8/10
·560 syf.··
2026 38. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 00:00
Atatürk'ün hayatı ile ilgili ayrıntıları okumak benim için oldukça keyifliydi. Kitap akıcı bir şekilde ilerliyor ve özellikle Mustafa Kemal'in çocukluk, gençlik ve eğitim yıllarına dair birçok detayı bir arada görmek hoşuma gitti. Ancak aynı yazarın Latife Hanım kitabını daha etkileyici bulduğumu söylemeliyim. Bunun bir nedeni muhtemelen Mustafa Kemal hakkında zaten belirli bir bilgi birikimine sahip olmam; Latife Hanım'ın hikâyesi ise benim için çok daha fazla yeni bilgi ve keşif içeriyordu. Kitap, Mustafa Kemal'i sadece asker ve devlet adamı kimliğiyle değil, insani yönleri, özel hayatı, dostlukları ve ilişkileriyle de anlatmaya çalışıyor. Bu yönünü değerli buldum. Ancak bazı bölümlerde yazarın bakış açısını fazlasıyla hissettiğim için zaman zaman daha mesafeli ve dengeli bir anlatım beklediğimi de söylemeliyim. Buna rağmen sıkılmadan okuduğum, Mustafa Kemal'in hayatına farklı açılardan bakmamı sağlayan, akıcı ve keyifli bir biyografi oldu. Özellikle Atatürk'ü sadece tarih kitaplarındaki bir lider olarak değil, bir insan olarak da tanımak isteyenlere rahatlıkla tavsiye edebilirim
Mustafa Kemal Atatürk Mücadelesi ve Özel Hayatıİpek Çalışlar · Yapı Kredi Yayınları · 2018419 okunma
9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 107. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 00:00
Herkese Merhaba Bugün sizlere Con Sinov kaleminden Corinne & Mustafa Kemal - Son Mektup kitabının yorumu ile geldim Mayıs ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 110 sayfalık bir kitap •Madam Corinne; Cenova asıllı, entelektüel bir kadın. Hayatını Mekteb-i Harbiye'nin yakışıklı subayı Ömer Lütfü Bey ile birleştiriyor ama Balkan Savaşı’nda eşini şehit verince dünyası kararıyor. Tam bu acının ortasında Mustafa Kemal çıkıyor karşısına. Silah arkadaşının emanetine sahip çıkmak için yaptığı taziye ziyareti, yıllar sürecek derin bir sırdaşlığın ilk adımı oluyor. •Mustafa Kemal o dönem henüz tüm dünyanın tanıdığı o büyük lider değil; kabına sığmaz ama bir o kadar da ketum bir binbaşı. Yüreğini kasıp kavuran o büyük hayalleri, ülkenin kaderini değiştirecek fikirleri duyan o çok az insandan biri Corinne oluyor. Ve aralarındaki mektup trafiği, Mustafa Kemal'in 21 Kasım 1913’te Sofya’ya gidişiyle başlıyor. •12 Ocak 1914’te Corinne’e yazdığı mektupta, içindeki büyük ihtiraslardan bahsediyor. Bu hırs makam için değil; vatanın kurtuluşu için. Henüz ortada dünya savaşı yokken kafasındaki o modern Türkiye vizyonunu, kadının toplumdaki yerini ilmek ilmek buraya yazıyor. Bu satırlar, 10 yıl sonra gerçek olacak muazzam bir kehanetin belgesi resmen. •Ardından o cehennem gibi Çanakkale Siperleri dönemi geliyor. Ölümün nefesinin hissedildiği siperlerde bile sırf insan kalabilmek, zihnini diri tutmak için Corinne’den ısrarla Fransızca romanlar, tiyatro oyunları istiyor. •İstanbul işgal edildiğinde, evinde Mustafa Kemal’in imzalı portresi asılı diye Corinne ve ailesi hapse atılıyor, ardından Roma'ya sürgün günleri başlıyor. Cumhuriyet kurulduğunda Corinne’in yazdığı o gurur dolu son mektubu tüylerimi diken diken etti. Yıllar sonra Türkiye'ye döndüğünde, yoğun devlet işlerinin ve bürokratik duvarların araya girmesiyle
Corinne & Mustafa Kemal - Son MektupCon Sinov · Masa Kitap · 048 okunma
Reklam
ÇOCUK, GENÇ VE ÖRNEK BİR İNSAN OLARAK NURULLAHI TANIMAK ..
Puan vermedi·336 syf.··
2026 76. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 20:25
"Ömrümü bu milletin insanları birbirini helak etmesinler diye harcayacağım.Bu milletin evlatları birbirlerine böyle bir muameleyi reva göremezler. Buna hakları yok. Çünkü dışarıda bize düşman kocaman bir dünya var zaten. Biz kime düşmanız bu ülkede? Biz birbirimize nasıl düşman olabiliriz? Bir ömür bunu anlatmaya adaycağım kendime." Sibirya gazisi, bilge ve lider bir adam olan Bekir’in erdem ve iyilik timsali oğlu Seyfullah… Yolu ve okulu olmayan uzak bir dağ köyünde bir rüyası, bir hayali var Seyfullah’ın: Oğlu Nurullah’ı okutmak… ..."Alaca bir at koşar içimde zamansız, mekansız nefese doğru... at vuruldu; içim paramparça Rüveyda..." Belki bir çoğumuz şiirleriyle tanıyoruz aslında ama aynı zamanda yazar da olan, Türkiye’nin, yönetim sanatı ve liderlik alanındaki önemli bilim insanlarından, Prof. Dr. Nurullah Genç Omuzlarımda Dünya adlı eserini yazarı tanımak adına çok güzel bir başlangıç olacağını düşünüyorum. Çünkü bu kitap yazarın yokluk içindeki zorlu çocukluk yıllarını, eğitim mücadelesini ve hayallerini anlattığı Timaş Yayınlarından 336 sayfalık dokunaklı bir otobiyografik anı kitabı. Hâtıraları okurken bazen gülümseyecek, bazen hüzünlenecek, çokça düşünecek ve hayata dair yol işaretleri bulacaksınız satırlarda... Engeller, sorunlar ve imkânsızlıklar baba ve oğulun hayallerinden daha büyük. Başarmak için çok çalışmalı, asla yılmamalı ve sabretmeli. Bir kış günü başlayan uzun, meşakkatli yolculuk ve dünyayı omuzlarında taşıyan bir umut. Onlara destek olan ise güzel insanlar ve duanın gücü. Omuzlarımda Dünya’nın sayfalarında, yaşanılması çok daha zor hale gelen yeryüzünün ve çölleşen insanlığın, medeniyetimizdeki ilim ve irfan iklimini aradığını iliklerimize kadar hissediyor olacağız. Dünya öylesine bir girdabın içinde ki sevgiyi kanatlandıran yeni bir ses, önce başkaları
1000Kitap
Omuzlarımda DünyaNurullah Genç · Timaş Yayınları · 20242,013 okunma
Gerçek liderlik zorbalık değil, meşruiyet üretme yeteneğidir.
10/10
·549 syf.··
2026 8. kitabı
Malevil: Dünyanın Sonundan Çok İnsanlığın Yeniden Başlangıcı Bazı kitaplar vardır; onları bitirdiğinizde hikâyeyi değil, fikirleri düşünmeye devam edersiniz. Robert Merle’nin Malevil romanı benim için tam olarak böyle bir kitap . İlk bakışta sıradan bir kıyamet sonrası romanı gibi anlaşılıyor. Nükleer bir felaket yaşanır, dünya yıkılır ve hayatta kalan insanlar yaşam mücadelesi verir. Ancak kitabı okudukça anlıyorsunuz ki Merle’nin asıl derdi dünyanın nasıl yok olduğu değil, insanlığın sıfırdan nasıl yeniden ayağa kalkacağı. Romanın en etkileyici yanı, medeniyet dediğimiz şeyin aslında ne kadar kırılgan olduğunu göstermesi. Bugün hayatımızın vazgeçilmez parçaları olan devlet, hukuk, elektrik, iletişim ve ulaşım ağları birkaç dakika içinde ortadan kalkıyor. Geriye ise yalnızca insan kalıyor. İşte asıl soru burada başlıyor: İnsan, elindeki tüm teknolojik ve kurumsal araçlar yok olduğunda nasıl bir toplum kurar? Malevil’de hayatta kalan insanlar yalnızca yiyecek bulmaya çalışmıyor. Aynı zamanda yeni bir düzen kurmaya çalışıyorlar. Bu nedenle roman bana bir macera hikâyesinden çok bir siyaset ve toplum felsefesi denemesi gibi geldi. Robert Merle, karakterleri üzerinden farklı yönetim biçimlerini, liderliği ve iktidarın kaynaklarını sorguluyor. Romanın merkezindeki Emmanuel Comte karakteri özellikle dikkat çekici. Günümüz popüler kültüründeki kıyamet sonrası kahramanlar gibi kaba kuvvetle öne çıkan biri değil. İnsanları ikna edebilen, güven veren ve ortak amaç etrafında toplayabilen bir lider. Onun karşısında ise dini kullanarak korku üzerinden otorite kuran Fulbert bulunuyor. Aslında romanın gerçek çatışması da burada yatıyor. Bir tarafta iş birliği ve rıza üzerine kurulu bir toplum modeli, diğer tarafta korku ve dogma üzerine inşa edilmiş bir düzen. Malevil’i benim
Edebiyat
KıyametRobert Merle · Doğan Kitap · 200438 okunma
Lanetli Kitap
Puan vermedi·143 syf.··
2026 24. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 13:01
Merhabalar; bugün incelemesini yapacağım eser, çocukluğumda Muhteşem Yüzyıl dizisini izlerken, Osmanlı İmparatorluğu'nun en güçlü sadrazamı Pargalı İbrahim Paşa'nın elinde gördüğüm andan beri içimde büyüyen büyük bir merakın ürünüdür. Dizide koca bir imparatorluğun kaderini tayin eden İbrahim Paşa, bu gizemli kitabı masanın üzerine koyup dostuna dönerek, "Arkalı İbrahim, bir kitaptan korktuğumu ilk defa gördüm..." diyor ve ardından sayfaları çevirip dönemin siyasetini sarsan şu can alıcı satırları okuyordu: "Osmanlı monarşisi bir sultan tarafından yönetilir, diğerleri onun kullarıdır; ülkesindeki yöneticileri istediği gibi tayin eder ve istediği gibi değiştirir. Fransa'da ise birçok eski senyör ve onların imtiyazları vardır, kral onların imtiyazlarına dokunamaz. Bu yüzden padişahın krallığını işgal etmek zor, Fransa'yı işgal etmek ise kolaydır. Osmanlı'ya saldırılırsa bütün ülke karşılarında bir birlik olarak görülür ama padişahın soyu ortadan kaldırılırsa da başkaldıracak bir şey kalmaz, geriye kalanların halk üstünde bir hükmü ve fikri yoktur. "İbrahim Paşa'yı ve tüm dünyayı dehşete düşüren bu satırlar, Niccolò Machiavelli'nin tam 500 yıl önce parçalanmış İtalya'yı birleştirmek amacıyla kaleme aldığı, dini, ahlakı ve devlet yapılarını politik birer güç aracı olarak ifşa eden ölümsüz eseri Prens'in ta kendisidir. Hükmü korumak adına bir liderin ağları tanımak için bir tilki, kurtları korkutmak içinse bir aslan olması gerektiğini söyleyen bu çıplak iktidar dili, Katolik Kilisesi tarafından yüzyıllarca yasaklanmıştır. Ancak felsefe tarihinin en büyük dehalarından Jean-Rousseau, Toplum Sözleşmesi adlı yapıtında bu esere ezber bozan bir pencere açarak, "Machiavelli krallara ders verir gibi yaparak uluslara büyük öğütler vermiştir. Onun Prens adlı yapıtı,
PrensNiccolo Machiavelli · Doruk Yayınları · 201520,3bin okunma
10/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2026 157. kitabı
𝙺ı𝚣ı𝚕 𝙶𝚎𝚌𝚎 𝚕 Herkese Merhabalar... Bugün sizlere kalemini severek okuduğum yazardan #kızılgece kitabı ile geldim. Evet kitabımız seri, en sevdiğim. Ve diğer bir en sevdiğim ise serinin tamamlamış ve elimde olması daha ne isterim ki. Fantastik evren okumayı severim ama ben en çok bu halde yazıldı ise severim. Nasıl mı? Karmaşık olmayan, heyecanlı ama aynı zamanda içinde aşk olan, maceralar ile kuşatılmış bol olaylı, az karakterli ve son sayfaya kadar merak edilen. Kızıl Gece de tam da böyle bir kitaptı. Başlar başlamaz su gibi aktı ve son sayfaya resmen ışınlandım desem yeridir. Çünkü elimden bırakmak istemedim. Rozelin ve Biran Nuh ile tanışın! Rozelin kendi halinde mütevazi denilecek bir hayatı varken her şey arkadaşının tavsiyesi ile gittiği yardım vakfı ile başlar. Bu vakıfta tek şart ise kan vermektir. Ve onun verdiği kan ile aranan bulunur. Rozelin yıllardır gördüğü rüyalara anlam veremediği yetmiyor gibi kendini onun içinde buluverir. Artık bambaşka bir evrendedir. Üstelik de hiç bu zamana kadar erkek arkadaşı bile olmamışken hamiledir. Nasıl olur demeyin! Rozelin gözünü açtığında başka bir yerdedir ve anlam vermeye çalışır ama daha ne olduğunu anlamadan ise kendini bir kaosun, çekişmenin ortasında bulur. Liderler arası çekişme ve taht kavgasına dönmesin mi? Akıllı olan, kurnaz olan ve veliaht veren lider olacak mı olacak. Peki bebek! İşte o ön bir ay sonunda doğacak eğer kabul edilen ve bir aşk bebeği ise de kehanetler ortadan kalkacak. Eee bunlar ne demek ya dediniz değil mi? Bu sefer ters köşe yapıp nasılı değil de sonucu yazdım ve okuyanlar bence hemen anladı.
Kızıl GeceDuruMavii · Vera Kitap · 2026198 okunma
Reklam
Reklam