Hawara Dîcleyê

Mehmed Uzun
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Dicle'nin Sesi 1 ~ Dicle'nin Yakarışı ~
10/10
·328 syf.··
2025 13. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2025 23:27
Mehmet Uzun Dicle'nin Sesi' ni tek bir kitap halinde yazmış olsa da iki kitap olarak çıkmıştır .Bunun ilki Dicle'nin Yakarışı, ikincisi ise Diclenin Sürgünleri' dir. Romanın ilk kitabı olan * Dicle'nin Yakarışı * 4 bölüm halinde yazılmış. (GÖKYÜZÜ ,AY, GÜNEŞ ve TOPRAK ). Her Şevbuherk' te ( dengbej gecesi ) bir tanesini dillendirir Bıro. Kitabın ana karakteri Bıro, çocukken bir saldırı sonucu bir gözünü ve ailesini kaybetmiş Dicle kıyısında büyümüş seslere aşık bir yezididir. Mir Bedirhan'ın tahta çıktığı bir Newroz günü, himayesinde bulunduğu çok sevdiği çoban dengbej Ape Xelef' le şenliklere katılmış, orada Mir'in huzurunda bütün roman boyunca bize bazı parçalarını söylediği ve hayatı boyunca üstünde çalıştığı Diclenin türküsünden okuduğu bir bölümle Mir'in sevgisini kazanmış onun isteği üzerine Cizîra Botan'ın en büyük medresesi olan Medresa Sor'a girerek tahsil görmüş ve burada Mam Sefo' nun zengin kütüphanesinde birçok kitap okuyarak entelektüel bir dengbeje dönüşmüştür. Daha sonra hayatı Mezopotamya ve Serhadi bölgesinde dönen olaylarla şekillenmiş, şahit olduğu olaylarla istemediği bir yöne kaymıştır. Yaşadığı ve yaşatılmış bir kültürün acıları içinde yoğrulmuştur. Onun için Dicle Nehri bambaşka bir anlam taşır. Bıro ile Dicle nehri arasında güçlü bir yakınlık ve benzerlik vardır. Her ikisi de kendi içinde bir derinlik taşır. Sessiz görünür ama aslında susmaz, hayattadır, hatırlatır. Susanların sesi, bastırılanların haykırışı gibidir ikisi de. Bıro'nun dengbejliği Dicle Nehrinin öteki sesidir: Tarih, bilgelik, susturulmuş bastırılmış hakikatin, göçün, yasın, acının, kopuşun, direnişin, yokluğun,unutulmuşun, çığlığın, protestonun sesidir adeta. Bazen inleyen, bazen ağlayan, çağlayan, haykıran... Her şey ses (dengbej) üzerinden anlatılır. Bu ses resmi
Duygu ve Düşünce
Dicle'nin YakarışıMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20183,881 okunma
Kandili yakın ve unutulmuşların sesine kulak verin!
10/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2021 95. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Temmuz 2021 12:47
Bu kitap acının, korkunun, kin ve nefretin, sessizliğin sesininin yazılara dökülmüş hali, Yaşar Kemal kitaplarında nasıl duyguların rengini gösteriyorsa Mehmed Uzun da bu kitabında bize duyguların seslerini duyuruyor. Sabrın, vicdanın, merhametin sembolü olan Nuh, İbrahim, Eyyüb'ün yaşadığı bu topraklar nasıl bunca acıya, kedere, zulme tanıklık etti? Dengbêjlerin, stranların, kavalların yanık sesi, açan çiçeğin, solan gülün, uyanan toprağın buğulu sessizliği, nasıl yerini; kılıç seslerine, acının yankısına, yakan, yıkan, harabeye çeviren kin ve öfkenin hınç ve nefretin körelmiş vicdanına dönüştü? Mezopotamya toprağı, hep aynı topraktı; Tevrat'ın dediği gibi, tufanın ve gazabın toprağı. Mezopotamya; Mem û Zin'i, Ehmedê Xanî'si, Feqiyê Teyran'ı, Melayê Cizîrî'si, Mir Bedirhan'ı bereketli toprakları, camileri, kiliseleri, kütüphaneleri, tapınakları, dengbêjleriyle karanlık dünyanın kandil ışığıydı.. Mezopotamya; virane Dicle, harabe Fırat, yanmış Ninova, yıkılmış Babil. Mezopotamya; Süryaniler, Keldaniler, Yahudiler, Hristiyanlar, Ermeniler, Kürtler, Êzidiler'dir. Yani unutulmuşlar..
Edebiyat
Dicle'nin YakarışıMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20183,881 okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2023 1. kitabı
·
117 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2023 18:53
Öncelikle kendi dilimde yazılmış (kürtçe) böyle bir şaheseri okuduğum için aşırı gururlu ve mutluyum.Kitap tam anlamıyla tarafsız bir gözle tüm kültürü ve gelenekleriyle kürt tarihini kürt coğrafyasını diğer halkları ve yaşadıkları acıları tüm çıplaklığıyla göz önüne sermiştir. Kitap Dicle ve Fırat arasında olan Mezopotamya topraklarında geçen ,Mezopotamya halkının dili olmuştur.Tarih boyunca söylenemeyen saklanan yakılan yok sayılan bir dilin bir ırkın her şeyini gözler önüne dökmüş her Kürdün ve her insanın kürt tarihini öğrenmesine rehberlik etmiştir.Okudukça bir adamın bu dizeleri nasıl şahane bir üslupla nasıl bir güzellikle yazdığını,anlatığını hayranlıkla izliyor her dizesini çizmek istiyor her anına aşık oluyorsunuz.Okumayanlar için söylüyorum çok şey kaybediyorsunuz hemen başlayın. Kürt coğrafyası sensin adam sen iyiki Mehmed Uzun.
Dicle'nin YakarışıMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20183,881 okunma
9/10
·327 syf.·
2020 61. kitabı
Dicle Türküsünün Sesi Mezopotamya’yım ben; Damarlarım su ve nehir, Hayatım kavga, mevzum kan, Dilim edebi, sözüm ebedi. Her zaman bir şairin, bir vakanüvisin sözünden çok Gılgamış’ın dudaklarında bir zaman, kadim nehrin kenarında Nemrud’un zihninde, Yunus’un ruhunda, Tufan ülkesinde İbrahim’in yüreğinde. Açın mukaddes kitapların sayfalarını, Açın yaşayan ruhların kapısını, Oralardayım ben, Orada yankılanıyor sesim. Dinleyin beni, Güneşten ve felaketlerden kavrulan toprağın sesini dinleyin. Tohumum, doğumum, açan tomurcuğum, saadetim, arzuyum, sevdayım, hepsiyim ben. Ateşim, yangınım, yıkılışım, nefretim, düşmanlığım, hepsiyim ben. Bütün köklerimde, yanık toprağın bütün derinliklerinde, Her şey benimle başlar, benimle söner her şey. (sf. 216) İşte Dicle'nin sesi bu, binlerce yıldır süren üstünlük uğraşlarının ayakta kalan tek şahididir o Dicle... Mezopotamya'da medeniyetin temellerini atan Sami'lere de şahit oldu onları yıkıp hüküm süren Babil, Ninova, Asur gibi kentleri inşa eden Keldaniler zamanına da şahitlik etti Dicle...
Dicle'nin YakarışıMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20183,881 okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2026 9. kitabı
Her roman bize sunulmuş yeni bir dünyadır… Bu sözlerle bitip devamında ana dilden bahseden bir eser. Elimden geldiğince her türden okumaya çalışıyorum. Zira içinde yakın tarihe farklı bir bakış açısı olması, ilgimi çekme sebebidir. Roman kahramanı tek gözü görmeyen, bir çobanın çocuklarıyla yetişen hem öksüz hem de yetim bir çocuk. Çocukluktan başlayarak dönemin bir portresini çiziyor. Özellikle yaşadığı coğrafya ve daha sonraki serüvenleri, ikili ilişkileri, sanatçı kimliği, zamanın siyasi ve dini ortamı açısından tarihle uyumlu, anlamlı bölümler içeren değerli bir eser. Resmi tarihten farklı bir bakış olması, kitabı değerli yapar. Devam kitabı da var, merakla okumayı bekliyorum.
Alıntı
Dicle'nin YakarışıMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20183,881 okunma
Puan vermedi·333 syf.·
2021 1. kitabı
Dicle'nin Yakarışını bir çocuğun gözünden okuyoruz. Dengbej olmak isteyen fakat Medresa sor denen yerde oranın Mir'i sayesinde okumaya başlayan çocuk. Etrafı hakkında kısa kısa bilgi vermesi arkadaşları, Ehmo... Daha sonra kitapta çok iç çözümleme var sıkılarak okudum şahsen. Ama Mehmed Uzun'un kitabı okunması gerek diye düşünüyorum.
Dicle’nin YakarışıMehmed Uzun · Gendaş Yayınları · 20023,881 okunma
Puan vermedi·328 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2021 00:24
Sessizliğinde bir sesi vardır diyen Mehmed Uzun'dan güzel bir kitap. Kürtlerin tarihini Mir in tahta çıkışını kendi hayatını ve maceralarını; ezidilerin, ermenilerin, keldanilerin çektiklerini anlatan Mehmet Uzun insanın yüreğine dokunuyor. Bundan sonra Diclenin Sürgünleri ll yi okuyup çeşitli halkların, Mirin ve bıronun hikayesini tamamlamış olucaz.
Dicle'nin YakarışıMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20183,881 okunma
Diclenin Yakarışını Duymak
Puan vermedi·327 syf.·
2017 10. kitabı
Mehmed Uzun'la Nar Çiçekleri isimli bir zamanlar yasaklı denemesiyle tanıştım. Deneme olmasına rağmen kitap bende bir öykü, bir roman okuyormuşçasına oldukça yoğun duygular oluşturdu. O zaman dedim ki ben bu sürgün, bağrı yanık adamın bütün kitaplarını okumalıyım. Diclenin Yakarışı ise unutamayacağım kitaplar arasına girdi çoktandır. Dengbej Bıro'yu kim unutabilir bu kitabı okuduktan sonra. Sessizlerin sesi olmak anlattıkça anlatan Dengbej Bıro'yu. Çevresindeki insanları. Diclenin Yakarışı bir coğrafyanın, kadim bir coğrafyanın dile gelişi. Tarihin bilinçdışına atılmış olayları, kişileri, halkları, isyanları var bu yakarışta. Bir zamanların her türlü milletten, her türlü dilden insanların birbirleriyle iyi bir şekilde geçindiği Cizre'si var bu yakarışta. Bu yakarışın içinde unutulanların sesi var. Mezopotamyanın kanla, savaşla, isyanlarla yazılı bir tarihi var. Dengbej Bıro karakter olarak özenle seçilmiş. Mezopotamya'nın en talihsiz halklarından olan Ezidi'lerden. Bir katliamdan sağ kurtulduktan sonra Cizre'de bir aile bakıyor, büyütüyor. Çocukluğu Cizira Botan topraklarında şekilleniyor. Sonraları dengbejliğe merak salıyor Bıro. Mir Bedirhan'ın tahta çıktığı zamanları görüyor. Nasturi katliamına tanık oluyor. Kısacası Mehmed Uzun sizi tarihte hüzünlü bir yolculuğa çıkarıyor. Ben Mehmed Uzun'u keyf almak için okuyanlardan değilim. Onu yasaklı bir dilin emektar bir yazarı olmasından ötürü okudum, sevdim. Bütün sözcüklerinde hissettim o barıştan, sevgiden, halkların kardeşliğinden, özgürce yaşamaktan yana olan tavrını. Mehmed Uzun okurken sözcükler sadece metinde kalmıyor yüreğinizin bir köşesinden gelip tutuyor sizi, bırakmıyor. Keşke Kürtçe bilsem ve orjinal dilinden okuyabilseydim Uzun'u.
Edebiyat
Dicle'nin YakarışıMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20183,881 okunma
10/10
·327 syf.··
Beğendi
·
2019 54. kitabı
Binbir çiçekli bahçenin kapısını açmıştım... Kadim topraklarda kadim zamanlar yaşamıştım... Selam olsun şimdi o bahçede yatan sevgili Mehmet Uzun'a . Mehmed Uzun
Edebiyat
Dicle'nin YakarışıMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20183,881 okunma
Sessizliğin sesini duyanlara...
10/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2023 38. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2023 17:52
"Siz istediniz, ben de anlatacağım. Kandili yakın ve unutulmuşların sesine kulak verin öyleyse." Kitap gerçekten de seslere, sessizliklere kulak vererek anlaşılır, duyulur. Kitap baş kahraman olan Bıro'nun daha hatırlamadığı zamanlarda aldığı yara ve kör gözü ile başlayıp Ester yani sonrasında Stêr'e kadar devam ediyor. Kitabın ikinci kısmını okumaya can atıyorum. Bıro bir eski zaman dengbêji. Sesleri, sessizliği, anlamı anlamak için Dicle'nin, çevrenin sesini dinleyerek türküler yakıyor. Türküler unutulmuşların türküleri, unutulmuşların sesi, unutulmuşların sessizliği. Her biri birbirinden değerli kahramanlar var, mekânlar var. Birbirinden değerli Kürtçe, Türkçe, Arapça, Fransızca, Farsça yazılmış kitaplar var. Bir oda dolusu kitaplar... Dilini anlamadan resimlerini inceleyen Bıro ve Mıgo var. Resimlerden anlam çıkaran. Daha sonrasında Mam Sefo'nun rastgele açtığı bir sayfayla bir kaç defa ölümün, kanın, zulmün resmi var. Kitapta Yezidiler, Süryaniler, Keldaniler var. Melekê Tawus var. Yezdan var. Medresa Sor var. Kendini yazılıdan çok sözlü geleneğe adayan dengbêjler var. Şevbuhêrk gecelerindeki birbirinden farklı sesler, kelamlar var. Sırada bu kitabın devamı olan Dicle'nin Sürgünleri var. Orada Ester'i o kadar merak ediyorum ki. Bıro'yu, ne olacağını o kadar merak ediyorum ki. Keşke mümkün olsaydı da Kürtçesini okuyabilseydim. Mehmed Uzun; sana bolca kalp gönderiyorum ♡♡♡
Dicle'nin YakarışıMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20183,881 okunma

Yazar Hakkında

Mehmed UzunYazar · 27 kitap
1953 yılında, Viranşehir kökenli bir aşiret ailesinin çocuğu olarak Siverek'te doğdu. Mehmed'in, beş kardeşi daha vardı. Küçük yaşlarında ailesinden duyduğu sözlü anlatım örnekleri, edebi sanatının temelini oluşturmuştur. İlerde yazacağı romanların kökü, bu çocukluk anılarından beslenmiştir. Kürt dilinin yasak olduğu bir dönemde, birçok Kürt yazarın aksine egemen dilde değil anadilinde yazmayı tercih etmiştir. Özellikle, zayıf olan Kürtçe yazı dilini geliştirmek, ortak bir edebi dil oluşturmak ve Kürt hikâye anlatım geleneğini canlandırmaya yönelik yaptığı çalışmalarla modern Kürt edebiyatında kurucu bir role sahiptir. 26 Ağustos 1977'de, sahte Tunus pasaportuyla Suriye üzerinden gittiği İsveç'e yerleşti. Kurmanci, Türkçe ve İsveççe yazdığı kitapları yirmiye yakın dilde yayınlandı. Hakkında, Türkiye'de çok sayıda dava açıldı. 1981'de Türk vatandaşlığından atıldı ve 1992 yılına kadar Türkiye'ye gelemedi. Uzun yıllar İsveç Yazarlar Birliği yönetim kurulu üyeliği yaptı. Ayrıca İsveç Pen Kulübü ve Uluslararası Pen Kulüp'te aktif çalıştı. İsveç ve Dünya Gazeteciler Birliği'nin de üyesi olan Uzun'un bugüne kadar çok sayıda Kürtçe roman yazdı. Mehmed Uzun, "Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık" romanı ve "Nar Çiçekleri" adlı deneme kitabı ile ilgili olarak 2001 baharında yargılandı. Yakalandığı mide kanseri nedeniyle uzun süre tedavi gören ünlü edebiyatçı, 11 Ekim 2007 günü Diyarbakır'da yaşamını yitirdi. 13 Ekim günü Diyarbakır Ulucami'de kılınan cenaze namazı ardından, Mardinkapı Mezarlığı'na defnedildi.