bir yemek nasıl yapılmaz? bir kitap nasıl yazılmaz?
1/10
·176 syf.··
2026 10. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2026 19:50
Mustafa Kemal'in en sevdiği yemeklerden birini kendisi hakkında okumalar yapan muhtemelen çoğu kişi bilir.. bu yemek, etsiz kuru fasulye; kendisinin ifadesiyle, yağlı fasulyedir.. peki bu yemek nasıl yapılır? şöyle; kuru fasulye, sıvı yağ, kuru soğan, salça, su, tuz gerekli miktarda temin edilir.. tencerenin içerisine önce eldeki sıvı yağ dökülür.. üzerine önceden doğranmış soğan eklenir.. soğanlar yağ içerisinde pembeleşinceye kadar kavrulur.. yağda kavrulan soğanın üzerine salça eklenir.. kısa süreliğine salça ve soğan bir arada karıştırılarak kavrulur.. devamında kavrulmuş salça ve soğanın üzerine kuru fasulye eklenir.. tencerenin içerisinde yer alan fasulyenin üzerine de miktarınca su ilave edilir.. bir süre sonra suda yumuşayan tencere içerisindeki kuru fasulyenin üzerine de gerekli oranda tuz ilave edilir.. ortalama yarım saat ocak üzerinde pişirilir.. evet, etsiz kuru fasulye ya da yağlı fasulye servise hazır.. ek: pişirilecek olan kuru fasulye pişirilmeden bir gün önce suya yatırılır, suda bekletilir.. yukarıdaki kuru fasulye yemeği tarifinin sıralaması yemeği yapan kişi tarafından değiştirilirse, ek olarak; fasulyeler bir gün önceden suda bekletilmezse, kuru fasulye ya yenilecek halden çıkar ya da tatsız tuzsuz, ne idüğü belli olmayan yavan bir yemeğe döner.. elbette bu tarifte malzemeler arası miktarın birbiri ile uyumu da önemlidir.. malzemeler arasındaki uyum oranı bozulunca da kuru fasulye yemeği, kuru fasulye yemeği olmaktan çıkar.. örneğin; bir gece suda bekletilmemiş kuru fasulyeleri, suyu malzemeye kıyasla bol yaparsanız, üzerine de tencereye önce fasulyeleri, sonra suyu, sonra soğanı, sonra yağı, en sonda da salçayı koyarak yaparsanız süreç sonunda tencere içerisinde göreceğiniz görünüşü bakımından büyük bir hayal kırıklığına uğratır sizi, damak
Mustafa Kemal Atatürk
Aylardan Kasım Günlerden PerşembeAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20254,454 okunma
Bi min hawara kurdî û kurdayetiyê ye! Ne ya Dîcleyê ye!
Puan vermedi·754 syf.··
2025 7. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2025 05:02
Ji xwe hewce nake ez qala şêwe û şayesandina romanê, lehengan û rêkûpêkiya rêsîna bûyeran bikim. Çewtê lehengê me, Biroyê Dengbêj, her çi qas dixwest bibe hosteyê deng û gotinan lê jiyan rê neda vê daxwaz û xewnê, nivîskarê me yê gewre Dirêj ku bûye hosteyê nivîs û vegotinê di romanê de vê hostetiya xwe çi di hevokên xwe yên xurt lê sivik, bi zimanê xwe yê ku zimanê malê ye, baş dide der. Mesele ne ev e ji xwe ev roman heke bi vê awayê hêsan were nirxandin, ev ê bibe heqeret bo keda wî. Ji xwe, çi di navê pirtûkê çi jî bi bûyera ku hibijartiye û çi jî bi zimanê ku nivîsandiye de jî diyar dibe ku mabesta pirtûkê ew e ku em bidin pey rastî û şaşiyên xwe û wan ji hev baş veqetînin û li ser wan bifikirin. Wek tecrûbeyên neteweyî werine nirxandin û ders ji wan werin wergirtin. Şerê mîr li gel Osmaniyan(Tirkan) û paşî şerê wî yê li dijî wan û şerên Yêzdînşêr li gel Osmaniyan û paşî li dijî wan. Dîroka ku di dawiya romanê de wek dîroka ku tim dubare dibe tê nirxandin, divê bibin aqil û ders, hiş û bîr ji bo me. Wek di romanê de jî Dirêj gelek caran bi dubareyan û bi israr dibêje û gazin jê dike ku em tu carî nafikirin û aqil nagirin ji vê dîroka ku dubare dibe, di dawiyê de Dirêj bêyî ku fikirandin û tecrûbe kirina bûyerê û ders wergirtina ji romanê ji me re bihêle (ez bawer im hingê Dirêj dizane ku em ê rast nenirxînin û keda wî dê berhewa biçe) ew bi xwe ders û aqilê ku divê em ji berhemê bigirin, kite bi kite ji me re vedibêje û tim dubare dike. Niha yanî sal 2025 e. Kes û kesayetên ku em wan nas dikin wek pêşeng jî di nav de em wek civak jî heman in. Dirêj ku di dawiya romanê de me hildida li erdê dixe heke îro binivîsanda dê dîsa ve sosretiya me ya îro ku ne me dîroka xwe nas kiriye ne me dijminên xwe nas kiriye û ne jî di asta ku em bikaribin bibêji erê baş e, xwedî li
Kurdî
Hawara DîcleyêMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20163,880 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·540 syf.··
Beğendi
·
2025 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2025 19:50
20. Yüzyılda yaşanan ekonomik krizi ve insanların yaşadığı zorlukları ele alan ve belli bir üne kavuşmuş olan bu eser gerçekten hem gazabı hem de bu gazabın verdiği üzümleri ele alır. Neredeyse bir gazap seli alır götürür Amerika’yı ve Joad ailesini. Peki neden böyle bir konu işler Steinbeck? Bir eserin incelenmesinde yazarın öneminin büyük olduğuna inanırım her zaman. Çünkü sanatçıyı bilmeden sanat çatısız bir eve benzer. Öyleyse biraz sanatçımızı tanıtayım. Tasarladığı karakterler gibi, Steinbeck da yoksul bir ailede büyür ve çoğu eserinde işçi hayatını ve emeğin önemini ortaya koyar. Tam bir realisttir ve bu da eserlerinin ayna görevi görerek gerçeği yansıttığı anlamına gelir. Çoğumuz ailelerimizden ve büyüklerimizden “Bizim zamanımızda…” diye başlayan cümleler duyarız. Kendi zamanlarında yaşadıkları zorlukları teker teker anlatmaya başlarlar. İşte bu eserde de durum aynen öyle. Joad ailesinin yaşadığı ekonomik bunalım ve buhran dönemidir anlatılan. Dilimizde de bir söz vardır; “Umut fakirin ekmeğidir.” Steinbeck’in Joad ailesini Kaliforniya’ya doğru yolculuk yaptırması bir umut yolculuğudur. Bu yolculuğa çıkan sadece Joad’lar değildir, umuda doğru Steinbeck de yolculuk. Lev Tolstoy’un tam da bu konu üzerine bir sözü düştü aklıma; “Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar: ya bir insan yolculuğa çıkar, ya da şehre bir yabancı gelir.” Aslında her ikisi de olur bu eserde; Tom hapisten çıktıktan sonra köyüne döner ve ailesiyle Kaliforniya’ya yolculuğu başlar. Sevdiğimiz ve bağlandığımız bir şeyi kaybetmek gerçekten içler acısıdır. Sanki bütün vücudumuzu saran damarlarımız bir anda bizden çıkarılmış gibi hissederiz ve bu durum biraz da bağlandığın birisini bir anda kaybetmeye benzer. Onsuz ne yapacağını bilemezsin çünkü o senin bir yapboz parçandır ve yapbozdaki
Edebiyat
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · İletişim Yayınevi · 202145,7bin okunma
Türkçe'nin hamuru İslâm
Puan vermedi·232 syf.··
2025 21. kitabı
·
64 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2025 15:54
Lütfi Özaydın'ın "Söyleyen Bilmez Bilenler Söylemez" adlı kitabı, Türkçe Mülahazalar serisinin 1. eseridir. Eser TİYO yayıncılıktan neşrolunmuştur. 【1】 Türkçe'de kullandığımız en temel fiil ve isimler dahil birçok kelimenin, yaşantısında İslâm'a uyan ecdadımızın lîsanında da Kur'ânî kavram ve kelime bilgisine ittibaı neticesinde, yine Kur'ânî bir anlayışla teşekkül ettiğini savunmaktadır. Bu güçlü söylemi eser boyunca; Türkçe'de istimal edilen kelimelerin Kur'ân diliyle ilişki, sarf-nahif-emsile-bina gibi kavramların Arapça'daki yeri ve Türkçe'ye olan katkıları ve Türkçe'nin hem ilmî hem de itikadî açıdan taşıdığı İslâm karakteristiğini geçerli sebeplerle ispatlamaktadır. Eserde savunulan düşünce yalnız bir söylem ve slogan olarak bırakılmamış olup, Kur'ân-ı Kerîm'deki kelime ve köklerinin Türkçe'de nasıl yaygın biçimde kullanıldığı mevzuu Ayetlerdeki kelimeler incelenerek ve derinlikli bir lügât olan el-Okyânûs'tan yapılan araştırmalarla ortaya konulmuştur. Yazar burada Türkçe'nin kaynağının Arapça olduğunu savunmaz, bilakis Türkçe'nin kaynağını manâsı yanı sıra sentaksına da varıncaya dek İslâm olarak delilleriyle tespit etmiştir. Kitabın sonunda, araştırmalara kaynaklık edecek nitelikteki bu çalışmalardan kolay faydalanılması ve kitapta bahsi geçen kelimelerin kolay bulunması için bir Fihrist bulunmaktadır. Yazar Hakkında Hakkında biyografik veriler kısıtlı olmakla beraber; Merhum Lütfi Özaydın, Tokat'ta dünyaya gelmiştir. Küçük yaşta, babası ve dedesinin de teşvikiyle, Kur'ân-ı Kerîm öğrenmiştir ve Arapça bilmektedir. Eserde anlatılan ana konuyla ilgili olarak kendi hayatından verdiği örneklere göre mesleğinin öğretmenlik olduğu anlaşılmaktadır. Hayatında bir dönem, İstiklâl Marşı Derneği'nde Genel Kurul Üyesi olmakla hizmet üstlenmiştir. "Söyleyen Bilmez
Söyleyen Bilmez Bilenler SöylemezLütfi Özaydın · Tiyo Yayınları · 201865 okunma
T
Puan vermedi·88 syf.··
2025 6. kitabı
İnsan istekleri ile yaşıyor ve elde ettikleriyle nankörleşiyor. Bunun harici pozitif olanlar o melek gibi umutlara şu serpiyor. Ya da bunların tam tersi. Çünkü her insanın aşikar ve gizli normları vardır ve bu normlar bazen diğer normlarla kesişebilir
İnsan Ne İle YaşarLev Tolstoy · Parana Yayınları · 2022234,2bin okunma
Puan vermedi·1062 syf.··
2019 138. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 29 Eylül 2019 00:00
“Anna Karenina’daki neredeyse her sahne içime işledi… İşte, bir türlü tatmin olamamamızın kaynağı.” Virginia Woolf UYARI: Spolier olmadan da inceleme yazmak elbet mümkün, lakin bu romanla ilgili aktarmak istediğim belli başlı mevzuların ehemmiyetine binaen, eserin pek çok detayına gireceğim için spoliersiz olmasını tercih etmedim. Bu sebepten, bin küsur sayfalık bu şaheseri hatmetmiş (ya da kazaen daha önce spolier yemiş, yahut filmini izlemiş) olanlara bu upuzun incelemeyi okumalarını tavsiye ederim. Gerçek Anna Karenina kimdir? Tolstoy, Anna karakteri için komşusu A. N. Bibikov’un başına gelen olaylardan faydalanmıştır. Bununla ilgili donelere Tolstoy’un eşi Sofya Andreyevna’nın yazışmalarında rastlanır: “Ellili yaşlarda, orta halli, eğitimsiz olan Bibikov, ölen eşinin uzaktan akrabası olan ve evini çekip çeviren Anna Stepanovna Pirogova adındaki bir kadınla yaşamaktadır; Anna, onun sevgilisidir. Bibikov, oğlu ve yeğeni için çok güzel bir Alman mürebbiye alır, bir süre sonra da ona âşık olunca evlilik teklif eder. Bu olay üzerine bir köşeye fırlatılmış eski eşya moduna ve bunalıma giren Anna Stepanovna, Bibikov’a bir intihar notu bırakıp evden ayrılır. Elinde bohçasıyla Tula’ya gider, oradan Yasenki’ye geçip kendini yük treninin altına atar. Tolstoy onu kafatası soyulmuş, bedeni çıplak ve kesik bir halde Yasenki kışlasında görür ve korkunç bir şekilde etkilenir. Anna Stepanovna Pirigova uzun boylu, iri, karakteri ve yüzüyle tipik bir Rus kadınıdır; gri gözlü ve esmerdir.” Anna Stepanovna Pirigova’nın ölüm tarihi 1872’dir. Anna Karenina karakterine ilham olan bu kadın ölümüyle Tolstoy’un kahramanına ebedî bir hayat verir. Bu arada belirtmekte fayda var: Tolstoy yalnızca Pirigova’nın intiharını kullanır. Anna Karenina, ne
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,6bin okunma