Ben şiir yazmazsam
Yitirir dilini içimdeki çocuk
Dünya mahzun olur
Çıkarır giysilerini sözün teninden
İmge denen o esrarlı konuk (s.53).
İnsan Şükrü Erbaş'ın şiirlerini okudukça hayal ile gerçekliğin buluştuğu bir dünyada yüzer mi? Bir ömür boyu içinde taşıdığı çocukluğuna gidip gelir mi? Gökkubbe altında yaşananları duydukça yüreği acır, ruhu paramparça olur mu?
Onun şiirlerini her okuduğunda insan öfkelenir mi? Dostluğun, arkadaşlığın, aşkın, özlemin, umudun, acının, hüznün, yalnızlığın, ölümün kıyılarında dolaşır mı? İnsan bir yandan hayatın anlamını sorgularken, bir yandan da acısıyla tatlısıyla yaşamın her anına şükreder mi?
Evet, insan Şükrü Erbaş'ın şiirlerini her okuduğunda bu duyguların hepsini aynı anda yaşayabiliyor. Şiirlerinin herbir mısrasında kendini gördüğü anlam yüklü kelime bulutlarıyla karşılaşabiliyor. Nitekim o, kelimeleri öylesine ince, öylesine zarif kullanıyor ki okurken yüreğiniz dinleniyor, ruhunuz hafifliyor.
İyi ki yazmışsın Şükrü Erbaş. İyi ki kelimeleri ve biz okuyucularını mahzun bırakmamışsın. İyi ki içindeki çocuğu konuşturmuş ve anlam yüklü kelimeleri bizimle buluşturmuşsun. Sözün teninden giysilerini çıkaran kelimelerinle coşup sağanak sağanak kalplerimize yağmışsın...
İyi ki yazdığın herbir kelime ve mısrada şiirin şifa olduğunu bize göstermişsin. "Şiirin onu yazana değil, ona ihtiyacı olana ait olduğunu"¹ kulağımıza fısıldamışsın. "Yaşamak ağrısı" çektiğimiz şu dünyada bize bazen bir nefes, bazen bir liman olmuşsun. Kapanmayan yaralarımıza bazen ağrı kesici, bazen merhem olmuşsun...
Özcesi, Şükrü Erbaş'ın okurken insanın kalbini ve ruhunu sarıp sarmalayan " Bütün Şiirleri 1"ni tüm okurlara içtenlikle öneriyorum. İncelememe onun;
Koşaradım tükeniyorsunuz insan kardeşlerim
Koşardım
Duymadan bir gün olsun dünyayı iliklerinizde...(s.58)²
Sevmek derinimizde gülü solmuş bir zaman
Geçtik her seferinde aynı soruyla
Düğümlenmiş bir duyguyu çözüp bağlayarak:
"Sevdiğine yanıt vermedikten sonra
Başka kime yanıt verir yeryüzünde insan?"