Başkalarının bizim hakkımızda iyi şeyler düşünmesine duyduğumuz ihtiyaç, öncelikli hislerimizden biri olmayı bu­gün de sürdürüyor. İspanyolların deshonrado (onursuz insan) dedikleri insanın çağımızdaki yansıması ise "loser" (kaybe­den) sözcüğüyle karşılanıyor.
Anne ortadan kaybolduğunda Yana on bir yaşındaydı. Onsuz geçen ilk yıllar, evde, o tuhaf boşlukta dolaşıp durdu. Hafta içi sabahları Babayla kahvaltı ederlerken Babanın bazen tek kelime bile etmediği zamanlar olurdu. Loser adında bir köpekleri vardı. Adamın o yıllarda tek arkadaşı oydu.
Sayfa 46 - Timaş Yayınları, 1. Baskı,Mart 2024·Kitabı okuyor
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Who said there were sides?" But even I could answer that for him. There are always sides. There is always a winner, and a loser. For every person who gets, there's someone who must give.
Sayfa 56·Kitabı okuyor
1000Kitap
Sen beni bir kaybeden olarak sevdin ve şimdi kazanabilirim diye endişeleniyorsun. (Leonard Cohen'in First We Take Manhattan şarkısından bir dize; Ah, you loved me as a loser But now you're worried that I just might win)
Sayfa 30 - Karakarga·Kitabı okudu
Loser için önemli olan, yani ona yardımcı olan, ya da kendi deyimiyle "daha fazla düşünmeye sevk eden", işitme ve dinlemeyse, benim için de gör­mek ve bakmaksa, yakından tanımadığımız o kişi için önemli olan koklamaktı - özellikle burnuna çek­mek değil, burnunun içinde böyle bir özelliğin olma­sı, kokunun duyulmasıydı, özel bir çaba harcamadan, aynı anda yüz değişik şeyden, birbirıne karıştırma­dan, birbirinden ayırt ederek koku almak. (Elbette ki her zaman birinin özellikleri ötekininkilerden ayırt edilemiyordu). Nasıl ki kimi insanlar bir şeyi gördük­ten aylar sonra bile onun suretini gözlerinin ağtaba­kasında muhafaza ederlerse -onu yeniden görmek için gözlerini kapamaları yeterlidir-, şöyle bir kokla­yıp geçtiği, deyim yerindeyse zamanaşımına uğramış şeylerin kokusu bile eczacının burun deliklerinin içinde gücünden hiçbir şey yitirmeden ve silinmeden duruyordu. Nasıl ki kimi insanlar suretleri sayesinde nesneleri kesin hatlarıyla gözlerinde canlandırabili­yorlarsa, eczacının bunu yapabilmesi için onların kendisinde kalan kokuları yeterliydi.
Realitenin kendisi abartılı. Neoliberalizm ekonomik faşizmdir, çünkü dışlanan ve yoksulluğa mahkum edilen insanlar piyasacıların zihniyetinde "loser" dır, kaybetmeye, başarısızlığa yazgılıdırlar. Ve dünya sadece galipler için yaratılmıştır. "Loser"lar, iki nedenle kaybetmeye mahkum. Çünkü, tüketemiyorlar. Ve üretemiyorlar, üretseler bile verimsizler, çok az üretiyorlar. Galiplerin yargısı o ki, "mağluplar" alt-insanlar. Efendi ırka, üstün ırka mensup değiller. Onun için neoliberalizm ekonomik ırkçılıktan başka bir şey değil.
Sayfa 38 - John Berger·Kitabı okudu