Bu yılın Uluslararası Booker adaylarından bir tanesi olan Geriye Kalan Kadın aşırı merak ettiğim adaylardandı. Kitap neyse ki yakın zamanda İthaki Yayınları tarafından basıldı ve kavuşmuş olduk. Çok eski bir arnavut geleneği olan Ostaynitsa olmayı anlatan kitap, evlenmek istemeyen bakire kızların kadınlıklarından tamamen vazgeçmek ve erkekleşmek zorunda oldukları, kendi rızalarıyla erkekleşip erkek kanunlarına göre yaşadıkları bu düzenden geriye kalan son Ostaynitsa’nın, kız adıyla Bekia, erkek adıyla Matya’nın hikayesini anlatıyor. Çok vurucu, çok sarsıcı bir hikaye bu çünkü yaşananların hepsi gerçek, bahsedilen olaylar gerçek, tüm bu kan davaları ve Kanun gerçek. Her şeyin bu kadar gerçek olması okurken haliyle fena halde çarpıyor. Okuma yazması olmayan Bekia’ya yaraşır bir şekilde imla ve dilbilgisi kurallarını yıkarak yazmış bu kitabı yazar ve çoğu zaman Bekia’nın içinden geçenleri ya da ağzından çıkan sözleri okuyoruz. Arada bir de Bekia’ya yazılmış mektuplar var ki, işte aslında belki de kitabın en çarpıcı noktası bu mektuplar… Ben kitabı bayıla bayıla okudum. Her ne kadar bu yıl Uluslarası Booker’ın Tayvan Seyahatnamesi kazanmış olsa da ve ben hala basılmadığı için o kitabı henüz okuma şansı bulamamış olsam da,bu kitabın ödülü alamamasının burukluğunu yaşadım. Anlayın kitabı ne kadar sevdim. Hala almadıysanız bir an önce edinin derim.