İşte o zaman bildimdi, anladımdı o sıra ne bir atlas kalır bende, ne ibrişim. Bu çuha, bu sicim elden çıkarsa acemiydim. "Gitmem," dedim, "sizin provalarınıza. Bön ve berbat buluyorum yaldızlı yaz gecelerinizi. Berbattır balkonda o güneşli sabahlar, biraz açılmak için açıldığınız kırların aniden karşılaştığınız ırmakların ürpertisi. Ahmakça böndür beni belimden bölmeye kalkan enlem, benden iki bakışık parça çıkarmaya çabalayan boylam da berbat." İpekli libas giymem, altın takınmam. Atımın eğerinde kaplan derisi yoktur. Çehreme iyi baksalardı yırtılırdı uykularının zarı. Uykuluydular sinerken bedenime kıraç dağlar, bitek vadilerle beraber ben tenimi yumarken uykularına tutundular.