Risale-i Nur
Sünnet-i seniye, edeptir. Hiçbir meselesi yoktur ki altında bir nur, bir edep bulunmasın! Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etmiş: اَدَّبَنٖى رَبّٖى فَاَحْسَنَ تَاْدٖيبٖى Yani "Rabb'im bana edebi, güzel bir surette ihsan etmiş, edeplendirmiş." Evet, siyer-i Nebeviyeye dikkat eden ve sünnet-i seniyeyi bilen, kat'iyen anlar ki: Edebin envaını, Cenab-ı Hak habibinde cem'etmiştir. Onun sünnet-i seniyesini terk eden, edebi terk eder. (Lem'alar 63.sh - Risale-i Nur)
1000Kitap
ELHAMDÜLİLLAH HATT-I KUR'ÂN İLE NURLAR'DAN BİR ESERİ DAHA YAZMAK NASİP OLDU "İşte bu zamanda o adamlar Risale-i Nur şakirdleri ve nâşirleri oldukları şüphesizdir. Çünkü onlardır ki Hatt-ı Kur'ân'ı muhafaza ediyorlar ve bid'akâr bir kısım ulemâlara karşı da mukavemet ediyorlar." (Osmanlıca Lem'alar, s. 314)
1000Kitap
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
AVCI AVINI GÖRÜLMEDİĞİ YERDEN VURUR...
"Bir hükümdarın ordusu ne denli güçlü olursa olsun, yabancı bir ülkeye girebilmek için, o ülke halkının desteğine gereksinmesi vardır." Niccolo Machiavelli , Prens Prens'ten. Mürşidim 21. Söz'ünde diyor ki: "Şu vesvese öyle bir şeydir ki, cehil onu dâvet eder, ilim onu tard eder." Hem de ekliyor: "Tanımazsan gelir, tanısan gider." Eyvallah. Bu düğüm çözücü bahis beni A'râf sûresinin 27. ayetine götürüyor. Hani orada kısa bir mealiyle buyruluyor: "O (şeytan) ve yandaşları onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler." İşte bu iki hakikati birbiriyle ilişkilendiriyorum. Çünkü biliyorum: Cehalet de körlüğün bir çeşididir. Algının bozulduğu bir yerdir. Bunu sadece "gerçekleri görememek" bağlamında da kullanmıyorum. Hayır. Fazlası var. Cehâletin en kötüsü düşmanını sezememektir. Hattâ onu dost bilmektir. Belki biraz da bu sebeple Olağan Şüpheliler'de Kevin Spacey'in dilinden denir: "Şeytanın en büyük hilesi tüm dünyayı aslında varolmadığına inandırmakmış." Yine benzeri bir ifade Şeytanın Avukatı'nda Al Pacino'nun ağzından tekrarlanır. Nurcularsa mezkûr manaya tâ Lem'alar'dan aşinadır: "İblis'in en mühim bir desisesi, kendini, kendine tâbi olanlara inkâr ettirmektir." Yâni "görülmedikleri yerlerden görmek" cümle iblislerin sahip olduğu bir avantaj. Bir strateji. İmtihan sırrı gereği bağışlanmış bir imkân. Hattâ bir gelenek. Onlar da tuzaklarını böyle menzillere kuruyorlar. Dikkat edin: Küresel güçlerin "toplum mühendisliği" çalışmaları da yine aynı taktikî zemin üzerinden yürütülüyor günümüzde. Felâk sûresindeki o sırlı anlatıma dokunursak: "Düğümlere üfleyenlerin kötülüğü" bizim onları sezemediğimiz yerlerden bünyeyi sarıyor. Aldatıyor. Kandırıyor. Yandırıyor. __Öyle ya: Düğüm nedir? Düğüm iki nesnenin birbirine tutturulduğu kısımdır. Düğümler sayesinde
Tefekkürât
İşlediğimiz herbir günah, kafamıza giren herbir şübhe, kalb ve ruhumuza yaralar açar. (Lem'alar) ........... “Kim zerre kadar hayır yaparsa onu görür.” 📖 (Zilzâl Suresi, 7) Küçük deme… Bir tebessüm, bir sadaka, bir güzel söz… Hepsi Allah katında kayıtlı.
İnsanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi, onun validesidir. Lem'alar
Alıntı