Spinoza’nın mektupları, onun geometrik ve rasyonel sisteminin arkasındaki sonlu bir varlık olan insani yüzünü açığa çıkarır. Bu mektuplar aracılığıyla filozofun günlük kaygılarını, geçim mücadelesini, hastalıklarını ve derin dostluk bağlarını görmek mümkündür. Spinoza, düşünsel bağımsızlığını her şeyin üzerinde tutmuştur. Bu bağımsızlığı korumak için bir üniversitede hocalık yapmak yerine, mercek perdahçılığı yaparak geçimini sağlamıştır. Ancak bu meslek, akciğerlerine zarar veren tozlar nedeniyle sağlığını da ciddi şekilde etkilemiştir.
Ayrıca ekonomik bağımsızlığı konusunda oldukça gururludur; dostu Simon de Vries’in kendisine daha rahat yaşaması için teklif ettiği 2000 florini nazikçe geri çevirmiş, vefatından sonra kendisine bırakılan yıllık 500 florinlik maaşı ise "çok fazla" bularak 300 florine indirmiştir.
Mektuplar, Spinoza’nın hayatı boyunca boğuştuğu akciğer hastalığını ve geçirdiği ağır ateşli hastalıkları tüm çıplaklığıyla belgeler. Özellikle hekim dostu Johannes Bouwmeester’e yazdığı satırlarda, geçirdiği ateşli nöbetler hakkında detaylar verir. Spinoza, 37. Mektup'ta talih ve rastlantının ezici gücü karşısında insanın nasıl bir duruş sergilemesi gerektiğine dair önemli açıklamalarda bulunur. Spinoza’ya göre hayatın en büyük amacı, zaman varken zihni ve anlama yetisini geliştirmektir. Gerçek mutluluk, zihnin doğanın bütünüyle olan bağını kavramasında yatar. Hayatı doğru yaşamak, zihni "saflaştırmaktan" geçer. Kişi, anlama yetisinin sunduğu doğru fikirler ile imgelemin sunduğu hayali, yanlış ve şüpheli fikirleri birbirinden ayırmayı öğrenmelidir.
*Gilles Deleuze’ün "Kötülük Mektupları" olarak adlandırdığı metinler, Spinoza ile bir tahıl simsarı ve teolog olan Willem van Blyenbergh arasında gerçekleşen 8 mektupluk yazışmalardır. Bu yazışmalar,