Herkese Merhaba, ben galiba bu uzuuun(!) aralara biraz fazla alıştım. Neyse ki beni tekrardan inceleme yapmaya teşvik edecek mükemmel kitaplar var.
Hiç vakit kaybetmeden kitabın ismi ile başlamak istiyorum. Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer… Neden bilmiyorum ama ismi ilk okuduğumda çok değişik gelmişti kitabı bitirdim bana hala çok farklı geliyor. Gerçekten yazarımız gayet dikkat çekici bir isim tercih etmiş. Maalesef ki bendeniz kitabın içeriği ile pek bir alaka göremedim. (Kesinlikle benden kaynaklı.) Çünkü çoook farklı bir konu bekliyordum.
İçerikten çok fazla bahsetmek istemiyorum. Sadece bende bıraktığı duygulardan bahsedeceğim. Bu romanı okurken gerçekten başkahramanımızın yerinde buldum kendimi. Her ne kadar gündelik yaşamımda fark etmesem de kahramanın yaşadığı duygu değişimleri, iç çatışmaları ve dahası başkalarını memnun etme pahasına kendi öz benliğinden ödün vermesi az-buçuk beni bana hatırlattı. Okuduğum en güzel romanlardan biriydi. Hatta kişisel gelişim açısından bakarsak en iyisiydi diyebilirim. Bende çoğu kişisel-gelişim, ya da psikoloji kitabının veremeyeceği bir farkındalık oluşturdu.
Üslup bakımdan inceleyecek olursak; Gayet hoş bir işleniş tarzı var, olayların. Okurken hiçbir şekilde kafa karışıklığına sebep olmuyor. Olaylar birbirinden kopuk değil. Benim sevdiğim özelliklerden bir tanesi derinlemesine betimlemeler var ki nerdeyse ortamın içinde bulunmuş ya da o insanların karşısındaymışım bizzat ben görüp konuşuyormuşum gibi hissettim. Ek olarak ekonomiden ve borsadan zerre kadar anlamadığıma kani oldum. (Gerçekten sıfır, hiiiç anlamıyorum o sayfaları okumak benim için baya bir meşakkatli oldu :,)
Kitabın tek sevmediğim daha doğrusu müteessir olduğum kısmı sonuydu. Hem şaşırdım (sadece şaşırmak desek iyi şoke oldum:( ) hem de üzüldüm. Her