Çünkü özgür bir ruh, hiçbir öğrenimi köle gibi sürdürmemeli. Zira bedensel işler, zorlamayla uygulandığında bedene zarar vermez, ama zorlamayla öğrenilen hiçbir bilgi akılda kalmaz.
Oysa kendi mallarının yokluğundan ötürü aç ve sefil düşenler, birkaç parça mal zaptedeceklerini düşünerek devlet işlerine yönelirlerse devletin iyi yönetilmesi imkansızdır. Zira devlet görevi ve yönetim, çekişme konusu haline geldiğinde böyle çift yönlü öldürücü bir kavga, kenti mahvettiği kadar görevlilerin kendisini de mahveder.
Ama bizim şimdiki sözlerimiz gösteriyor ki bu öğrenme gücü, ruhun içinde bulunur. Herkesin anlamasını sağlamak için şöyle bir benzetme yapalım: Bütün vücudunuzu çevirmedikçe gözünüzü karanlıktan aydınlığa çeviremezsiniz. İşte bu nedenle gerçek bilgi edinme aracı; ruhun bir bütün olarak, görünenler dünyasından oluşlar dünyasına çevrilmesidir. Ta ki ruh, öz varlığı ve oluşun en parlak alanını düşünmeye dayanabilene kadar.
Eğitim, esasında, bazı insanların söylediği şey değildir. Onların iddia ettiği, sanki kör gözlerin içine görüş gücü koyuyorlarmış gibi doğru bilgiyi, ona sahip olmayan bir ruhun içine yerleştirebilecekleridir.
Bilgi nesnelerine kendi doğruluklarını ve bilene de bilme gücünü veren bu gerçeklik, iyilik ideasıdır ve iyilik ideası, bilginin ve bilinebildiği ölçüde doğruluğun sebebidir. Her ne kadar bilgi de doğruluk da güzel şeyler olsa da iyilik ideasının onlardan da güzel bir şey olduğunu tasavvur edersen, iyilik ideası hakkında doğru düşünmüş olursun.