğiyle bakınca olaylara sanki ona hak veriyor gibi oluyorsunuz. En sondaki Cebrail ve Adem’in konuşmaları her şeyin kader, Allah zaten biliyordu, o izin verdiği için gerçekleşti gibi fatalist fikirleri (yazgıcı, kaderci) okuyucuyu derin düşüncelere sevk ediyor. Akıl mı kalp mi? sorusu üzerine derin derin düşündürüyor. Peki bizi farklı kılan akıl mı kalp mi sizce? Velhasıl
Ateş Canına YapışsınSezgin Kaymaz · İletişim Yayınları · 2023624 okunma
Reklam
9/10
·320 syf.··
2026 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 19:11
Adalet 29 yaşında yalnız bir kadın. Kitap, Adalet’in öleceğini öğrenmesi ve hastane süreci ile başlıyor. Başına gelen bu amansız durumu bir sebebe bağlama ihtiyacı duyan karakterimiz, kendi geçmişine dönerek "ilk elmayı nerede ısırdığını", yani ilk günahının izini sürmeye başlıyor. Bu varoluşsal hesaplaşma onu çocukluk yıllarında mahalleden arkadaşı olan Mahsun’a ulaşma ihtiyacı hissettiyor. Tabii en yakın arkadaşı Hülya ile beraber. Günübirlik olarak çıkılan yol, yıllar içinde değişen adresler nedeniyle uzuyor ve bir de yolculuğa Sadi Seber adında bir adam katılıyor… Kitapta Adalet’in çocukluğuna, ailesine ve kendi iç dünyasına dair anlatılar yer alıyor. Anlatıcı zaten kendisi. Annesi tarafından sevgisiz büyütülen bir kız çocuğu, yetişkin olduğunda da görmediği sevgiyi haliyle başkalarına da veremiyor. Duyguların da tıpkı davranışlar gibi öğrenildiğini hatırlatan bu eserde Adalet, hastalığına dek kimseye gerçek anlamda "dokunmadan" yaşamış bir kadın. Fiziksel ve duygusal hatta en çok duygusal olarak… Susarak, gördüğümüzü görmezlikten gelerek yitiriyoruz bir çok şeyi. Adalet de bununla mücadele etmeye çalışıyor. Atağa geçmeye çalışıyor buna karşı, çıktığı bu yolculuk da bunun en büyük kanıtı. İçinde sürekli bir kusma hissi, birçok şeye karşı duyulan derin bir iğreti var; fakat bu bir türlü eyleme dökülüp rahatlamaya vesile olamıyor. Ancak öleceği gerçeğiyle yüzleşmesi ve sonrasında yaşamak için yeniden bir şansı olması sanki bir şeyleri düzeltebilirim düşüncesi doğuruyor onda. Bu yüzden yıllardır taşıdığı suçluluk duygusu için bir kırılma anı yaşıyor. Artık bir şeyleri değiştirmenin zamanı gelmedi mi?          İpucu vermemek adına kısa bir olay örgüsünden bahsetmeye çalıştım fakat okuyucu ters köşelere, acabalara, tahmin yürütmelere açık olmalı. Yok ben öyle şeyler
DokunmadanNermin Yıldırım · Hep Kitap · 201711,6bin okunma
Elveda Memed
10/10
·639 syf.··
2026 7. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 09:47
Kocaman bir seriyi geride bırakmış olmanın hem mutluluğunu hem de hüznünü yaşıyorum. Bu yaşıma kadar okumadığım içinse çok buruğum. İnce Memed gerçekten Türk edebiyatında bir kült. Peki ama neden? Kalemim yettiğince yazacağım. Memed, İnce Memed 3’de yine köylüye zulmeden ağalardan birini öldürmüş dağa çekilmişti. Tek isteği eşkıyalığı bırakmak ve düzde Seyran ile beraber portakal kokulu bir hayat yaşamaktı. Ki hayali gerçek de oldu. Düze indi kendine bir konak aldı baştan aşağı hazırladı; sevdiği kadını, Hürü anasını yanına aldı güzelce geçinip gidiyorlardı. Oysa unuttuğu bir şey vardı; zulüm her yerdeydi. Haksızlık, emek sömürüsü, ağalık, beylik, paşalık her yerde vardı… Nitekim burada da çeltik ağası Şakir ağanın köylüye ettiği eziyet ve yakın arkadaşı muallim Zeki Nejat’ın öldürülüşü onu derinden sarstı. Şakir ağayı öldürüp yeniden dağa çıktı. Arkasında doğacak oğlu İbrahim’i bırakarak… Memed dağdan indikten sonra İnce Memed çetesi Ferhat Hoca önderliğinde eşkıyalığa devam ediyordu. Zengin insanları soyup onlardan aldıklarını ihtiyacı olan fakir, yetim ve öksüz köylülere dağıtıyorlardı. Başta Murtaza ağa olmak üzere hiçbir ağa ise rahat değildi. İnce Memed bulunmalı ve derhal öldürülmeliydi. Hatta Memed’in canının o deli atta olduğu, at öldürülürse Memed’in de öldürülebileceği söylentileri yayıldı. İnce Memed’i öldürmek o kadar önemli bir hal aldı ki köylüye zulüm, işkence, dayak had safhaya yükseldi. Buna rağmen köylü ser verdi sır vermedi. Dayaktan ölenler bile İnce Memed’in yerini söylemedi. Bu kitap özellikle daha önceki kitaplarda bahsedilen bir Memed gider bin Memed gelir sözünün somut haliydi. Köyde genç erkek kadın yaşlı herkes adını Memed olarak değiştirdi. İnce Memed olmak bir misyon, bir ruh haline geldi. İnce Memed’in kendisinin bile kendisi olmanın ağırlığı
İnce Memed 4Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202121,6bin okunma
8/10
·125 syf.··
2026 6. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2026 14:13
Melisa Kesmez’ın 4. Kitabıymış benim ilk kez duyup okuduğum ilk kitabıydı. Kitap 2019 yılında Sait Faik Hikaye Armağanı’na layık görülmüş. Jüri ödül gerekçesini şöyle açıklamış: “Değerli yazar Melisa Kesmez, ‘Nohut Oda’ adlı öykü kitabında insan ilişkilerinin karmaşıklığını, sarıp sarmalayan sıcaklığını ve nefessiz bırakan boğuntusunu telaşsız, duru bir üslupla anlatmayı başarmıştır.” 5 farklı kısa öyküden oluşan kitap, az sözle çok şey anlatmayı başarmış. Benim gibi yolda, otobüste hemen açıp okuyayım diyen öyküsevicilerin çok beğeneceği, duygusal yoğunluğu yüksek öyküler. Benim favori öyküm “Annemin Çadırı” oldu. Mutlaka şans verin.
Nohut OdaMelisa Kesmez · Sel Yayıncılık · 201810,5bin okunma
10/10
·136 syf.··
2026 5. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mart 2026 00:20
Cengiz Aytmatov bilindiği gibi Kırgız Türkü. Harun Çelik (YouTube aynı isim) hoca kendisine hayran. Zaten olunmayacak gibi de değil. ‘2. Dünya Savaşına Türkler girmedi diyorlar hayır, Anadolu’da yaşayan Türkler girmedi oysa Rusya’ya bağlı Türkler 2. Dünya savaşına girdi hatta en önde savaştılar’ demişti. İşte bu kitapta Aytmatov, 2. Dünya savaşı öncesinden başlayarak, savaş günlerinde geride kalanları ve savaş sonrasında geride kalanların acılarını anlatıyor. Baş karakter Tolgonay, toprağa derdini anlatıyor çünkü çocukluktan itibaren tarımla uğraşmış, Suvankul ile tarlada tanışmış yani toprak onun artık hayatı olmuş. Karı koca tek dertleri ekip biçmek, çalışmak, üretmek olan çift, başarıyorlar da. Üç tane de erkek evlatları oluyor: Kasım, Maysalbek, Caynak. Hepsi de aynı bahçede açan farklı renkteki çiçekler gibiler. Kasım ana baba mesleği ve çalışkanlığını devam ettiriyor, Maysalbek öğretmen olmak için şehre gidiyor, Caynak daha genç, toy. Kasım evleniyor, karısı Aliman ile Tolgonay gelin kaynana gibi değil ana kız gibi oluyorlar. Zaten hayat onları acılarıyla, özlemleriyle birbirine bağlıyor. 2. Dünya savaşı patlak verince ilk önce Kasım’ı daha sonra sırasıyla kocası ve diğer iki oğlunu cepheye göndermek zorunda kalan Tolgonay’ın acısı ve bu acı karşısında dimdik durmaya çalışması öyle sarsıcı ki. Kitabın anlatımı ise o kadar güçlü ki sahne sahne zihninizde yaşıyorsunuz; Aliman’ın Kasım’ın peşinden koşuşu, treni bekleyen Tolgonay’ın oğlunu 2 saniye de olsa gördüğündeki sevinci ve hüznü, kocasının da askere çağrılma haberini alınca kana kana ağladığı ve vedalaştığı o sahneyi ve her şeye rağmen kahraman bir Türk kadını olarak geride kalan tüm işin gücün üstesinden nasıl geldiğini… Kitap zaten çok kısa daha fazla hikayeden bahsetmek istemiyorum. Birçok alıntı yaptım, çok
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202277,9bin okunma
Reklam