1) When you go back to the past, you can only meet people who have visited the cafe. 2) No matter how hard you try, you cannot change the present. 3) A ghost sits in the chair that takes you back to the past. 4) When you go back to the past, you cannot get up or move from the chair. 5) There is a time limit.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
2
2. Yeni bir yerlere gidin, farklı insanlar tanıyın ve görün, her seyi daha önce yapmadığınız şekilde yapın. Aynı jimnastik salonlarına, restoranlara ve kafelere gittiğiniz sürece programlanmış aynı tepkilerle ve cevaplarla karşılaşmanız çok kolaydır. Hepimiz gibi siz de bir alışkanlık yaratıyorsunuz. Japonya'da bir işe girmek benim için önemli bir adımdı. Tokyo'da birlikte çalıştığım çoğu müşteri bana aynı şeyi söyledi. Yeni bir yere git, yeni insanlar tanı böylece kendini çok zorlanmış ve yapmacık davranan biri olarak hissetmezsin Yeni mekanınızda insanların size karşı tepkileri ve yorumları daha rahat ve yeni olacaktır Sizi her zamanki ahbaplarınızdan farkIı göreceklerdir ve kendinizin gizli tuttuğunuz ya da hakkında hiçbir şey bilmediğiniz yönlerinizi ortaya çıkarmanız için
Sayfa 34
Bu anekdot ile kitaba veda ediyorum.
Hıncal Uluç köşesinde yazmıştı: " Wimbledon' in ilk zenci şampiyonu efsanevi tenisçi Arthur Ashe, kan naklinden kaptığı AIDS'ten ölüm döşeğindeydi. Hayranlarından biri sordu: "Tanrı böylesine kötü bir hastalık için neden seni seçti?" Arthur Ashe cevap verdi: "Tüm dünyada 50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar, 5 milyonu tenis oynamayı öğrenir, 500 bini profesyonel tenisçi olur, 50 bini yarışmalara girer, 5 bini büyük turnuvalara erişir, 50'si Wimbledon'a kadar gelir, 4'n yan finale, 2'si finale kalır. Elimde şampiyonluk kupasını tutarken Tanrı'ya 'Neden ben?' diye hiç sormadım. Şimdi sancı çekerken, Tanrı'ya nasıl 'Niye ben?' derim? Mutluluk insanı tatlı yapar. Başarı ışıltılı. Zorluklar ise güçlü. Hüzün insanı insan yapar, yenilgi mütevazı. Tanrı'ya asla 'Neden ben' diye sormayın. Ne olacaksa olur."
Var olduğumuz şu anda biz insanların farkında olmadığı şey hayata karşı inatçı, aralıksız bir direnç içinde olduğumuzdur. .....Yani, bizler zihnimizin çöllerinde amaçsız bir biçimde dolaşan yersiz yurtsuz insanlarız.
Sayfa 89 - Pegasus Yayınları
Parmenides
There are very many tokens that what is is uncreated and indestructible; for it is complete, immovable, and without end. Nor was it ever, nor will it be; for it is now, all at once, a continuous one.... I shall not let you say or think that it came from what is not; for it can neither be thought nor uttered that anything is not" (i.e., reality can neither be created from nor destroyed into nothingness, since nothingness is nonexistent; and if reality is both uncreated and indestructible, that is the same as saying it is eternal). (2) "Nor is it divisible..., for what is is in contact with what is. (i.e., reality is a plenum, absolutely full space; if it were divisible, it would contain interstices of nothingness, which is inconceivable). (3) “Moreover, it is immovable…. It is the same, and it rests in the selfsame place, abiding in itself” (i.e., motion and its correlative, change, are both ruled out; if a thing changes, something that is passes into nonexistence, and something that is not comes into being from nonexistence, both of which are impossible). And (4) “since…it has a furthest limit, it is complete on every side, like the mass of a rounded sphere, equally poised from the center in every direction…for the point from which it is equal in every direction tends equally to the limits.
Ontoloji