Sese dökülüp ağızdan yayılsınlar ya da sadece düşünceler olarak kalsınlar,
kelimeler üzerinizde neredeyse hipnotik bir etki yapabilirler. Kendinizi kolayca
onların içinde kaybeder, bir kelimeyle bir şeyi bağdaştırdığınızda, ne olduğunu
bildiğiniz inancına kapılırsınız. Gerçek şu: Ne olduğunu bilmiyorsunuz. Sadece
gizemi bir etiketle örtüyorsunuz. Hiçbir şey, bir kuş, bir ağaç, hatta basit bir taş
ve hepsinden öte insan, asla tam olarak bilinemez. Bunun nedeni, zihinle
kavranamayacak bir derinliğe sahip olmasıdır. Hepimiz algılayabilir, deneyimleyebilir,
düşünebiliriz ve bunların tümü, sadece gerçekliğin yüzeydeki
katmanıdır; yani bir buzdağının görünen ucundan bile azdır.
Yüzeydeki görünüşün altına indiğinizde, her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğunu
görmekle kalmaz, aynı zamanda bütün hayatın başladığı Kaynak ile de
bağlantılı olduğunu görürsünüz. Bir taş, bir çiçek veya bir kuş bile, size Tanrı'ya,
Kaynağa ve kendinize uzanan yolu gösterebilir. Ona baktığınızda, elinizde
tuttuğunuzda ve isimlendirmeye kalkışmadığınızda, içinizde bir hayranlık, bir
huşu uyanır. Özüyle kendini size anlatır ve özünü size yansıtır.