Puan vermedi·224 syf.··
2026 41. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 18:52
Evet, yine bir kitabın daha sonuna geldim. Sabahattin Ali'nin kitabı olan Kuyucaklı Yusuf'u yeni bitirdim ve kitap bana cidden çok garip geldi. Garipten kastım, okurken bu kitabı nedense İçimizdeki Şeytan'la birleştirdim. Özellikle iki kitaptaki kadın karakterleri, yani Macide ile Muazzez'i birbirine çok benzettim. İkisi de kendi dünyalarında sevgiyi ve aradıkları şeyi bulduklarını sandılar ama ne yazık ki Yusuf bu sevgiyi ve sahiplenmeyi tam olarak Muazzez'e gösteremedi. Tabii burada sadece Yusuf'u suçlamak da olmaz, sonuçta Yusuf'un çocukluktan gelme bir olayı, travması var. O içine kapanıklığı, kasaba hayatına ve toplumsal baskılara ayak uyduramayıp sürekli başka yere, kendi içine çekilmesi de bu durumda illaki büyük bir etkendir. Ama yine de Muazzez'i evde öylece başıboş bırakması, sadece gidip çalışması ve kadına asıl ihtiyacı olan ilgiyi göstermemesi kesinlikle Muazzez'in istediği, hatta hiçbir kadının isteyeceği bir şey değil. Muazzez sadece sığınacak güvenli bir yer ve gerçek bir sevgi arıyordu; Yusuf ise hem kendi içine çekildiği için hem de o çevre yüzünden Muazzez'i ihmal etti ve kasabanın o pis, yozlaşmış insanlarının ortasında tek başına bıraktı. Kitabın devamında da zaten bu ilgisizliğin ve geç kalmışlığın faturası çok ağır oldu. Yusuf onu korumak için ancak en sonlarda her şeyi geride bırakıp alıp gitme eyleminde bulundu ama artık iş işten geçmişti. Sevginin tek başına yetmediğini, insanın kendi içindeki sıkıntıların ve toplumsal baskıların her şeyi nasıl mahvedebileceğini çok buruk bir şekilde hissettiren, garip ama acayip etkileyici bir romandı.
Duygu ve Düşünce
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,9bin okunma
Puan vermedi·415 syf.··
2026 18. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 21:41
İkinci Dünya Savaşından hemen önce İstanbul'da geçen Huzur, küçük yaşta anne ve babasını kaybeden Mümtaz'ı, onu eğitip geliştiren İhsan'ı, onun çok sevdiği Nuran'ı ve daha birçok şeyi anlatır. Mümtaz'ın Nuran'a olan aşkı sadece duygusal bir bağ değil bir bakıma hayata tutunma çabasıdır. İhsan'ın Mümtaz üzerindeki etkisi çok fazladır ve İhsan'ın hastalığı kitapta çokça işlenir. Her karakter kendi şahsında aslında bir şeyleri temsil eder ve onlar özelinde yazar birçok konuyu işler. Şiirsel bir dil, Doğu - Batı çatışması, psikolojik derinlik, karakterlerin derin İç dünyaları, zaman kavramının karmaşıklığı ve de en çok Huzursuzluk... Okuması bir hayli zor, zordan kastım okurken odaklanmak ve odakta kalmak konusunda ben zorlandım açıkçası. Kesinlikle akıcı bir kitap değil, eğer ki böyle beklentiniz varsa hiç okumayın derim. Fakat kitabın kapağını kapattığınızda çok katmanlı, edebi şölen sunan bir kitabı bitirdiğinizi fark edeceksiniz.
Edebiyat
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,4bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Zavallı Kadın
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 16:10
Merhaba. Hâlâ incelemeye nasıl başlamam gerektiğini bilmiyorum. Kitaba inceleme yazıp yazmamak arasında gidip geldim itiraf ediyorum. 'Kitap hakkındaki düşüncelerimi doğru bir şekilde yazabilir miyim, hakkını verecek miyim' diye diye ikileme düştüm. Ve burdayım. Karmaşık bir anlatım olmaması için başlıklar ile inceleyeceğim. (Kesinlikle karışacak) Metnin Dış Görünüşü Bahsettiğim şey yazarın nasıl bir teknik kullandığı. Aslında tam olarak teknik mi denir bilemiyorum. Neyse. Kitabın ölen kadın olan Fikret'in mektupları olduğunu biliyordum. Kitaba başlarken direkt olarak birinci kişili anlatım görünce başta biraz şaşırdım. Tarih vs. yoktu ve 'acaba mektuplardan oluştuğunu ben mi yanlış gördüm' diye sordum kendime ama bunun cevabı uzun sürmedi. Suat, Fikret'in ablası gibi gördüğü kuzeni. Kitap da Suat'ı görmeye gelen bir arkadaşı ile başlıyor. Kitabı anlatan kişi Suat'ın arkadaşı, evet. Suat, Fikret'in başına gelenleri arkadaşına anlatıyor. Arkadaşı da bize aktarıyor. Ama bu anlatım uzun sürmüyor çünkü bahsedilen kişi Suat'ın verdiği mektupları okumaya başlıyor. Asıl kitap burda başlıyor diyebiliriz. Fikret'in mektupları aynen işleniyor kitapta. Kendi düşünceleri ve yaşadıklarını Fikret'in ağzıyla okuyoruz. İçeriği Fikret annesini çok küçükken kaybettiği için o zamandan beri melankolik biri. Belki de yazar, ilerde karakterin hüzne geçişini -ordaki karakter değişimini- yazmak istemediği için böyle bir yol seçmiştir. Kim bilir. Fikret'in kızı olunca (Nedret) kendisi ölüyor. Burda da 'Kızlar annelerinin kaderini mi yaşar?' diye düşündüm. Yazar bunu bile isteye mi böyle yazdı? Yıllardır süregelen bir anlayışı kitabına da işlemek mi istedi? Bunların cevabı bende değil Güzide Sabri Aygün hanımefendide. Kendileri çoğu kadın yazar gibi geri plana atılmaya çalışılmış. Bir ara bu
Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi (Ciltli)Güzide Sabri Aygün · İş Bankası Kültür Yayınları · 20214,026 okunma
Özgürlüğe Uçuş
9/10
·96 syf.··
2026 53. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 23:36
Jonathan… Gördüğüm bütün martılara verdiğim isim. Çok kıskanıyorum onları desem yalan da olmaz. Çünkü yaz-kış hep denizdeler. İnsanlar yazın denizden çekildiği zaman bütün deniz martılara kalıyor ki onları öyle denizin üstünde gördüğümde hep imreniyorum. Tertemiz, bembeyaz tüyleri ve turuncu gagalar olan güzel canlılar. Çoğu insan martılardan korksa da ben çok seviyorum onları. Havalar soğuduğunda, deniz dalgalandığında sahilde birbirlerine sokulup çok güzel bir direniş pozu verirler. Ben de bankta oturup onları izlerim. Martıyla ilgili şöyle bir anım da var: Bir gün denizde yüzerken bir martı suyun üstünde bana doğru yaklaşmıştı. Normalde korkup uçması gerekirken iyice yaklaştı bana. Aslında kanat çırpıyor ama bir şey uçmasına engel oluyordu. İyice yanıma yaklaştığında ayağına dolanan bir misine fark ettim. Martıyı sahile götürdüm ve oradakilerin yardımıyla ayaklarına dolanan misineyi kestik. Ellerimle martıyı havaya doğru bıraktım. Birkaç tur üstümüzde uçup sanki bize teşekkürlerini ilettikten sonra özgürlüğüne uçtu. Bu mutlu anı hiç unutamam. Hala boş vakitlerimde simit alır, Boğaz’da seyahat eden gemilerden birine tek başıma biner (nereye gittiği önemli değil ama en uzun rota hangisiyse onu tercih ediyorum) geminin arkasından martılara simit atarım. Neşeli çığlıkları hep mutlu eder beni. Ama bu kadar martı anısından sonra kitaba döneyim. Kitabımızın kahramanı olan Martı Jonathan’ın diğer martılar gibi olmak istememesiyle başlıyor konu. Niyeti uçmak. Hem de uçmanın çeşitlerini yaşamak. Ama bu durum sürüden dışlanmasına sebep oluyor. Fakat hiçbir zaman pes etmiyor ve istediği değişimi yaşıyor. Ve onun gibi gelen martılara da yol göstererek onların da dönüşümüne öncülük ediyor. Burada değişimden kastım dönüşüm. Aslında martı benzetmesiyle bizlere ders veriyor
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680,3bin okunma
hepimiz kendi faustumuzla yaşıyoruz,
9/10
·504 syf.·
2026 82. kitabı
Çok şey demek istiyorum aslında ama eseri yeterince anlayamadığımdan korkuyorum. O kadar farklı şeyleri bünyesine alan bir hikaye ki incelemesini okumayı da düşünüyorum. Faust hepimiziz. Bir insanın uyanışı, isyanı, yalan söylemesi, kandırması, kandırılması, şeytanla iş birliği , ahlakı önemseyişi buna rağmen yaptığı tezatlıklar... Okuduğum zaman diliminin sıkışıklığı sebebiyle bazı yerlere gereken değeri vermediğim halde arkadan sürekli ince ince dokunmuş karakterlerle tanıştım durdum. Hikayedeki herkes çok gerçek (aslında coğu öğe mitolojik ve doğaüstü ama gerçekten kastım hayatın içinden olmaları) ki bir kişinin bunca karakteri böylesine güzel yazabilmesine hayran oldum. Okurken durup durup bu karakterleri yalnızca BİR KİŞİNİN yazdığını kendime hatırlatmam gerekti çünkü onların kendi kişilikleri olup bunların sanki yaşanmış konuşmaları olduğuna inandım. Yazarın okuduğum ilk kitabı ama hayran oldum denebilir. Hepimiz biraz Faustuz. Biz de görsek de inanamıyor, ahlak pazarlıyor ve kendi içimizde tezatlıklarla boğuşuyoruz. İyi ki mefisto adlı tiyatroya gitmişim de bu kitabı okuma yolculuğum başlamış. Zaten tiyatrodan da çok etkilenmiştim her ne kadar kitaptan çok başka bir noktada olsa da. Bu senenin altını çizdiğim anlarında bu kitapla hemhal oluşum da olacak. Teşekkürler Goethe.
FaustJohann Wolfgang Von Goethe · İthaki Yayınları · 202216,9bin okunma
HARRY POTTER EMİCEM
8/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Efsanevi Harry Potter serisinin ilk kitabı, bu kitap evrenin bir başlangıcı ve serinin en masum kitabıdır. Felsefe taşı ile 2.kitap olan Sırlar Odası da daha çok küçük yaştaki çocuklar için yazılmış gibi hissettirir (çocuktan kastım gerçekten çok küçük yaşlar). Hatta ilk kitabı bir hikâye kitabı gibi desem alınmazsınız herhalde. Seri ilerledikçe daha karanlık bir tona bürünüyor. Bu kitap için diyebileceğim şeyler ise kitabın güzel ve eğlenceli oluşudur. Tabii seride mantıksızlıklar da yok değil. Mesela Yasak Orman herkese yasak deniyor ama ceza olarak çocukları oraya yolluyorlar. Yani burada bir mantık beklemek pek doğru olmayacak sanırım. Çünkü bu kitap en başta dediğim gibi güçük yaşdaki çocuklar için tasarlanmış gibi duruyor ve böyle bir anlamsızlık bu ilk kitap için olması gayet normal.Kitabın en çok nefret ettiğim yanı ise olayların sadece iki bina etrafında dönmesidir. “Yok işte Gryffindor şöyle güzel, buradan şu büyük büyücüler çıktı, dünyayı değiştirdi. Yok işte Slytherin çok kötü, Karanlık Lord oradan çıktı, oraya gidilmez…” tarzı bir yaklaşım var. Arkadaş, sadece bu iki binası mı var Hogwarts’ın? Diğer iki binaya ne oldu? Onlar olayı resmi renklendirsin diye araya katılan ama pek belli olmayan, arka planda kalan renkler mi? Allah aşkına, bu iki binaya neden doğru düzgün yer verilmiyor? Şu an Harry Potter hayranlarına sorsak çoğu ya “Gryffindor’luyum” der ya da “Slytherin” der. Çünkü diğer binalara hiç odaklanılmadı ve insanlar o binaları pek tanımıyor. Yani bu tam bir ayrımcılık; eserdeki önemli elementleri katmamaktır. Yazar ilerleyen kitaplarda Allah’tan diğer binalardan birkaç önemli karakter ekliyor da diğer binaları da tanıyabiliyoruz Kitapta olaykarın anlatılması çocukların normal yaşantısına çokca değinilmesi benim için geyet hoşdu özellikle okulda
Spoiler içerir!
Harry Potter ve Felsefe TaşıJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 202065bin okunma