10/10
·128 syf.··
2016 25. kitabı
·
231 günde okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2016 00:00
Lenin'in Temmuz Günleri'nden sonra Razliv Gölü kıyısındaki o meşhur sazlıkta saklandığı ve "Devlet ve Devrim"i yazdığı günleri anlatan, belgesel niteliğinde bir roman. Kazakeviç, devrimci lideri bir heykel gibi değil; sivrisineklerle boğuşan, Zinovyev'le tartışan, geleceği kurgulayan ve aynı zamanda doğayla baş başa kalan bir insan olarak resmeder. Teorinin en yoğun üretildiği o "zorunlu tatil"in, aslında devrimin stratejik planının yapıldığı bir karargah olduğunu gösteren, sıcak ve samimi bir anlatı.
1000Kitap
Mavi DefterEmmanuil Kazakeviç · Evrensel Basım Yayın · 2013166 okunma
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2015 13. kitabı
·
138 günde okudu
·
Okunma: 03 Temmuz 2015 00:00
Lenin'in, Şubat Devrimi'nden sonra sürgünden dönüp, "Burjuva devrimini destekleyelim" diyen eski Bolşeviklere karşı "Bütün İktidar Sovyetlere" diyerek stratejik makası değiştirdiği o tarihsel anın belgesidir. Teorinin, devrimci durumun somut analiziyle nasıl bir anda pratiğe ve ayaklanma programına dönüştüğünün kanıtıdır. Parlamenter hayallere, Geçici Hükümet'le uzlaşmaya indirilen o keskin darbe, Ekim'in yolunu açan asıl kıvılcımdır. Devrimci bir liderin, zamanın ruhunu yakalayıp tarihin akışına nasıl müdahale ettiğini gösteren stratejik bir ders.
1000Kitap
Nisan Tezleri ve Ekim DevrimiVladimir İlyiç Lenin · Sol Yayinlari · 1992226 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
8/10
·164 syf.··
2026 15. kitabı
Merhaba bugün sizlere @ustungelari nın kaleme almış olduğu "BAKİ KALAN" kitabı ile geldim. Bu kitap, Baki Bey'in hayatının son anlarında kendi geçmişi ile hesaplamasını anlatmaktadır. Baki Bey neyi bekliyordu ki?Hayattan bir beklentisi,bir alacağı varsa bile ne olduğunu uzun zamandır hatırlamıyordu. Bir zamanlar dünyayı değiştireceğine inanırdı.Oysa artık tek istediği,sessizlik içinde karanlığa gömülüp usulca kaybolmaktı. 70 yaşındaydı.Zor nefes alıyor zor duyuyordu.Ama o gün işitme cihazını takmayı unutsa da o anonsu duymuştu. Arkadaşı Kemal'in ölüm anonsuydu bu. Neden ondan önce ölmüştü ki?.Oysa geçmişte iddiaya girmişlerdi. Kemali'in ölmesi hafızası sıfırlanmış olan Baki'yi geçmişe götürüyor. Vermiş olduğu siyasi mücadeleler,yarım kalan bir aşk,babasının otoriter baskıcı bir hayata hapsetmesi,sonrasından sevmediği biri ile evlenip hayatı ona zindan etmesi...Hepsi bir bir gözünün önünden geçiyor. Kemal,Bahar ve Baki yakın arkadaşlardı. Aynı zamanda birer devrimci.Baki Bahar'ı seviyordu ama Kemal ile Bahar yakınlaşınca tüm umutları yok olur. Kemal ile Bahar evlenir. Sonrasında kendi de görücü usulü Mürüvvet'le evlenir. Ama onu sevemez bir türlü,hizmetçi olarak görür.Bir de kızları olur Hasret. Ama gelin görün ki Baki geçmişte babasından görmüş olduğu her davranışı kendisi de karısı ve kızına karşı yapar. Dışarıda ne kadar direnişçi ruhlu,mücadeleci,beyefendi biri gibi görünse de eve gelince işler değişir. Eşine kızına hem psikolojik hem de fiziksel şiddet gösterir. Kızını eve hapseder. Yani yaşamış olduğu Bomboş bir hayat.. Sonunda da yalnızlığa mahkum olur.Sadece kedisi Lenin kalır yanında. İşte Kemal'in ölüm haberini duyunca da bir hortlak gibi tüm geçmişi gözünün önüne gelir. Baki Kalan'ın geçmişi ve kendisi ile hesaplaşmasını okumanızı tavsiye ederim. Bu
Baki KalanÜstüngel Arı · The Kitap · 202542 okunma
7/10
·112 syf.··
2026 3. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 20:51
Gün Olur Asra Bedel kitabının devamı niteliğinde olduğunu sonradan öğrendim ancak okumayı da bırakmadım açıkçası. Kitap siyasi olaylara değinip belli başlı mesajlar verme amacı taşıyor. Gün Olur Asra Bedel neyden bahsediyordu bilmiyorum ama bu kitapta Sovyetler Birliği dönemindeki Stalin ve Tito arasında dönen anlaşmazlıkları ele alıyor. Tito, II. Dünya Savaşı sırasında Yugoslavya'yı Nazilerin elinden kendi partizanlarıyla birlikte kurtardı ve orayı sosyalist bir ülke haline getirdi. Stalin, Doğu Avrupa’daki sosyalist ülkelerin Moskova’ya bağlı, yani Sovyetler Birliği’nin çizgisinden çıkarmayan ülkeler olmasını istiyordu. Ancak Tito bunu kabul etmedi ve böylece aralarında bir anlaşmazlık doğdu ve bu düşmanlığa kadar yol aldı. Kitap bu olaylar çerçevesinde Stalin'in ne kadar sert bir lider olduğuna vurgu yapıyor. Sovyetler Birliği'nde Stalin'in rejimlerine karşı gelenlerin çok sert yaptırımlara uğradığını gösteriyor. Tanksıbayev karakteri ise Stalin için çalışan ve işinde yükselmek isteyen bir adam. İşinde yükselmenin Stalin'in rejimlerine karşı gelen bir örgütü enselemesiyle gerçekleşeceğini biliyor ve bunun devamında Kuttubayev adında bir adamın peşine düşüyor. Kuttubayev zamanında Yugoslavya'da Tito'nun bir örgütünde yer alıyor. Ya da Tanksıbayev sadece işinde yükselmek ve daha fazla paraya sahip olmak için hiçbir şeyden haberi olmayan bir masumu suçluyor. Elinde kesin delilleri olmadığından Kuttubayev'in yazmış olduğu eserleri ele alıyor. Bu eserlerin gerçekten Stalin'i eleştirip eleştirmediğini kitap boyunca düşündüm. Çünkü yazmış olduğu Cengiz Han'a Küsen Bulut efsanesi tıpkı Stalin gibi güçlü kudretli bir lideri ele alıyor. Çok sert ve keskin sınırları olan, kurallara uymayanları affetmeden cezalandıran bir lider olan Cengiz Han'ın daima onu takip eden bir
Cengiz Han'a Küsen BulutCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202520,1bin okunma
Puan vermedi
SOVYETLER BİRLİĞİ NEDEN YIKILDI? Başlangıcın Sonu Sovyetler'in Çüküşünden Dersler adlı Carlos Martinez tarafından yazılmış olan kitabı bitirmiş bulunuyorum. Konuya dair araştırmalarım yıllar öncesine dayanmakla birlikte daha derli toplu değerlendirme yapmak için bunca zaman beklemem gerekti. Kitapta her ne kadar sosyalizmin başarılarından bahsetmekteyse de ben daha çok sosyalizmin çözülüşünün nedenlerini masaya yatırmaya çalışacağım. Konuya ilişkin okuma yapmak isteyenlere Sovyetler Birliğinde Sosyalizmin Çözülüşü, Sovyetler'de Kapitalist Restorasyon ve okuduğum kitabı önerebilirim. Sovyet tipi marksizmin bana göre en önemli sıkıntılarından birisi marksist teorinin donmasıdır. Stalin dönemiyle resmi ideoloji olarak kodlanan marksizm bir dogmalar yığınına dönüşmüştür. Dönemin sorunlarına yanıt verilmesi gereken diyalektik yöntem, mekanik bir kavrayışa dönüştürülmek suretiyle sorun çözmek yerine, sorun yaratan bir noktaya varmıştır. Teori devrimcilerin karşılaştığı sorunlarına cevap vermekten çıkmış, resmi ideolojiyi doğrulamanın aracına evrilmiştir. Stalin'in tek ülkede devletli bir komünizmin olacağına dair yaptığı tahrifat bunlardan yanlızca bir tanesidir. Marsizmin dünyadaki tek temsilcisi olarak kendini ileri süren sovyet marksizmi; eleştiren bir marksizm, yani batı marksizmini revizyonist olmakla yaftalamış, teoriyi eleştiriden muaf tutarak gelişimine ket vurmuştur. Oysa batı marksizmi ele alınan konular bakımından ortodoks marsizmiden çok daha ileridedir. Marsizme dair teorik bir katkıdan bahsetmek gerekiyorsa bu batı marksistlerinin eseridir. Sosyalizmin kapitalist restorasyonu elbetteki son dönemlerinden ziyade kuruluş kodlarında aranmalıdır. Lenin döneminden başlayan bir bürokratik yozlaşma söz konusudur. Lenin ölmeden önce bunu farketmiş fakat
Başlangıcın SonuCarlos Martinez · Yordam Kitap · 202220 okunma
İnsanlığın Yıldızının Yükseldiği (Parladığı) Anlar
9/10
·288 syf.··
2025 23. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2025 00:51
Stefan Zweig, ülkemizde novelları ile meşhur bir yazardır (ve de ucuz ve bulunabilir olmasıyla). Oysa kendisinin şahane bir biyografi anlatıcısı olduğu yönü nispeten keşfedilmemiştir. İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar ise Zweig'in tarihin gündelik akışını değiştiren olayları deneme-biyografi tadında anlattığı bir yapıtıdır. Zweig, tarihin binlerce sıradan andan ve sıradan kişi arasında çok nadir olarak yüzyıllara damga vuracak ve tarihi değiştirecek an veya kişi gelir demektedir. Zweig tarihi değiştiren anları, alelade ve namütenahi göğü aydınlatan yıldızlara benzetir. Dolayısıyla eserine İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar ismini vermiştir. Bu tarihi değiştiren anlara kısaca değinmek isterim: Ölümsüzlüğe Kaçış: Coğrafi Keşifler ile Yeni Dünya'nın keşfi ve Kolomb sonrası ülkesinin en önemli şahsı olma yolunda yeni sömürgeleri keşfetmek isteyen gözüpek serüvenci Nunez de Balboa'nın en büyük deniz kütlesi Pasifik'i keşfetmesini anlatıyor. Bizans'ın Fethi: Adından anlaşılacağı üzere İstanbul'un fethinin anlatıyor. Ama daha çok "Konstantinopolis'in Düşüşü" demek ister gibiydi. Zweig, bir Musevi olmasına karşın islamafobik ve Türk düşmanı ifadelere yer vermiş. Fatih'i zeki ve dahi olarak nitelerken barbar ve zalim olarak itham etmiş. Georg Friedrich Haendel'in Dirilişi: Geçirdiği fiziksel problem sonrası yarısı felç olan Haendel, mucizevi biçimde iyileşir. Bu sefer ruhsal manada çöküşe uğrayan Haendel'in manevi bir yeniden doğuş ile kariyerine zirve yapması anlatılmış. Bir Gecelik Dahi: Fransa'nın ulusal marşı Le Marseillaise'ın öyküsü. Waterloo'da Yazgıyı Değiştiren An: Napoelon Bonaparte'ın İngiliz ve Prusya ile savaşında bir Fransız komutanın anlık kararsızlığı ile alınan büyük yenilgi. Zweig'ın dediği gibi o karar anları çok kısa bir müddet geliyor ve
Edebiyat
İnsanlığın Yıldızının Yükseldiği AnlarStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20196,8bin okunma