Dirlik kaybı O hafta sendikada öğretmenlerin barış konusunu işlemesi kararı verildiğini öğrenince canı sıkıldı Kadir'in, ama bunu sendika temsilcisi Fuat'a hissettirmedi, hatta, "Çok doğru bir karar," dedi, "elimizden bir şey gelmiyor, en azından çocukların dikkatini barışın önemine çekeriz." İnanarak söylemişti bunları, yalan riya yoktu. Sadece burada bitseydi… Aklıevvel öğrencilerden biri ana babasına yetiştirebilir, onlar da okul yönetimine şikâyet edebilirdi. Sorun daha da büyüyebilir, polis, mahkeme devreye girebilirdi. Onlardan yana korkusu, sıkıntısı pek yoktu, ama iş öğretmenlikten atılmasına varırsa yanardı. Bir dolu örnek vardı. Koskoca profesörleri üç cümlelik yazıyla kovanlar, onun gibi birkaç senelik öğretmeni ânında silerdi. İstemeyerek başlamıştı öğretmenliğe, başka çaresi kalmadığında. Kamu personeli sınavına girmeden önce bir sürü işe girip çıkmış, büyük umutlar beslediği, kitaplarla dergilerle haşır neşir olacağı için seveceğini düşündüğü nice işten düş kırıklıklarıyla ayrıldıktan, akşamları birlikte içki içip meyhane masalarında memleket meselelerini tartışırlarken benzer şeyler düşündüklerini sandığı adamların konu iş yaptırmaya, para ödemeye gelince nasıl vampirleştiklerine tanık olduktan sonra isyan etmişti. "Devlet sonuçta, onun insanı ezmesi, aşağılaması, işine gelmediğinde cezalandırması doğal, en azından bunu bilerek çalışırım," diyerek öğretmenliğe başvurmuştu. Yeniden iş aramak, benzer muhitlerde çalışmak fikri içini kaldırıyordu. Öğretmenliğe başladıktan sonra görüştüğü arkadaşlarının sayısı hayli azalmıştı, ama birkaç aydır onlardan da kaçıyordu. Çevresindekilerin, özellikle arkadaş bildiklerinin öteden beri yapageldikleri şeyleri hiçbir şey olmuyormuş gibi sürdürdüklerini görmeye tahammül edemiyordu, hadi onlar neyse, bir de
Sayfa 49·Kitabı okudu
Lise Edebiyat Hocamı çok severdim..
Lisede Divan edebiyatı okurduk. Şimdi Divan edebiyatı liselerden kalkmış. Ne kadar büyük hata diyorum; insan ne çok kelime öğrenirdi.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Antep'te ilkokulu bitirdikten sonra babam İstanbul'a, Robert Kolej'e gönderdi beni. İşlemleri Ali Dayım yaptı. Ali Kazanoğlu. Annemle kardeş çocuklarıydılar. Ama biz Ali Dayı derdik ona. Öğretmendi. O sıralarda İstanbul Milli Eğitim Müdür Yardımcılığı yapıyordu sanırım. Bir de oyun yazmıştı. "Alp Aslan" Hem "hamasi"ydi, hem de kadın rolü yoktu içinde; bu yüzden Anadolu'da neredeyse her lisede oynanmıştı. Yatılı okuyacaktım. Eşyalarım hazırlandı. Dayı Ahmet Ağa İlkoku­lu'ndan Robert Kolej'e. Suburcu'ndan Bebek'e. Beni İstanbul'a annemle babam getirdiler, Theodorus Hall'ün ikinci katındaki yatakhaneye yerleş­tirdiler. Yanaklarımdan öptüler. "Hafta sonu görüşmek üzere" gözyaşları­nı göstermemeye çalışarak gittiler.
Sayfa 65·Kitabı okuyor
Kür Şad, Temmuz 1947
Sıfırla Nasıl Tanıştım: Onunla 1928 veya 1929'da Pertev Naili vasıtasıyla tanıştım. O zaman Darülfünun talebesiydim. Pertev'in liseden hocası olduğu için arasıra evine giderdi. Pertev, o zamanki samimiyetimiz dolayısıyla beni ve Orhan Şaik'i de Sıfıra götürmüş, tanıştırmıştı. O sırada yegâne ihtilafi-mız Fuad Köprülü'nün Türk edebiyatındaki bilgisi üze-rindeydi. Hususî ve hissî bir meseleden dolayı Köprülü'ye düşman olan Sıfır onu çekiştirir, zımnen cehlini ileri sürer, biz de aksi tezi müdafaa ettiğimiz için arada tartış-malar olurdu. 1930'da Türkiyat Enstitüsü'ne asistan olduğum zaman ahbaplığımız yine devam etti. Enstitüye gelir, bana ve öteki asistan Abdülkadir İnan'a Türk edebiyatı hakkında bazı şeyler sorup öğrenir ve aramızda her hangi bir sızıltı ve münaferet olmazdı. Bilâkis herkesin nabzına göre şer-bet vermesini daha o zamandan beri bildiği ve meclisin-dekileri eğlendirmekte üstad olduğu için kendisinden hoşlanırdık. Sıfırın Bana Düşmanlığı: "Orhun"un 21 Mart 1934 tarihli beşinci sayısında yayınladığım bir yazı üzerine Sıfır bana düşman oldu. "Alaylı Alimler" başlığını taşıyan bu tenkit yazısı onun "Türk Edebiyatına Toplu Bir Bakış" adlı pek cahilane ve vahim hatâlarla dolu eserinin mahiyetini ortaya koyan sert bir makaleydi. Sertliğinin sebebi de bu kitabın lise-lere kabul olunacağı hakkındaki söylentinin günden güne büyümesiydi "Sıfır" o zaman Dil Kurumu'nda Türkçeyi tahrible uğraşan heyet arasında bulunduğu ve huzurda ga-zeller okuyarak göze girmiş olduğu için bu kitap hakika-ten liselerin resmî ders kitabı olabilirdi. Böyle bir faciayı önlemek için vicdanî bir vazife yaptım ve sert bir yazıyla işi açığa vurarak belki de hakikaten bir kültür trajedisini önlemiş oldum. İşte Sıfır bana bu yüzden düşman olmuş, hattâ o zaman beni mahkemeye vermek istemiş,
Sayfa 168 - 169·Kitabı okudu
Lisede okurken bile pek de önemli olmayan bir dersten kötü bir not alıp eve gelsek, okuldan alınıp bir ustanın yanına çırak olarak verileceğimiz söylenerek tehdit edilirdik -işçi sınıfına düşmek burjuva dünyasında başa gelebilecek en kötü tehditti- ve gerçek bir eğitim alma talebiyle, çağın önemli sorunları hakkında yetişkinler tarafından aydınlatılmayı isteyen gençler, kurumlu bir edayla, "Sen bunu daha anlayamazsın," denilerek azarlanıp susturulurdu.
Sayfa 58·Kitabı okudu
Alıntı
Paris'te yol sormak için lisede öğrendiği Fransızcayı kullanan bir turist gibi, psikopatlar da duygusal fikirleri söze dökmekten zorlanırlar, çünkü duygular belirsizdir ve onları iyi anlayamazlar. Bu açıdan, duygu psikopat için ikinci bir dil gibidir..
Sayfa 187 - Serbest Kitaplar·Kitabı okudu
Psikoloji