Milliyetçiliğin faydası, kendisini kaybetmiş olana kendisini buldurmasidir. Milliyetçiliğin zararı, insanı kendisinden öteye çıkmaz bir ilkelliğe, bir bencilliğe hapsetmesidir.
Eleştiri, gelenek görenekleri, var olanı, özsel özellik olarak nitelendirilen şeyleri yücelten öz-yetingenlik anlayışını sorgular; onları, güncel gereksinimlere ve gelişme eğilimlerine uygunlukları bakımından ayrıştırmaya ve böylece insancıl bir ilerlemenin gerçekleştirilmesine ortam hazırlar. Bu nedenle, bireysel ve toplumsal ilerlemeyi ve gelişmeyi önemseyenlerin, eleştiriyi ve eleştireni, 'bozgunculuk', 'yıkıcılık' gibi korku veren olumsuzluklara eşdeğer tutanlara karşı ödünsüzce direnmesi gerekir.
Aydınlanma, eleştirel aklın özgürleşmesi, bir başka deyişle, öznenin ya da insanın öz-bilincinin özgürleşmesini ereklediği için, Karl Marx'ın kavramsallaştırmasıyla, eleştirinin de eleştirisini gereksinir. Bu bakımdan, eleştirel Aydınlanma için etkenleşen kişi, öz aklının "sınırlı" işleyişine güvenmez. Söz konusu sınırlılığı aşmak amacıyla, eleştirel akılların, eleştirel bireşimini kavramaya ve edimselleştirmeye uğraşır.
Sen neden kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de kendi gözündeki merteği farketmezsin? Kendi gözünde mertek varken kardeşine nasıl, 'İzin ver, gözündeki çöpü çıkarayım' dersin? Seni ikiyüzlü! Önce kendi gözündeki merteği çıkar, o zaman kardeşinin gözündeki çöpü çıkarmak için daha iyi görürsün.
Eğer yalnız sizi sevenleri severseniz, ne ödülünüz olur? Vergi görevlileri de öyle yapmıyor mu? Yalnız kardeşlerinize selam verirseniz, fazladan ne yapmış olursunuz? Putperestler de öyle yapmıyor mu?