Yaşlı büyücü Nemmer'lenin ölümü!
Gücüyle beraber, bedensel kuvvet de gitmişti. Ölüyordu. Fakat yaşadığı sürece birçok kez ölümün krallığının kuru ve sarp yamaçlarında gezmiş büyük bir büyücünün ölümü tuhaf bir olaydır, çünkü ölen adam gittiği yere körü körüne değil, kendinden emin, gittiği yolları bilerek gider. "
Sayfa 70 - metis·Kitabı okudu
Alıntı
Nebi’nin (s.a.v.), bilinen tarihi figürlerle (son durum) kıyası
Öğreti bütüncüllüğü, hayatın içinde dokunduğu konuların çeşitliliği ve sadece teorik ya da pratik zeminde kalmayıp teorik-pratik bütünlük açısından incelemede bulunmaktayız. Burada genelde son durumda, toplumun ya da bireylerin son durumu değil, onlarda oluşan sıçrama ve değişimin boyutunu ele almaktayız. Mesela bugün, toplumun teknolojik şartları elbette Hz. Muhammed'in (s.a.v.) toplumundaki şartlardan iyidir. Ancak Hz. Muhammed (s.a.v.) ile kyaslayacagimiz kisinin bugunki toplum icerisinde olusturdugu değişimin büyüklüğü yönünden kıyaslayacağız. Toplum Koşulları: Toplumun siyasi, kültürel, ahlaki, dini, hukuki, askerî başarıları yönünden durumunu incelemekteyiz. Burada şahsın, içerisinden çıktığı toplumun bu sahalarda ona sahip olduğu fikirleri ilham etme ihtimalini incelemekteyiz. Bireysel Koşullar: Şahıs, toplumunu olumlu yönde değiştirmiş olsa dahi bunun için aldığı eğitimin düzeyi, başarısını belirlemekte etkili olacaktır. Zaten toplumun en iyi eğitim alan kesimine, toplumu daha iyi yönde değiştirmeleri için bu eğitim verilmektedir. O'nun başarısının, kaliteli eğitiminden kaynaklı beklenen başarının üzerine çıkmasını talep etmemiz doğaldır. O, Siyasi başarıları açısından Cengiz'le kıyaslanabilir. Ancak Cengiz'in kan gölü üzerinde kurduğu imparatorluk, ölümünün akabinde parçalanmıştır. Kültürel olarak da hâkim oldukları tüm coğrafyalarda asimile olmuşlardır. Ahlak açısından Sokrates ile kıyaslanabilir. Ancak Sokrates, siyasette mağlup olmuştur. Askerlikte hiç yoktur. Ayrıca, ahlakta kıyaslansa bile o, bir toplumu etkileyecek ve değiştirecek düzeye hiç aşmamıştır. Kitleleri öğretisine göre eğitmemiştir. Onun ahlakı teoride kalmış, pratiğe inememiş bir ahlaktır. Öğreti bütünlüğü açısından Platon ile kıyaslanabilir. Ancak Platon iktisatta yoktur. Hz. Muhammed'in
Sayfa 398 - İnsan Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
«Irk üzerine kurulu Nazizm, bu ütopyanın tek acı olayı değildi. 20. yüzyılın büyük bir bölümünde komünizm de Nazizm'le yarış halinde. 1917 yılında Lenin ve Bolşevikler, Marksist oldukları iddiasıyla Rusya'da iktidarı ele geçiriyor. Stalin, Marksizm ve 'Leninizm' adı altında sosyalizm oluşturmaya çalışan totaliter bir rejim inşa ediyor. Bu da bir başka totalitarizm. Stalin de kapitalizmden miras kalan eski dünyayı alaşağı etmek ve yeni insanı yaratmak için ekonomiyi, eğitimi, edebiyatı, fikirleri değiştiriyor. Eski modele göre bencil ve bireyci olan insan yerini yeni, sosyalist, destekleyici, cömert ve coşkulu adama bırakmalı. Tarihin akışı doğrultusunda ilerlemeyenler ortadan kaldırılmalı. Komünist totalitarizm de Nazi totalitarizmi kadar kıyıcı oluyor.»
Sayfa 397
Edebiyat
«Marx'ın ölümünden sonra tarihin işleyişi bize bu diktatörlük tehlikesinin hayalî olmadığını gösterir. Komünist parti macerası, ardından 1917'de Lenin'le gelen Ekim Devrimi, Stalin'le SSCB'nin doğuşu, Çin'de Mao Zedong; hepsi bu tehlikeyi onaylar. İşçi devrimi muazzam umutlar doğurmuştu, kahramanlıkları ve fedakârlıklarıyla sayısız mücadeleyi ateşlemişti ancak bu devasa hareket milyonlarca kişinin ölmesine neden olan kanlı, boğucu yönetim biçimleri doğurdu.»
Sayfa 366
Edebiyat
Leninin Ahlak Anlayışı Hakkında Petrovski'nin sözleri
Bir arada Ukrayna Sovyet Hükûmeti reisi Petrovski'ye milli cumhuriyetlerin anayasa taslaklarını ve Lenin Lenin ile konuşmalarımın intibalarını anlatıyordum, şaka Mukabilinden sordum: <Mademki Lenin için gâye uğrunda bütün vasıtalar mübahtır, O halde kendisine bu akşam annenle nikâhlanırsan yarın Cihan inklâbı olacaktır denilse acaba bunu yapar mı idi?> Petrovski hiç tereddütsüz dedi ki: <Elbette yapardı. Lenin bu gibi işlere ancak taktik noktasıdan bakar, meselâ o acaba halk arasında şayia çıkıp halkın efkarını bizden çeviremez mi diye düşünür. Yoksa bu meselelere bakışı din açısından olmadığı gibi ahlâk ve, gelenek ile de hudutlanmış değildir. Onda ahlâk, proletaryanın sınıf mücadelesi ihtiyaçlarına tâbi kalyor. Biz komünistlerin birçok müttefikleri geçicidir. Bunların bir kısmı Lenin'in banknotlara sahte imza atarken ayrıldılar. Önce muahedelerin, ancak zaruret oldukları nisbette hükümleri vardır. Maamafih ben bu hususlarda Lenin kadar pervasız olamıyorum>. Ben: <Lenin enternasyonalistik fikrinde sonuna kadar samimî mi? Yoksa onun efkârında da Rus milli fikirlerinden bâzıları müessir mi?> Petrovski: <Lenin komünizmi cihan mikyasında tahakkuk ettirmek gâyesine doğru yürürken samimî olarak milliyet dışında (vnenatsional)dır, fakat, tarihî, coğrafî ve iktisadî mânasiyle büyük Rusya'da yaşıyan kavimlere karşı onun enternasyonalden bahsetmesi sadece bir sahtekârlıktan ibarettir O bu hususta Velikorus'dur, o komünizmi küçük milletlere dayanmaktansa Rus ve İngiliz, Çin gibi büyük milletlere ve onların emperyalist ananelerine dayanarak tahakkuk ettirmeyi daha kısa bir yol olarak tanır>. Başka birisinin bulunmadığı bir gün Petrovski ile başbaşa konuşurken ona şu suali sordum:<Grigori Andeeviç siz yirmi beş senedenberi Partide bulunmuş arkadaşlık etmişsiniz Lenin Velikorus
Sayfa 240·Kitabı okudu
Lenin'le ilginç bir sohbet
Lenin beni imtihan edercesine Marksizme ait neşriyatı ne derece takibetmiş olduğuma dair sorular sordu. Ben de ona Ulyanov isminde birisinin geçen 19 uncu yüzyıl ortalarında Kazan vilâyeti Rus olmıyan kavimlerin ve Çuvas'ların etnografyasına ait neşrettiği bir eseri gösterdim. Bu eserden, bu müellifin Tatarca, Çuvaşça bildiği anlaşılıyordu. Ben, Lenin 'den, bu müellif Ulyanov yoksa sizin akrabanız mı? Yoksa sizin aslınızda Tatarlık veya Çuvaşlık mı var? diye sordum. Lenin de kendisinin menșei meselesi ile hiç megul olmadığını ve kitabın müellifini araştıracağını, çünkü kendi neslinden bir zatın böyle ilmi eser neşretmiş olduğunu hiç işitmediğini söyledi
Sayfa 230·Kitabı okudu