Kim kimin derinliğini görebilir, hem hangi gözle?
9/10
·40 syf.·
2025 58. kitabı
Ah Erbaş... (': Kalemi yalın, hayatın içinden, okuyucuyu yormayan fakat daima küçük ama ağır şeylerle örülü, herkesin kendi çocukluğuna ,yalnızlığına, acısına , hasretine ve vuslatına kapı açabilen cinsten... Hayatın ışığı ve gölgesini, acıyı ve sevinci , belki de herkesin zaman zaman yaptığı iç hesaplaşmaları içinde filizlendiren "Ömür" ile ; kara kışı geçirmiş, soğuktan yüreğinde oluşan çatlakları yenilenmiş , tüm sıcaklığını ve heyecanını deniz kıyısında bırakmış , yaş aldıkça rengi değişen yapraklarını döken , suskun, düşünceli, içe dönük , dingin ve bir o kadar huzurlu "Güz" mevsimi... İnsan ancak olgunlukla ve sakinlikle kendi ömrüne ayna tutabilir ve Erbaş hep biraz sonbahar gibidir: sararmış ama sıcak, hüzünlü ama çok insani... Dolayısıyla kitabın sadece adı bile bana kalırsa üzerine konuşmaya değer. Ömür Hanım'la Güz Konuşmaları aslında iki kişinin diyaloğundan çok, bir insanın kendi iç sesiyle yüzleşmesi gibi…Her kelimenin bir ruhu var. Satırlar, insan ruhunun en ince çatlaklarına dokunuyor; aşkı, yalnızlığı, ölümün gölgesini ve yaşamın küçük, ağır gerçeklerini öyle duru bir dille anlatıyor ki, her satır insanın içinden yumuşak bir sızı gibi geçiyor. Sanki bir gece yarısı rüzgar pencere pervazlarında ıslık çalıyorken mutfaktaki titreyen loş ışıkta gönlünü , ruhunu parça parça emanet ettiğin o sohbetin sıcaklığı var bu kitapta. Şükrü Erbaş benim tekrar tekrar okuduğum her satırında, her cümlesinde kendimden bir şeyler bulabildiğim nadir şair ve yazarlardan biri. Ruhu gibi incecik görünen bu kitapta kendi içinizdeki çatlaklardan sızan ışığın sorularını ve düşen gölgesinde yanıtları , sessiz acılara kulak veren satırları, insan ruhunun en kırılgan yerlerini bulabilirsiniz. Leman Sam, Bülent Ortaçgil , Sezen Aksu tadında keyifli okumalar dilerim...
Alıntı
Ömür Hanım’la Güz KonuşmalarıŞükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2025349 okunma
MİZAH MI LAZIM PROPAGANDA MI?
Puan vermedi·72 syf.·
2024 28. kitabı
Zaman ayırırsanız memnun olurum. Hem hafıza tazelersiniz. * Güldürü mevzusunun medyadaki en önemli unsurlarını karikatürler oluşturuyor. Yazılı medyanın, dijitale neredeyse boyun eğdiği şu dönemde gazete ve dergilerin tirajı düşmüş olsa bile karikatür dergileri için, özellikle kitleye ulaşma açısından işin rengi pek de böyle değil. Karikatürün gerek ebat ve gerekse doğası gereği görsel oluşuyla dijitale son derece uygun olması bunda başat neden olarak görülebilir. Sebeplere, okunmasının zaman almaması ve hatta kimi zaman okunmaya gerek dahi olmaması da eklenebilir. Yine karikatürlerin, internette “caps” denen kısa ve akılda kalıcı görsel ürünlerle benzer kimlikte oluşu ona artı yazan bir başka etmen olarak dikkat çekiyor. Bu dalın ülkemizde yoğun biçimde kullanılmaya başlaması 2. Abdülhamid zamanına denk düşüyor. Pek çok şey gibi bunda da Fransız ve Amerikan rüzgarından etkileniliyor. Ve yine pek çok şey gibi “halkın yanında” mottosuyla sunulmasına karşın “halka rağmen” icra ediliyor. Peki nasıl başlıyor? İleriki zamanlarda aynı şekilde devam etmek suretiyle Sultan 2. Abdülhamid eli kanlı, bağnaz, cahil, zalim, cani katil biri olarak resmediliyor. Bu batı medyasında da o zamanın Türkiye medyasında da bu şekilde. Çünkü batı, yani efendiler öyle diyor. imgur.com/a/Alac1kd Aradan geçen asırlık zamanın akabinde tarihini halen batı gölgesinde okuyan ülke medyasında pek değişen bir şey yok. Başta 2. Abdülhamid ve Yavuz Sultan Selim olmak üzere hemen tüm Osmanlı padişahları yukarıdaki sıfatlarla anılır vaziyette. Elbette bu, Osmanlı’nın temsil ettiği değerlerle örtüşmeyen zihniyetin sonucundan kaynaklanıyor. Sertaç Timur, tanımlarından biri “daima muhalif” olan sanatçıların, bu raporda karikatüristlerin, ikircikli durumlarına dikkat çekiyor. Nitekim İttihat ve
Türkiye’de Mizah DergileriSertaç Timur Demir · Seta · 20163 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
hayat katîleşince ona mana vermek zaruret halini alır.
Puan vermedi·435 syf.··
2024 39. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2024 02:03
İlk olarak yazarımızın romancılığı ve şairliği üzerine konuşmak istiyorum. Attila İlhan, edebiyat dünyasına daha lise yıllarında iken politik şiirlerle atıldığı için kısa süreli de olsa hapse atılmış ve siyasi suçlu olduğu için hiçbir devlet okulunda okuyamamıştır. Bu politik tavrı aynı zamanda onun popüler olmasına sebep olmuştur. Hatta Attila ilhan döneminde o kadar popüler bir şairmiş ki, aynı dönemdeki şairler - edip cansever- gibi, ikinci yeni şaiirleri gibi, attila ilhan'a çok mesafeli kalmış, "popüler niteliksizdir" şiarıyla eksiklemeye çalışmışlar, şiirlerini hor görmüşlerdir. Roman tutkusu ise şairlikten de öteye geçmiştir. Dönemindeki genç yazarları romancı olmaları yönünde teşvik etmiştir. Gençliğindeki dinamik siyası kavgacı üslubu mütemadiyen sürmüş ve basit bir gazeteci üslubundan çok öteye geçmiştir. -Haco Hanım Vay'a geçelim- Bu roman bana Attila İlhan'nın; Aysel Git Başımdan'ı, Kim kaldı'yı ve ekseriyetle Belma Sebil şiirinin harmanlanmış hali gibi geldi. Toplumcu - gerçekçi yazarımız; işgal yıllarının buhranın ve Osmanlı'da ki etnik mozayiğin ne kadar uç derecede olduğunu gözler önüne sermiş. Halkın kaç parçaya bölündüğünü, mücadele yıllarındaki teşkilatlanmayı, dönemin radikal fikirlerini karakterlere yayarak her uca dokunmaya çalışmış. Toplumcu - gerçekçi olması yanında romanda bireyselliğide ağır basmış. Romanın baş karakterini doktor Feridun Hakkı'yı kendi ile özleştirip, sürekli 'çirkinim' vurgusu yapmasından anlayabiliriz bunu. #247030626 #246822577 Kurtlar Sofrası ve Fena Halde Leman romanları da gözümün önünden şerit gibi geçti. Politik açıdan Kurtlar Sofrasına, çarpık ilişkilerin ve eşcinselliğin konu alınmasından dolayı da Fena Halde Leman'a benzettim. Zaten bu romandaki Haco Hanım'ın hayatı
Edebiyat
Haco Hanım VayAttila İlhan · Bilgi Yayınevi · 199979 okunma
Rüzgar Ulu gibi güçlü ol!
10/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2023 9. kitabı
Bayıldım! Tam anlamıyla bayıldım. Seri iki kitaptan oluşuyor ve birinci kitabı Rüzgâra Dokunmak. Yeni nesil yazarlar dediğimizde hep güçsüz kadın, aşağılanan kadın, güçlü erkek, her şeyi yapabileceğini sanan erkek geliyor bazılarının aklına ancak bu kitap bunların tersi. Belki önyargılarınız yıkılır yeni nesil yazarların kitaplarına ve şans verirsiniz. Rüzgâr’ın doktorluğa olan tutkusu, kendine güveni ve her ne olursa olsun güçlü duruşu…(İş yerindeki hırsını ve bazı tavırlarını Doktorlar Zenan’a çok benzettim) Aşkı da gerilimi de iliklerime kadar hissettiğim bir kitap oldu. Bazı yerler aşırı klişe olsada genel olarak Rüzgâr’a bayıldım. Bazı sayfalarda Rüzgâr ile korktum bazı sayfalarda acısını hissettim bazılarındaysa aşık oluşunu görüp Zenan’ın Suat’a olan aşkını izliyor gibi hissettim. Ve çoğu zaman da hırslandım. Sonunda da hiç şaşırmadım çünkü kitabın ortalarına bile gelmeden tahmin etmiştim sonunu. İkinci kitabı da almıştım ama daha okumaya fırsat bulamadım. Bu kitabı okurken dinlediğim şarkıyı bırakacağım ama çoğu insanın dinlediği kişiden değil. Leman Sam-Rüzgâr (Çoğu insan Barış Akarsu’dan dinliyor bu şarkıyı, ben de hep rahmetli Barış’tan dinlerdim ama bu kitap ile tanıştığım gün Leman Sam’dan dinledim ve onun okuyuş tarzına da aşırı bayıldım) tam da bu kitap için yazılmış gibi şarkı, zaten son cümleleri okurken de hissediyorsunuz. Heyecanla bitirdim kitabı şarkıdan dolayı, eğer önerdiğim şarkıdan önce bu satırları okursanız, kitabı bitirdiğimde aklınıza gelirse yazdıklarım neden heyecanlandığımı anlarsınız. İyi okumalar.
Rüzgara DokunmakK. Kübra Berk · Ephesus Yayınları · 20203,002 okunma
7/10
·436 syf.··
Beğendi
·
2023 89. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2023 23:26
Cümleten hayırlı bayramlar, iyi geceler. Attila İlhan ve Roman kelimelerini bir cümlede birleştirirsek, Attila İlhan denilince akla gelen kaliteli romanlardan biri, biçiminde bir cümle kurarak başlamak en doğrusu olacaktır. Hızlıca giriş yaptığımızda Tabip Yüzbaşı Feridun Hakkı Bey üzerinden Dünya Savaşı yıllığı, hayat karmaşası, sosyal endişe ve düzensizliğin romanı anlatılıyor bizlere. Aynı zamanda Hatice Hanım üzerinden, kitapta Haco, anlatılan bir aşk romanı da düşünebilir. Aşk, olmazsa olmazımızdır adeta ve bir kitapta yer alacaksa bu şekilde işlenmelidir. Şam kısmını bilmem ama gerek savaş dönemi gerekse 100 yıl öncesinin İzmir’ini Attila İlhan’ın şiirsel dili ve günümüzde kullanmayı tercih etmediğimiz kelimelerle yaptığı betimlemelerle gözümüzde canlandırarak okumak çok kalite bir iş. Tabi yine kadın eşcinselliği konuları da Leman kitabındaki gibi işleniyor ama o satırları çabucak geçiyorum. Her şeyi beğenmek zorunda değilim değil mi? Hoşuma giden kısımları değerlendiriyorum. Kitap başında yine standart olan kişi ve kurumlarla alakası yok yazısı geçti ama gerçek olsa bu kadar gerçekçi gelemezdi hikaye. Yaşandı mı bilmiyoruz ama yaşandığına olan inancım yaşanmadığı yönündeki düşüncemden daha üstün. Anlatım dili bunda etkili olsa da anlatılan olaylar ve olayların akışı asıl etkili olan. Hepimize iyi okumalar dilerim..
Haco Hanım VayAttila İlhan · Özgür Yayın Dağıtım · 198679 okunma
Puan vermedi·210 syf.··
2022 36. kitabı
HAYAT GÜZELDİR / İCLAL AYDIN İclal Aydın’ın “Hayat Güzeldir” adlı kitabını okudum. Bu kitabı tesadüfen sahafta gördüm ve aldım. Aslında herkesin okuduğu “Üç Kız Kardeş”i de okudum ama sınavlar yaklaştığı için yorumunu yazamamıştım. İlk fırsatta onu da yazacağım. Sınav sonrası keyifli bir okuma yapmak için bu kitabı tercih ettim. İclal Aydın’ı oyunculuk ve televizyonculuk döneminde izliyordum, köşe yazılarını takip ediyordum ama kitaplarını okumak ancak kısmet oldu. Sınav sonrası keyifli bir şeyler okumak için bu kitabı seçmiştim ama ilk bölümler hüzünlüydü, yaşadıklarımızda kesişen noktalar vardı. Hem geçmişe güzel bir yolculuk oldu, hem de kimi zaman geçmişte kimi zaman şimdi yaşadığım şeylere duygusal, düşünsel olarak tercüman olduğunu gördüm. Aynı şeyleri yaşamışız, hissetmişiz, düşünmüşüz. Şişmanım Şişman adlı bölümde sanki beni anlatmış. Aradan geçen 20 senede değişen bir şey yok, diyetler aynı, toplum aynı, biz aynı… On üç yaşındaki bir erkeğin elini ilk tutuşu ise tam olarak sizi kopartacak. Hele o tuttuğu elin sahibini öğrenince ( ayy kendimi tutamayacağım o erkek Beyazıt mış… Evet evet o şimdilerde herkesin Beyaz diye tanıdığı Beyazıt Öztürk ). Aradan yıllar geçince ki karşılaşmaları ise ayrı bir güzel. Şevval Sam’ı programına konuk ettiği bölüm ise bugünkü Şevval ile o günkü Şevval’i mukayese ettirdi. O zaman da güzel ve yetenekli idi ama bugün kişiliği ve oyunculuğu tam oturmuş. Hele son oynadığı dizide bence oyunculuğunun zirvesinde (). 1990lara yaptığımız yolculuk kimi zaman şimdi unutulmuş kişileri hatırlattı, kimi zaman adları hala anılan kişilerin o dönemdeki hallerini anımsattı; unutulmuş değerleri, kavramları, kaybettiklerimizi anımsattı. Hayat güzeldir programına çıkanları liste gibi yazmak saygısızlık olmasın ya da istatistik
Hayat Güzeldirİclal Aydın · Epsilon Yayınları · 20071,798 okunma