İnsan bir mikrokosmos (küçük-evren) olarak
Varolanın her çeşitten gerçek özünü kendi içinde taşımakla kendisi de kosmomorph (evren-biçimli) bir varlıktır. İnsan bir küçük-evren, bir küçük-düzen olduğuna göre, varlığın bütün öz biçimleri insanda bulunduğuna göre, dirimsel varlık ve tinsel varlık insanda birbiri yanında ve birbiri içinde ortaya çıktığına göre, büyük düzenin (makrokosmos) en yüksek temeli (Tanrı) de öyleyse insanda incelenebilir. "Bundan dolayı 'mikrotheos' olarak insanın varlığı aynı zamanda Tanrıya ilk giriş olur . M. Scheler'e göre insanın evren-temeli (Tanrı) ile ana bağlantısı şuradadır: Bu temel kendini doğrudan doğruya insanda kavrar ve insanda gerçekleştirir .
Sayfa 101 - M.E.B Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe
Felsefe sadece doğumla ölüm hadisesi arasına sıkışmış bir insanın problemlerini ele alıyor, İnsana dünya kurulmazdan önce dünya yıkıldıktan sonra yani ölüm ötesinde hiç bir tavsiyede bulunmuyor. Hâlbuki bılhassa ilahi dinler, ınsana 'Kala Belâ'dan itibaren bir başlangıç ve ahirette ebedi bir hayat vaad etmektedir. Bu ahiret hayatı olan inanç, insanı dünya hayatında düzene sokmakta ve günlerini bu ebedi hayatı kazanmak istikametinde tanzim etmektedir. Felsefe din değil ki hayat düzeni için emirler verebilsin, ilkeler getirsin, kurallar koyabılsın. Gerçi Kari Jarpers, felsefenin ölümden sonraki hayatı aydınlatması zaruretinden bahsediyor ama felsefe ölüm ötesini ne ile aydınlatacak? Max Scheler, Fransızcaya Mort et Survie (Olum ve Ahiret), (irad. de M. Dupuy, Aubier, Paris 1952) adıyla çevrilen eserinde “ölümün bilgi teorısi"ni kurmaya çalışıyor. Hristiyanlıktan aldığı tesir, ölüm ötesini aydınlatmaya yeter mı? Hâlbuki dünyadaki her insan, ebedilik duygusu ve inancı içinde yaşamaktadır. Bu hayatın ötesinde ebedi bir hayata bağlanıyor ve hayatını ona göre tanzim etmeye çalışıyor ki orada ebediyen mutlu yaşamanın ümidi içinde hayat sürsün. Felsefe bunları nasil ve ne ile temin edebilecektir? Belki de şöyle bir yol vardır: O da din ile işbirliği yaparak bunu çözebilmektir. Zaten bunu birçok filozof yapmıştır ve yapmaktadır.
Sayfa 32 - Süleyman Hayri Bolay·Kitabı okudu
1000Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Değer açısından tam bir realizmin savunuculuğunu yapan Scheler bile, farklı kişilerin farklı ahlaki doğa ya da potansiyelleri olduğunuve bu farklılıklara saygı gösterilmesi gerektiğini kabul eder. Sözünü ettiğimiz bütün etik düşünürler, buna rağmen insanın gelişiminde kendisine yol gösterip ilham verecek birtakım temel veya üst değerleri keşfetmenin önemine vurgu yaparlar. Öte yandan, Kıta etikçilerini bir kez daha birleştiren bir husus olarak, istisnasız hepsinin yaşadıkları tarihsel dönemlerin olumsuz koşullarına veya zaman zaman felaketlerine tanık olmuş olmalarıolgusu verilebilir. Buna göre, Hegel Fransız Devrimi'nin kimi aşırılıklarıyla son dönemde yaşadığı terörü yakından görmüş, Kierkegaard, Nietzsche ve Schopenhauer kitle kültürünün yükselişine tepki vermiş, Scheler de Birinci Dünya Savaşı'mnacılarına tanıklık etmişti. Sartre ve Levinas ise İkinci Dünya Savaşı'nın bütün acılarını ve toplama kamplarının dehşetini yaşamıştı. Onlar etik kuramlarım oluştururken, bu tarihsel, politik ve kültürel koşullar, öyle sanılır ki, akıllanndan hiç çıkarmadılar.  1-  Eleştirel etiğin temsilcilerim birleştiren bütün bu ortak noktaların yanında, bir de onları birbirlerinden belli ölçüleriçinde ayıran üç nokta vardır. Bunlardan birincisi, söz konusudüşünürler arasında değerlerin durumu veya statüsü noktasında oluşan karşıtlıktır. Buna göre bu düşünürlerin hepsi de değerlerin kaçınılmazlığına vurgu yaparken, içlerinden Hegel, Scheler ve Hartmann gibi bazılan değerlerin insandan bağımsız varoluşu veya nesnelliğinde ya da verilmişliğinde ısrar etmişlerdir. Gerçekten de Hegel, bireyin ahlaki hayatının var olan kültürün değerleriyle başladığını ve bu değerlerin ahlaklılığın merkezinde bulunduğunu savunuyordu. Aynı şekilde Scheler de duyguların insandan bağımsız değerler dünyasına
20. yy'da Nietzsche'nin düşüncelerinden tümüyle ya da kısmen etkilenen şahsiyetler arasında ressamlar, dansçılar, müzis­yenler, oyun yazarları, şairler, romancılar, psikologlar, sosyologlar, edebiyat kuramcıları, tarihçiler, siyasetçiler ve filozoflar bulunmakta: Bunlar arasında Alfred Adler, Georges Bataille, Martin Buber, Albert Caınus, E. M. Cioran, Jacques Derrida, Gilles Deleuze, Isadora Duncan, Michel Foucault, Sigmund Freud, Stefan George, Andre Gide, Hennann Hesse, Carl Jung, Martin Heidegger, Gustav Mahler, Richard Strauss, Skryabin, Andre Malraux, Thomas Mann, Rainer Maria Rilke, Jean-Paul Sartre, Max Scheler, Giovan­ni Segantini, George Bemard Shaw, Lev Shestov, Georg Simmel, Oswald Spengler, Paul Tillich, Ferdinand Tönnies, Mary Wigman, William Butler Yeats, Bertold Brecht ve Stefan Zweig gibi adları sayabiliriz. Bu kadar çok kimseyi peşinden sürükleyen, çok ve hızlı üreten, derin ve etkileyici düşünen filozof, eğer hayatının son on yılından fazlasını acılara katlanarak ve hasta geçirmeseydi acaba daha neler yapabilirdi? Onun görkemli zihin kapasitesi ile güçlülük isteği kalan zamanını nasıl değerlendireceğini tahmin etmemize yardımcı oluyor.
Sayfa 81 - Sentez Yayıncılık - Çeviri, Yorum ve Açıklamalar: Prof.Dr. Nejat Bozkurt, I. Basım, İstanbul Nisan 2016 •FRİEDRİCH NİETZSCHE: DÜŞÜNCELERİ VE ELEŞTİRİLER·Kitabı okudu
Pek çok filozof değişik açılardan insan üzerine yoğunlaştırmışlardır düşüncelerini. Örneğin “insan insanın kurdudur” sözü herkesçe bilinen Hobbes’un çok daha önemli bir sözü vardır ki nedense gözden kaçar. “İnsan henüz olmamıştır” diyordu Hobbes. Uygarlığın kültürün bunca ilerlemesine karşın insanın hiç de bu ilerlemeye koşut olarak geliştiğini göremiyoruz yeryüzünde henüz. “İnsan olmak güçtür” diyordu M. Scheler de “hayvanları tanıyın, ne demek istediğimi anlarsınız” diye de ekliyordu. Gerçekten kendini tüketen hiçbir hayvan yok yeryüzünde.
Sayfa 30·Kitabı okudu
1000Kitap
Scheler, Schillerden alıntılayarak şöyle der: “Dünyevi endişelerimizi ancak bir dâhi yok edebilir.”
Sayfa 230 - Ayrıntı Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe