laozi; platon, campanella, thomas moore gibi ideal yöneticinin nasıl olması gerektiği üzerine çok fazla kafa yormuştur. hattâ "tao te ching", ontolojik veya teolojik bir metin değildir, büyük oranda etik ve politik bir metindir. tao te ching'in metinlerinin hemen hepsi ideal hükümdarı tasvir eder, hükümdarın bağlı kalması gereken politika ve etik önermeleri ifade eder.
etik ve politika, ilkçağ filozofları tarafından tamamen birbirlerinden ayrı tutulmuş felsefî disiplinler değildi. platon'un politeia'sında etik ve politika birbirine sıkı bir şekilde bağlanmış, örneğin, ideal bir filozofun "ahlâkî" incelemesi yapılmadan "bir devlet nasıl olmalı ve nasıl yönetilmeli" sorularına yanıt verilmemiştir. aynı şekilde aristoteles, nikomakhos'a etik'te "etik"i izah ederken "mutluluğu" temel almış, politikanın da "genelin mutluluğunu sağlama bilimi" olduğunu söylemiştir. dolayısıyla, eğer etik ile mutluluk ve politika ile mutluluk arasında bağ varsa, bu durumda etik ile politikanın arasında da aristoteles'e göre bağ olduğunu söyleyebilmemiz tabiî olduğu kadar gereklidir de. aynı şekilde campanella'nın civitas solis'inde ve thomas moore'un utopia'sında, yöneticilerin ve kamu hizmeti görenlerin erdemli olmaları gerektiği sıklıkla ifade edilir ki, "erdem" kavramı bizatihi etik bir meseledir. görülüyor ki onlar da politika ve etik arasındaki tabiî bağı kabul etmişlerdir.
tao te ching'de de etik ve politika arasındaki bağ fevkalâde sıkı tutulmuştur. her ne kadar laozi, konfüçyüsçülüğe, dolayısıyla "politika" ve "etik"in doktrinleştirilmesine (kendi ifadesiyle katılaştırılmasına) ve insanlara dayatılmasına karşı çıkmış olsa da kendisi de ahlâk vaz'etmekten kurtulamamıştır. nitekim bu her zaman böyle olmak zorundadır: mesele insan olduğu vakit ahlâktan söz etmemek mümkün değildir.