7/10
·246 syf.··
2026 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 14:30
Çocukluğumdan beri peşimi bırakmayan, karakterimin bir parçası haline gelmiş ve değiştirilmesi gerekip gerekmediğinden bir türlü emin olamadığım baskın bir özelliğim var: Hız. Hayatın her alanında hep hızlıyımdır. Karar verirken de bir işi uygulamaya koyarken de acele ederim; aklıma bir fikir düştüğü an onu hemen o saniye hayata geçirmek isterim. Halk arasında "tez canlılık" denilen bu durum, uzun yıllar boyunca benim ritmim oldu. Ancak 30’lu yaşlarıma adım atmamla birlikte zihnimde yeni bir soru filizlendi: "Acaba daha yavaş olsam, hayattan ve anlardan daha mı çok zevk alırım?" İşte bu içsel sorgulama beni bir arayışa itti ve bu konuda okumalar yapmaya karar verdim. Kemal Sayar’ın kaleme aldığı Yavaşla, yazardan okuduğum ilk kitap oldu. Açıkçası bu okumaların sonunda kendimi değiştirir miyim ya da bunu başarabilir miyim, inanın ben de bilmiyorum. Dört bölümden oluşan kitabın, benim bu eseri elime alma amacımla doğrudan örtüşen ve bana en güzel gelen kısmı "Yavaş Güzeldir" bölümü oldu. Kitabın genel yapısına baktığımızda, her bölümde dörder beşer sayfalık, okuyucuyu yormayan kısa metinler yer alıyor. Bu metinlerin her birinde farklı konular işlenmiş ve her bölüm kendi içinde başarılı bir bütünlük yakalamış. Ne var ki ben tüm kitabın baştan sona "yavaşlamak" felsefesi üzerine kurulu olduğunu düşünerek okumaya başlamıştım; nasıl yavaşlayabileceğime dair pratik ya da felsefi cevaplar bulacağımı umuyordum. Kitap, bu beklentimi karşılama noktasında beni tam anlamıyla tatmin etmedi. Kitabın finaline doğru yönümüz birden siyasete evrildiğinde, kendimi "Ben buraya nasıl geldim?" diye sorgularken buldum. Hani biz yavaşlık diyorduk ne oldu? Ancak bu tematik dağınıklığa rağmen, yazarın dili oldukça akıcı. Metin boyunca yaptığı özgün kavramlaştırmalar kesinlikle çok güzel,
YavaşlaM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 202013,3bin okunma
Milan’a Mektup
Puan vermedi·264 syf.··
2024 8. kitabı
Sevgili Milan, Beni bu mektubu yazmaya iten şey kitabın oldu. Okurken “aslında ne anlatmak istiyor” diye düşündüm. Bazen Freud gibi bazen bir yurtsever bazen de yazar gözüyle baktım yazdıklarına. Enine boyuna incelemek anlamlandırmaktı niyetim. Sonunda anladımki yazdıkların aslında bir isyan bir iç döküş. Böyle olmasını umuyorum çünkü 20. yüzyılda bu içerikte bir kitap sapkınlıkla ilişkilendirilebilir. İçindeki boşluğu cinsellikle doldurduğun sanılabilir. Belki de öyledir, ben iyimser yaklaşıyorumdur. Olur olmadık her hikâyeye cinsellik katmaktan zevk duymuşsundur yazarken. Okuyucuyu rahatsız eden bir tarz mı? Yoksa daha çok okuyucuya ulaşmak istediğin bir tuzak mı? Bu iki soru arasında gidip geldim. Kesinlikle dili kullanma yeteneğin var. O yüzden bir kitabına daha şans vereceğim. Ancak başkalarına önerir miyim bilemiyorum. O denli etkileyiciliği yoktu. Belki de bu kitapla tanışmamız şanssızlıktı. Fikrim değişirse tekrar yazacağım. Sevgiler, M.
Gülüşün ve Unutuşun KitabıMilan Kundera · Can Yayınları · 20191,400 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·224 syf.·
2023 47. kitabı
İçinde bulunduğumuz çağ, "şimdi"yi yaşamamıza fırsat vermiyor, her şey gelecek için yapılıyor. Aynı anda o kadar çok şey yapıyoruz ki insani ilişkilerimiz gün içinde hallediliveren işlerden sadece biri haline geliyor. İşkoliklik, kendine sevdalanmanın değişik bir örneği olarak genç profesyoneller arasında yükseliyor. Hayatın ritimlerini pazarın ritimlerine ayarlayan, ancak paraya tahvil edilebilen değerlere önem atfeden yeni bir benlik, küresel rüzgârla birlikte dünyaya yayılıyor. "Her şey çok hızlı gerçekleştiğinde kimse hiçbir şeyden emin olamaz, kendisinden bile" diye yazmıştı Kundera, Yavaşlık adlı romanında. Gerçekten de hız bizi uyuşturuyor. Artık her yerde ve hiçbir yerdeyiz. Aslında bütün varlığımızla hiçbir yerde değiliz, parça parça orada ve buradayız. Hızlandıkça zaman kazanmıyor, sadece parçalanıyoruz. Kendimizi bulmak için hayatın kendi ritmine geri dönmeye ihtiyacımız var. İşte bu yüzden, kendi kendimize "Yavaşla!" diyoruz. Çünkü yavaş güzeldir.. Doç. Dr. Kemal Sayar ile bizleri hızın ve değerlerini yitirmiş bir hayatın tutsağı olmaktan kurtulmaya davet ediyor. YAVAŞLA, modern çağın getirdiği hız eksenli hayatın, mahremiyetin yitirilişinin, aile ilişkilerindeki çözülmenin, teknoloji odaklı yaşamlarda görülen iletişim kaybının güncel bir eleştirisi. "Modern Mutsuzluk", "Modern Zamanlarda Aile", "Benliğin ve Toplumun Krizi" ve "Yavaş Güzeldir" adlı bölümlerden oluşan kitap bir modern zaman eleştirisi olmanın yanı sıra, eleştirdiği olgulara çözüm önerileri getiren, kaybedilen manevi zenginliği yeniden bulmaya davet eden bir çalışma. Hız eksenli bir hayata eklemlenmek durumunda kalan ve bu kısır döngüden rahatsız olanlar YAVAŞLAYIN! Bu dünyadan bir kere geçeceksiniz!
YavaşlaM. Kemal Sayar · Timaş Yayınları · 201513,3bin okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2023 119. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Ekim 2023 00:00
Eğer uydurmuyorsam bir kitapta iyi yazarların iyi psikologlar (vb.) olduğu geçiyordu. Dostoyevski’nin insan ruhunun girift yapısını bir psikanalist kadar iyi kavradıyla devam ediyordu. Bu kadar da uydurmuş olamam, belki birkaç kitapta geçiyordur. Aklıma ilk gelen yazar Milan Kundera, sanırım o yazmıştı. İyi bir yazarla bir klinik psikoloğun sohbetleri olunca bu kitap, yarı hatırlama yarı uydurmaca bu söylemle giriş yapmam duruma tam uydu bence. Zaten kurmaca hayatlarımız da bu sohbetin konusu. Dostoyevski de var ve başka yazarlar, psikanalistler. Coetzee ve Kurtz sohbetlerinin odağına hakikat ve kurmaca ilişkisini alıyorlar. Kurmacalarda hakikat nasıldır, hakikat midir? Hayatlarımızı ne kadar yansıtıyor, bizler hayatlarımızın gerçekliğine ne kadar açığız, kurmaca gerçekliğimiz var mı, psikanaliz hakikatın hangi boyutuyla ilgileniyor vb. sorular etrafında şekilleniyor sohbetleri. Mektup biçiminde, soru cevap değil. Fikir ayrılıklarını gruplar, din gibi farklı dinamiklerle açıyorlar. Meraklısına tavsiye ederim. “Uydurulmuş bir ideal hakikat kimi zaman gerçek hakikattan daha iyi değil mi?” Bı soruda yoğunlaşıyor sohbet. Ve okurken aklıma Ibsen- Yaban Ördeği geldi. “Sıradan bir insanın hayatında inandığı yalanları elinden alırsanız, onun mutluluğunu da elinden almış olursunuz.” Bir çeviride ‘hayat yalanları’ diye geçiyordu sanırım. İyi Hikaye hayat yalanları üzerine ufuk açıcı bir sohbet. Yaban Ördeği de iyi bir oyun.
İyi HikayeJ. M. Coetzee · Can Yayınları · 202334 okunma
Baba düzyazıdır; anne şiir...
Puan vermedi·248 syf.··
2023 109. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2023 08:37
"Baba, düzyazıydı benim için; anne, şiir! Babamı daha çok retorikle ilişkilendirmişimdir; oysa annem lirik'tir bu anlamda. Evet lirik! Onu kesinliyorum şimdi. Derûnî ve mistik olanı annemle yaşadım. Babam konuşarak, annem susarak dönüştürdüler tînimi." Defterler s.148 Bu ayı kendimce #ahdevefayı ilan etmiştim. Bu bağlamda Hilmi Yavuz hocamın eserinden bahsetmeden geçmek olmazdı. @soylesi_yorum_ekibi 'nden arkadaşlarımla daha önce okumuştuk. Yorum yazmak bu aya kısmetmiş. Hilmi Yavuz hocam yine entelektüel bir ziyafet sunuyor bu eserinde de. Tarih, felsefe, mitoloji, müzik, edebiyat ve genel kültür alanlarında beyin fırtınası yaptırıyor adeta okuruna. Kimler yoktu ki eserde? Hz. İsa, Hallac-ı Mansur, Cüneyd - i Bağdadi, Bayezid-i Bistamî, Tanpınar, Behçet Necatigil, Wittgenstein, Mozart, Homeros, Borges, Berkeley, Locke, Güne, Freud, Nietzsche, Sartre, Max Müller, Milan Kundera, Roland Barthes, Unganetti, Calvino, Proust, Rilke, Baudelaire, T.S. Eliot, Lacan, Poe, Bergson, Heraklitos, Parmanides, Spinoza, Kant, Hegel, Marx, M. C. Anday, Yunus Emre, Edip Cansever, İlhan Berk, Nesimî, Fazlullah, Mevlânâ, Fuzûlî, Nedim, Esrar Dede, Şeyh Galip, Ahmet Haşim , Yahya Kemal... Hocamızın yaz mevsimi sevgisi, dağlara olan tutkusu, hep aynı müzikleri dinlemesi, aynı mekânlara gitmesi ( semper eadem), hayatı kasten daraltması, mitoloji bilgisi, Yahşi 'deki M. Motel, Siirt'teki konak, İstanbul günleri, ilk gençlik anıları, ailesi, akrabaları, Halikarnassos, Karm işlediği ve bizlerin de benimsediği başat konulardı. Emeklerine sağlık hocamızın. Daim olsun kalemi. "Eksik oluş, ancak yok- oluş'la giderilebilir. " s.245
DefterlerHilmi Yavuz · Everest Yayınları · 202128 okunma
Siyatik, Anna Karenina, Beethoven, melon şapka ve daha nicesi adına...
9/10
·336 syf.·
2023 14. kitabı
Belki de dünya, yüzyıllardır tekrar edilip duran ahmaklıkların yüzü suyu hürmetine dönüyordur ha? Bütün ahmaklıklarımızdan arınmamızın, dünyanın sonunu getirmesi işten bile değildir belki de... P.M. Yine ne yazacağımı bilmediğim, aynı zamanda çok şey de söylemek istediğim bir kitaba rast gelmiş bulundum. Benim için kötü bir durum değil, aksine, bu o kitaptan muhteşem bir haz duyduğumu ifade ediyor. Hani o kadar hayran olmasam bu satırların mükemmelliğine, yererken hiç de elimi korkak alıştırmaz, hemen her satırından kendime malzeme çıkarırdım. Ki bunu da iyi becerdiğimi biliyorum. Ama sabahtan beri doğru bir giriş yapma girişimlerim sonuçsuz kalınca, ben de kaderime razı gelip, söyleyemediklerimi neden söyleyemediğim çabasına giriştim. Neyse, azıcık kitaba eğilelim de yazdıklarımızın bir anlamı olsun değil mi ama? Tomas, Tereza, Sabina, Franz, Marie-Claude... Her biri aşkın farklı bir boyutu. Her biri, birbiriyle rastlantısal, alelade, kimi zaman planlı programlı, kimi zamansa kaderin cilvesi tadında bir araya gelen, birbiriyle alakasız ruhlar... Kimi bir araya gelişler, bir kutsal kitaptan alınan metne atfen gerçekleşmiş gibi, kiminin sebebi sadece ufak bir detaydan ibaret, kimininkiyse birçok önemsiz detayın zoraki toplamından mütevellit... Bir araya gelişler, birliktelikler, anlaşmazlıklar, fikir ayrılıkları, ayrı dünyalara ait oluşların farkında oluşlar, akabinde de ayrılıklar... İstemli veya istemsiz... Kimi zaman tekrar bir araya gelişlere gebe kopuşlar... Yazarın öyle güzel bir anlatımı var ki, her bir ana karakterini ve duygu durumlarını, tıpkı ana karakteri Tomas gibi bir cerrah edasıyla titizlikle kesip biçiyor, bütün duygusal açlıklarını, doygunluklarını, bunların kaynaklarını,
Aşk
Varolmanın Dayanılmaz HafifliğiMilan Kundera · Can Yayınları · 202413,2bin okunma