Frederickson" olumlu duyguların etkisini şöyle özetlemektedir: -Kişiyi olumsuz duyguların istenmeyen etkilerinden korur. -Dayanıklılığı artırır. -Düşünme mekanizmasını güçlendirir, düşünme ve eylem için yeni yollar denemek üzere cesaretlendirir. -Empati doğurur ve önyargıları kırar. -Bireyler ve organizasyonlar için optimal işleyiş düzeni oluşturur. -Olumlu duygularla çalışan lider, ekibinde performansın yüksek olmasını sağlar.
Sayfa 192 - B. L. Frederickson, Cultivating Positive Emotions to Optimize Health and WellBeing, Vol. 3, 2000.
14 Ekim 1991'de Yugoslavya Meclisi'nde konuşma yapan Sırp lider Radovan Karadziç'in Müslümanların yok edileceğine dair tehditlerine karşılık, Aliya gayet sakin bir şekilde "Bizi yok etmekle tehdit ediyorlar. Ama bilsinler ki Müslümanlar yok olmayacaktır!" demişti. Yok olmak... Ölüm bir son olmadığına ve biz Müslümanlar da bu dünya için yaşamadığımıza göre, evet binlerce şehit verse de Bosna, Müslümanlar yok olmamıştı işte. Olmayacaktı da.
Tarih
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Machiavelli'ye göre; bir senyörün (liderin) zekasını değerlendirmenin ilk yolu, yanındaki adamlara bakmaktır. Bu kişiler becerikli ve sadık iseler, bu senyörün adamlarının becerilerini görebildiği ve onları sadık tutabildiği için, bilge olduğu kabul edilebilir. Liderin yakın çevresinde bulunan kişiler, onu göklere de çıkarabilir, yerin dibine de geçirebilir.
Sayfa 18·Kitabı okuyor
Alıntı
Kırmamak için Kırılmak yada Dobralık,İrade gücü
Nezaket ve kendini şımartma adı altında ne kadar çok yalan gizlendi,ne kadar çok erdem yok oldu.Hiç bir şey çağın ruhuna irade zayıflığı kadar uygun değil dolayısıyla filozof idealinde irade gücü,sertlik ve uzun süreli kapasite bulunur. (Beni takip edenler bilir inandığım doğruyu pat diye söylerim,bazende saf olanlara onların yanlış düşüncelerini düşünmelerini sağlamak için örnekler vererek aynı onların düşüncelerini sanki doğrular gibi başka örnekler veririm fakat bu eski düşünceleri paylaşanlar saf oldukları için sanki onları doğruladığımı zanneder oysa onları yalanlarım ama o kadar saftırki bu sözleri bile anlamazlar,çünkü aklı devreye sokup düşünmezler sürü psikolojisi düşünmeyi hep başkalarına bırakmak üzere, ferdi düşünceyi red etmek üzere kurulmuştur,ben bilmem imam(rahip)yada lider bilir.Taklid üzere olan bir irade gücü,irade den sayılabilinirmi?Niezstche’de bu ben bilmem dediği için Sokratesi eleştirir.)
Sayfa 164
Mesud Barzani ve Celal Talabani ile bizzat ilişki kurması, onları Ankara'ya çağırarak konuşması, Cengiz Çandar gibi gazetecileri Kürt sorununda aktif bir şekilde değerlendirmesi, Ortadoğu'nun bugünkü siyasi durumunu yirmi yıl önceden görmesi, özellikle hayatının son döneminde 'Kürt sorununu mutlaka çözeceğim' iradesini ortaya koyması onu tarihimizin misyon sahibi liderleri arasına sokmuştur. Turgut Özal'ın 1987 şartlarında çok cesur ve ani bir kararla Mardin' den aday göstererek milletvekili seçilmesini sağladığı Nurettin Yılmaz bu konuda şunları anlatmaktadır: "Celal Talabani, sürekl i Ankara'ya gel iyordu. Haberim olduğunda milletvekili olarak onu karşıl ıyor ve ilgileniyordum. Kürt l iderlere kırm ızı pasaport alınması nda Özal'a tel kinlerim oluyordu. Bir gün bana, 'Nurettin, lrak'taki Kürtlerin bir federasyon şekl inde Türkiye'ye bağlanması iyi olur, değil m i?' demişti. Özal, Irak Kürtlerinin Türkiye'ye bir federasyonla bağlanmasının, hem Türkiye'nin Ortadoğu'daki stratejik konumunu güçlendireceğini hem de Kürtler ile Türkmenlerin dayanışmasını pekiştireceğini düşünüyordu. Aynı zamanda 'Irak Kürtleri, Saddam'ın katliamından kurtulur ve Türkiye'nin gücünü arkasında görürse, korkusuzca yaşar bölgesinde' dem işti. Ben de gülerek, Tabii, Kürt ve Kerkük petrol üne Türkiye'nin hakim olma pol itikası da yatıyor bunun arkasında, değil mi?' esprisini yapı nca tebessümle 'O kadar da olur elbet. Şunu bil ki her uzlaşma ve antlaşmada, tarafların çıkarları kaçı nılmazdır' dem işti bana, ileriyi görebilen Özal. Talaban i'ye, Özal',ın federasyonla ilgili duygularını anlattığımda, 'Bana da açıkladı bu öneriyi dedi. .. Özal çok zekidir.
Tarih
Mete'nin önemli bir lider olacağını düşünüyorlar mıydı? Yoksa onu babasının başına bela olmuş bir genç olarak mı görüyorlardı? Ne yazık ki ikincisi doğruydu. Onların gözünde Mete, babasının başına bela olmuş bir gençti. Fakat böyle olmadığını ve kendisinin, sadece ba- basının başına değil, hepsinin başına bela olacağını çok yakında gösterecekti.
Sayfa 72 - Lopus yayınevi·Kitabı okudu