Bir an, bir şimşek çakması beyinde. Bir anlık değil aslında birçok şeyin birleşimi. Yalnızca o andan ibaret sayılan... Yaşamak. Doyasıya, tüm hücrelerinle, hissederek.
Çok öncesinde aldığım ama okumadığım. Çoğu şeyde olduğu gibi kitaplarda da "doğru zaman" kavramına inandığım. Öyle bir zamanda okuyup 1-2 saatin içinde bitirdiğim. Farkında olmamak birçok şeyin. Akıp giden zamanın, yaşanılan çok basit anların, mutlu olunacak ne denli şeyin olduğunun. Kelimelere dökünce, bu satırlardan okuyunca bu söylediklerimi belki anlamsız belki hissiz belki hiçbir şey ifade etmeyen zihinde. Zihin... Öyle bir şey ki zihnimiz. Bir lütuf denilse yanlış olmayacak. Belki ilahi, belki sihirli, belki mucizevi... Ve bu kavramı karşılayan birçok sözcük. Her şey aynıyken aslında neden birdenbire coşkuyla dolar insanın içi ? Neden yaşamak ister daha çok, neden içinde kelebekler uçuşur da o coşkusunu aktarmak ister birilerine ? Kaybedince anlaşılmaması gereken. Her an kıymetli olan, kıymetli olacak olan. Var olan zamanın içinde, aynı durumda, "farklı" görebilmek bir şeyleri. Farkında olmak. Süreci kolaylaştırmayan ama öğreten, büyüten, değiştiren, dönüştüren. Sancılı, evet. Her şeyde olduğu gibi. Sonrası ? Sonrası için içe sığmaması, dolup taşmak, tastikca aktarmak istemek. İnsanın davranışı kendinden aktardığı, kendi bakış açısı, kendi hisleri, kendi kavgası, kendi mucadelesi. Kazanan olabilmek için, her şeyden önce en değerli olan "kendi"mize bir iyilik yapabilmek için, iyileşmek mümkün.
"Ruhumun bir zamanlar nasıl karlar altında kaldığını bilmiyorlardı ve bu yüzden ruhumun şimdi baharı yaşadığını da anlayamayacaklar."
Ve son olarak "İnsan bir kez kendini buldu mu bu dünyada kaybedecek hiçbir şeyi yok demektir. Ve insan bir kez olsun içindeki insana dokundu mu tüm insanlara dokunabileceğini