“Yıllardır kurduğu hayalin cesedi, batmak üzere olan güneş gibi bir yerlere tutunmaya, artık somutluğunu yitirmiş bir şeylere dokunmaya, mutsuzlukla, çaresizlikle kaybolan o sesi yakalamaya çalışıyordu.”
“Yeni ve şimdiye kadar yaşamadığı bir ruh halinin ona zor gelmesinin yanı sıra bu ruh hali karşısında korku da hissediyordu. Yorgun gözlerin bazen çift görmesi gibi ruhundaki her şeyin çift olmaya başladığını hissediyordu. Bazen neden korktuğunu, ne istediğini bilmiyordu. O olan şeyden ya da olacak şeyden korkuyor mu yoksa onu istiyor mu, tam olarak ne istiyor, bilemiyordu.”
“Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi,gelmiş geçmiş en kötü günlerdi; hem bilgelik çağıydı hem ahmaklık; hem inancın devriydi hem şüpheciliğin; hem aydınlık hem karanlık bir mevsimdi; umudun baharı, umutsuzluğun kışıydı; hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu.”