Kitaba dair,
Puan vermedi·154 syf.··
2026 254. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 15:26
Çarkların, Devridaim Makinelerinin ve İnsan İhtirasının Felsefesi ​Kitâb-ül Hiyel, Osmanlı’nın o masalsı atmosferinde mekanik aletler, gizemli otomatlar ve asla durmayan devridaim makineleri icat etmeye çalışan hiyel (mekanik) ustalarının hikayesi üzerinden, aslında insanın güç, iktidar ve ölümsüzlük arzusunu masaya yatırır; İhsan Oktay Anar, o kendine has kadim ve tılsımlı diliyle okuyucuyu labirent gibi dehlizlerin, dumanlı atölyelerin ve çizimlerin ortasına bırakırken, icat edilen her makinenin aslında mucidinin ruhundaki bir boşluğu doldurma çabası olduğunu fısıldar. Maddeden mana devşiren yazar, çarkların tıkırtısında zamanın akışını ve insanın kader karşısındaki acziyetini sorgulatır; güç elde etmek için kurulan o muazzam hilelerin ve mekanik dehaların, en nihayetinde insanın kendi yarattığı hapishaneye dönüşmesini anlatan bu eser, edebiyatımızın en şık ve en derin felsefi masallarından biridir.
Kitab-ül Hiyelİhsan Oktay Anar · İletişim Yayıncılık · 20205,8bin okunma
Varla Yok Arasındaki Puslu Labirent
10/10
·256 syf.··
2026 221. kitabı
Zamanın dairesel bir labirente dönüştüğü, gerçekle rüyanın, varlıkla yokluğun birbirinin kuyruğunu kovaladığı o tekinsiz taşra kasabasına hoş geldiniz. Hasan Ali Toptaş, Gölgesizler ile bize sadece kayıplarla dolu bir gizem anlatmıyor; o, kelimelerin kimyasını bozarak dilin sınırlarında dolaşıyor ve bizi kendi varlığımızı bile sorgulatacak muazzam bir edebi girdabın içine çekiyor. Bu roman, edebiyat tarihimizde eşine az rastlanır bir rüya tekniğiyle, silinen insanların ve geride kalan gölgelerin destanıdır. ​Toptaş’ın kalemi, bu eserde adeta bir berber usturası gibi keskin ama bir o kadar da tüy gibi hafiftir. Bir berber dükkanının aynasından yansıyan o puslu kasaba hayatında; berberin çırağı, muhtar, postacı ve ansızın ortadan kaybolan Güvercin, sıradan birer karakter olmaktan çıkıp varoluşun birer simgesine dönüşür. Yazar, öyle bir atmosfer inşa eder ki, sayfaları çevirdikçe kimin gerçekten yaşadığını, kimin sadece bir başkasının zihnindeki bir tasarımdan ibaret olduğunu ayırt edemez hale gelirsiniz. "Gölgesizler", adıyla müsemma bir şekilde, insanın modern dünyada ve kendi yalnızlığında nasıl silikleştiğini, nasıl birer gölgeye dönüştüğünü adeta ilmek ilmek işler. Roman boyunca akan o büyülü gerçekçi nehir, okuru bir gizemin peşinden koştururken aslında insanın kendi içsel boşluğuna doğru bir yolculuğa çıkarır. ​Okurken nefesinizi kesen şey, Toptaş’ın Türkçeyi bir enstrüman gibi kullanışındaki o muazzam ustalıktır. O, kelimeleri sadece yan yana dizmez; onlara ses, koku ve derin bir felsefi derinlik kazandırır. Kasabadaki o boğucu gizem, bir kadının aniden kayboluşuyla başlar ve bir köyün hafızasını yavaş yavaş yutarak genişler. Yazar bize şunu fısıldar: Asıl korkunç olan birinin gitmesi değil, geride bıraktığı o belirsiz boşluğun yaşayanları da yavaş yavaş yok
Duygu ve Düşünce
GölgesizlerHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202014,1bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·90 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
'Kağıt Ev' kitabı, benim için kitaplara duyulan tutkunun ne kadar büyüleyici ama aynı zamanda ne kadar tehlikeli boyutlara ulaşabileceğini gösteren sıra dışı bir eser oldu. Kısa olmasına rağmen içinde kitap sevgisi, takıntı, yalnızlık ve insanın kendine kurduğu dünyalar üzerine derin düşünceler barındırıyor. Özellikle kitaplarla kurulan ilişkinin bir hobi olmanın ötesine geçip bir yaşam biçimine dönüşmesini çok etkileyici buldum. Yazarın sade ama güçlü anlatımı sayesinde hikâye akıcı ilerlerken, kitaplar hakkında düşünen ve okuyan herkesin kendinden bir parça bulabileceği bir atmosfer oluşuyor. Benim en çok hoşuma giden yönü, kitapların insan hayatındaki yerini farklı ve özgün bir bakış açısıyla ele alması oldu. Kitap bittiğinde yalnızca bir hikâye değil, kitaplarla olan kendi ilişkimi de sorgulamama neden olan unutulmaz bir okuma deneyimi sundu. Şiddetle tavsiye ederim
1000Kitap
Kâğıt EvCarlos María Domínguez · Jaguar Kitap · 202015,3bin okunma
Butimarın bizi tarumar ettiği anlar
9/10
·390 syf.·
2026 106. kitabı
Yazarın daha önce okuduğum Dünyasızlar kitabında final havada kalmış ve bir boşluk hissi yaratmıştı. Bu kitapla ilgili de beklentim çok yüksekti. Hatta ilk elli sayfada bir pskiyatrın iç dünyası bize öyle güzel anlatıldı ki, o anlarda sanki kahramanın iç dünyası bana ayna gibi yansıtıldı gibi hissettim. Bir psikiyatristin, kafa yapısını gözlemlemek için bir kara çarşaf giyip İstanbul'da bile gezmeyi deneyimlemiş ve taksicilik yapmış. Bu gözlemler sayesinde bu bölümleri bize çok güzel aktarmış. Butimar karakterinin kusursuzluğunu da ismini aldığı deniz kuşunun masumiyetiyle bağdaştırmıştır. Psikiyatristin hayatından sonra Yusuf'un hayatına dalıyoruz. Butimar'a olan aşkıyla nasıl yollara girdiğini okuyoruz. Yusuf'un hayatında öyle güzel dostları var ki, o dostların hikayeye etkisi oldukça fazla, yazar burada Yusuf'un simya tutkusunu da işlemiş. Bu tutku onu nasıl yönlendirmiş adım adım anlatmış. Karakterin inatçı tutumu kitapta en belirgin faktör oldu ve yaşamını etkiledi. Kitaptaki dostluk ilişkileri bazı yerlerde bencillik ile sınandı. Aşk, sürekli anlatılarak gerçeklikten koptu. Hatta kitapta aşkın yürekte saklanıp dillendirilmemesiyle ilgili bir öykü var.Bir Japon masalı ve Azerbaycan halk efsanesi var, bazen mistik bir atmosfer yaratılmış, okuyucu biraz farklı bir yolculukla kendini masalsı bir paradoksun içine itelenmiş. Fakat bu yolculuğun boğucu bir labirent gibi kafa karışıklığı yaratacak olması onu da çok etkilememiş. Bunu yazarın küçüklüğünden beri zamanda yolculuk hayali olmasına ve bunu romanlarında kullanmak istemesine bağladım. Herkes bu kitaptan istediğini alsın,herkes kafasında bir son yazsın istemiş. Bazı yerlerde okuyucunun yorulacağını, bazı kelimelerin çıkmaz bir sokağa gireceğini bilse de gizem yaratmak istemiş. Bunu da yazarın farklı ve özgün
ButimarKaan Murat Yanık · Kapı Yayınları · 20156bin okunma
8/10
·736 syf.··
2026 18. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 16:24
Bu kitap bittiğinde zihnimde fırtınalar koparan, okuma serüvenimi hem zorlayan hem de beni entelektüel anlamda inanılmaz derecede besleyen bir başyapıt: Umberto Eco’nun ölümsüz eseri Gülün Adı. Bir öğretmen olarak okuduğum metinlerin bana yeni pencereler açmasını, beni araştırmaya itmesini hep çok sevmişimdir. Umberto Eco, tam da bunu yapan, kalemine ve zekâsına kelimenin tam anlamıyla hayran olduğum bir yazar. Bu, onun kaleminden okuduğum ikinci eser oldu ve yazarın o muazzam zekâsı karşısında bir kez daha büyülendiğimi itiraf etmeliyim. Ancak sizlere karşı her zamanki gibi dürüst olacağım; bu okuma serüveni benim için dümdüz ve kolay bir yolculuk olmadı. Beni içine çeken harika bir cinayet gizemi sunsa da, itiraf etmeliyim ki bazı bölümler zihnimde biraz soyut kaldı. Romanın geçtiği dönemin o ağır Orta Çağ atmosferi, Hristiyanlık tarihi, Vatikan ve Papalık etrafında dönen siyasi çekişmeler oldukça yoğundu. Tarikatlar arası bitmek bilmeyen felsefi tartışmalar ve aralarındaki ince teolojik farklar okuma hızımı epey yavaşlattı. Bir öğretmen olarak planlı ilerlemeyi severim; normalde iki haftada bitirmeyi hedeflediğim bu hacimli eseri, bilmediğim kavramları araştırarak ve metni sindirerek okumak zorunda kaldığım için ancak üç haftada tamamlayabildim. Peki Hayal Kırıklığına Uğradım Mı? Kesinlikle hayır! Okuma hızımı düşüren o yoğunluk, aslında kitabın o ihtişamlı altyapısını oluşturan şeymiş. Yazar, sayfalara serpiştirdiği ipuçları ve felsefi zıtlıklarla beni yine şaşırtmayı başardı. Okurken piyasadaki standart polisiye/gizem romanlarından ne kadar farklı ve yüksek bir seviyede olduğunu hemen hissediyorsunuz. Olaylar son derece merak uyandırıcı. Ağır teolojik tartışmaların ardında, labirent gibi bir kütüphanede sürekli "Katil kim?" sorusunun peşinden koşuyorsunuz. Eco'nun
İnceleme
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
9/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
Selamlar kitapkurtlarım. Size bir soru ile geldim. Sabah uyandığınızda veya durduk yere kendinize “Ben mi şu an hayal alemindeyim, yoksa rüyamda mı hayal alemindeydim?” diye o karman çorman düşüncelere daldığınız oldu mu? İşte böyle birkitap var elimde: Karanlık Madde. Kendi kendime rüyalarımdaki o hayatı öyle bir seviyorum ki geri dönmek istemiyorum veya hiç sevmeyip “Çok şükür benim gerçek hayatım burasıymış” diyerek can havliyle uyanıyorum. Kitabı okurken aklım sürekli bu gitgellerle ve şu soruyla boğuştu:Belki de şu an bu dünyada varolan halimiz, sadece tek bir olasılığın sonucu. Çoklu âlemlerin, farklı boyutların içerisinde bu hayatın bambaşka versiyonları aynı anda yaşanıyor olabilir. Başka bir boyutta, seçmiş olduğumuz farklı olasılıkların getirdiği bambaşka bir sonuçla, tamamen farklı bir formda hayat süren diğer “bizler” nefes alıyor olabilir. Rüyalarımızda gidip geldiğimiz, bazen kaybolduğumuz o yerler belki de sadece basit birer rüya değildir; ruhumuzun veya zihnimizin diğer âlemlerdeki versiyonlarımıza anlık birer ziyaretidir, kim bilir? O’na salat ve selam göndermiyor muyuz? İşin fizik kuralları, paralel evrenleri ya da kuantum kutuları sadece bu hikayenin bilimsel süsü. Kitap resmen bizim ihtimaller algımızla oynuyor. Kendi gerçekliğinin kıymetini bilmek ya da “ya diğer boyuttaki, diğer formdaki halim daha güzelse” diye o sarsıcı boşluğa düşmek isteyenler için harika bir yolculuk. Hikaye, kuantum fiziği profesörü olan Jason Dessen’ın etrafında dönüyor. Jason, ailesiyle mutlu ve sıradan bir hayat yaşarken bir gece maskeli bir yabancı tarafından kaçırılır. Kendine geldiğinde, hayatı tamamen değişmiştir: Artık evli değildir ve bir oğlu yoktur.Sıradan bir profesör değil, kuantum fiziğinde devrim yaratmış, imkansız bir teknolojiyi (çoklu evrenler arası
Karanlık MaddeBlake Crouch · Doğan Kitap · 2018434 okunma