Bugün de benzer sorular içermekteydi gelecekse sorulara sınırsız bir alan sunuyordu.
1K
“Yüksek yosma Chrysomallo, Bizans’taki sarayının avlusunda, adamlarının yardımıyla, görkemli koşumu altında sabırsızlıktan kişneyen soylu kara atı Barsymès’e bindi. Sonra, sevinçle dolup taşarak, ovalar ve ormanlar içinde özgürce bir gezi yapmak üzere çıktı. Akşama doğru, nerdeyse tam konutuna dönmek üzere geri döneceği anda, mahmuzunun, kendiliğinden, sık ve düzenli bir biçimde, atının böğrüne batmakta olduğunu sezdi. Barsymès dört nala ileriye atıldı, bir daha da hiçbir şey durduramadı kendisini. Karanlık çökünce, yol biniciyi her yanda izleyen, yeşilimsi bir ışıkla aydınlandı. Chrysomallo, bu ışıkların çıktığı noktayı ararken, mahmuzunu gördü: su yeşili bir ışıltıyla ışıldıyarak dolayları aydınlatıyor, ayağını, kendisi istesin istemesin, sürekli olarak, her seferinde biraz daha fazla oymak üzere, atın kanlı yarasına getiriyordu. Bu çılgın kaçış yıllarca sürdü. Durmamacasına vurmakta olan mahmuz, gün boyunca soluk parıltısını koruyor, gece bu parıltıyı bir şimşek parıltısına dönüştürüyordu. Ve Bizans’ta hiç kimse Chrysomallo’yu bir daha görmedi.”
Sayfa 223·Kitabı okudu
Reklam
Bu çileli "başkasına dönüşme"de yeniden karşımıza çıkan, Locus Solus'ta hücrelerinde duran ölümün aralıksız gidiş gelişleri değil midir? Başkalarında yaşayan bu başka hayatı taklit etmek için kendisini öldürüyordu Roussel şüphesiz; keza başkalarını kendisinin yerine geçirerek, kadavranın katılığını dayatıyordu onlara
Sayfa 153·Kitabı okudu
Felsefe
Kendi üstüne katlanmış bu ikiz dil Locus Solus'ta sürekli görülen kontrpuanı akla getiriyor: Bu kontrpuan ölülerin görünür söylemlerinin üstünde Canterel'in kısık sesini duymamızı sağlar; Canterel camın öteki tarafında hangi şiirsel tekrarın tamamlandığını ve ölüm ile hayat arasında hangi kafiyenin yankılandığını düzyazıyla açıklar.
Sayfa 105·Kitabı okudu
Felsefe
Ölümünden kısa bir süre önce, çaresiz bir mide hastalığına yakalanan, durumu bildiği için de ölümün yaklaşmasıyla dehşet içinde bulunan, duygulu yazar Claude Le Calvez, korkulan büyük andan sonra da bir edimde bulunma düşüncesinde hiçlik karşısındaki bunalımlarında bir yumuşama bulduğundan, son soluğunu verir vermez Locus Solus'un buzluğuna konulmasını kendisi istemişti.
Sayfa 140·Kitabı okudu
Edebiyat
Tutuklu, böylece, çarpıcı bir biçimde, kendi istemiyle, şaşmaz zorunluğa egemenliğine girince, hemen işe başladı, hiç duralamadan, kurala uydu, tam dilediği gibi, verimsiz bellek alıştırmalarında unutuşu buldu.
Sayfa 122·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Reklam