Ne var ki, bu dişi kurt, şefkatle dolu kalbi,
Esmer memeleriyle emzirirdi evreni.
Gurur duyardı zarif, güzel ve güçlü erkek
Güzellerin kralı olmakla övünerek;
Sövgüden uzak kalmış ve pürüzsüz meyveler
Ki gergin ten ısırıp yemeye davet eder!
Kibele matriyarkal bir tanrıçaydı. Toplum patriarkal olunca, patriarkal toplumun baş tanrısı Zeus’u Giritte Dikte mağarasında doğurdu. Böylelikle tanrının anası oldu. Efeste yeni Hristiyan olanlar eski inanışlarından ayrılmadılar. Meryem anayı tanrı anası kabul ettiler. Kibele, Mekke’ye götürülüp, putu Kabeye konuldu. Ondan dolayı Kabe yönüne Kibele‘nin adından kıble denildi.
Efes’e ilk gelen iyonlar, büyük Anadolu tanrıçasının kutsal alanı çevresinde yaşayan ve ona saygı gösteren yerli halklarla karşılaşmışlar, daha sonra “ Artemis” adını alacak olan bu yerli tanrıçayı benimsemişlerdi. Sonradan “Efes Artemis’i” olarak ünlenen bu tanrıça doğal hayatın ve yabani canlıların tanrıçası, baş avcı, doğaya hükmeden tanrıçaydı. Her dönemde eski Anadolulu karakterini koruyan tanrıça için ilk büyük tapınak, panayır Dağı ile ayaz sülük tepesi arasında kalan kutsal alanda M.Ö. 700 ‘lerde inşa edildi.
Frigyalıların Fenike alfabesinin Batı’ya yayılmasında önemli etkileri olmuştur. Kybele tapımı da Frigya’dan Yunanlara geçmiştir. Simbal, flüt gibi müzik aletlerini icat etmişlerdir. Kilim dokumuşlardır. Kilim için kullandıkları “tapetes” adı bugün Fransızcada “tapis” adını almıştır.
İsis kültü Mısır'dan yayılmıştı; sadece kadınlar için değil, bir anatanrıçanın korumasını dileyen herkes içindi ve (Anadolu kökenli) çok yerleşik Kybele kültüyle rekabet ediyordu.