Büyüknine tekrar daldı. Karşısındaki, senelerce evvel ihtiyarlayıp ölen torununun bu güzel ve bu taze torununa bakıyordu. Bu vücut, işte hayatın baharıydı. Arkasındaki, görmek istemediği şu pencerenin dışarısındaki gürültülü ve kokulu baharı niçin bu kadar yabancı duruyordu? Kendisini heyecanlandıran, karşı konulmaz bir gençlik arzusu veren, 17 yaşındaki bir aşığın busesi kadar tatlı ve yakıcı olan bu nisan rüzgarı niçin onun meçhul matemlerini örtmüyor, onun dudaklarında biraz tebessüm,gözlerinde biraz parıltı uyandırmıyordu.
O asıl sabahları seviyordu, oturdukları odanın üstünde yatıyorlardı. Evvela güneş, o cehennem güneşi, o siyah dumanlı, insanın belini büken güneş değil,kız gibi saf
ve taze bir güneş gelip odaları aydınlatıyor, “Uyanınız!” diyordu. Sabaha kadar deniz insana gizli ve neşeli bir ninni söylüyor,bazen öfkelenerek gürlüyor,köpürüyor,fakat çoğu kez böyle sakin,bir kuzu gibi melül ve uslu... Suat her gün bu güneşle beraber uyanıyor sıçrayıp camları açıyordu, o zaman içeri sabah, hayat,neşe,en çok da gençlik, her şey sadece bu güneşle,sadece denizin sesleriyle, bütün bunlar odalarına ve kalplerine hücum ediyordu. İnsanı gelip böyle koklayarak ısıtan,denizin tazeliğiyle serin bir sıcaklık veren güneşle yıkanıyorlardı... İşte Süreyya buna doyamıyordu.
“İyi bir insan,” dedi Slim. “İnsanın iyi olmak için akla ihtiyacı yoktur. Hatta bana zaman zaman bunun tam tersi olmalı gibi gelir. Çok zeki birini ele al, hemen hiçbir zaman iyi biri olmadığını görürsün.”
Benim beklediğim aşk başka! dedi. O, bütün mantıkların dışında, tarifi imkansız ve mahiyeti bilinmeyen bir şey. Sevmek ve hoşlanmak başka, istemek, bütün ruhuyla, bütün vücuduyla, her şeyiyle istemek başka... Aşk bence bu istemektir. Mukavemet edilemez bir istemek!
Sabaha kadar uykusuz kaldığını, geceki işinin yoruculuğunu düşünerek onu rahatsız etmekten çekiniyordum. İçimde ona karşı tarifi imkansız bir şefkat vardı. Yatağında nasıl uzandığını, nasıl ağır ağır nefes aldığını, saçlarının yastığa nasıl serildiğini tasavvur ediyor ve hayatta bu manzarayı görmekten daha büyük bir saadet olamayacağını düşünüyordum.