1984 Devletsiz Toplum anlayışını birçok düşünür ve filozof geçmiş yıllarda bunları sayfalara kitaplara dökerek bizlere aktarma gayreti içerisinde bulunmuşlardır , pek çoğumuz bunlara
Sadece şunu söylim. Kitapları severim saygı duyarım ama Bu kitap Çok saçma bir şekilde duygusuz bir biçimde yazılmış pişmanım okuduğuma. Açık sözlüyüm evet .
Kitap iki hikaye şeklinde oluşuyor .
Ikisinde de empati duyguların yetersizliğine savaşca açlığa ve iç ruhun bilinmemezligine değiniyor...
Özellikle ikinci kısım gerçek stefan dediğimiz şekilde yazılmış .
Sahafçı olarak çalışan medel. Hayatın da tek sahip olduğu kitaplarıyla yaşamakta ( Bir cafe de ). Öyle kaptırarak okuyor ki kitaplarını etrafında ki hiç bir değişikliğin farkında olmadan kitapların içerisinde ki cümlerle 35 yılını bir masa basında geçiren efsane bir adam .. Ama gel gör ki. Ölümünden 6 yıl sonra onu tek hatırlayan cafenin tuvalet temizlikçisiydi.
Kesinlikle okuyun .
Serenad
Kitaplarında görülen son sayfalara yakın artan heyecanlı anlatışını bu kitapta hissedemedim yarım saate kadar önce inceleme yazmak adına fikrim , isteğim ve hevesim yoktu ancak özellikle bugün dün ve son yıllarda artann KADIN CINAYETLERI ve kitabın etkisiyle kadınlarımızın nasıl bir yerde olduğunu görmek beni incelemeyi yazmaya itti. Doğu anadolunun en ucra yerinde , bilinmeyen bilinse bile çoğu kişilerce gözardı edilen olayı kitaplaştırmıştır
Ana karakterimiz MEYREM ; üstünü örtmeden apacık dile getirmek gerekirse öz amcası tarafından TECAVÜZe uğramış gencecik kız .
D. Anadolunun ufak bir köyünde yaşanılan olayın ege kıyısında bir kasabada mutlluluk ile biten içerisinde " din, siyaset, kültür ,cahillik ,bilginlik, terör ve kendinden kaçışın " konularıni en etkili bir şekilde işleyen 2007 yilinda Barnes&Noble ödülünu alan ve Theo Angelopoulos un da dediği gibi HARIKA BIR ROMAN !!
İnsanoğlu doğuştan mı kötüydü yoksa kötülük öğretiliyor muydu?
İyilik ve kötülük neye göre belirleniyor?
Çocukluğumda duyduğum bir masala göre zemheri soğuğunda, serçe ile yavrusu bir dala konmuş. Biraz sonra bıyıkları buz tutmuş ve gözleri soğuktan yaş içinde bir avcının yaklaştığını görmüşler. Serçe yavrusu, " Bak anne," demiş, "ne kadar merhametli bir adam, gözleri yaş içinde. " Anne yavrusunu ses çıkarmaması için uyarmış, " sen onun gözündeki yaşa değil, elindeki kana bak!! " demiş.
Livanelinin her kitabında olduğu gibi kitabı bitirdikten sonra tüylerim diken diken içim isyan dolu.
Boşvermişlik bir kıvılcımın nasılda insanların hepsini yakıp kavurduğunu en acılı şekilde hissettim.
Kitabın içeriğini daha berrak anlatmak gerekirse,
Günümüz siyası rejimlerin kendi çıkarları uğruna yaptıkları eylemleri ve bu eylemlerin olaylara hiç alakası olmayan insanların üzerinde ki etkisini anlatan muhteşem bir yapıt mutlaka okumalısınız
Son Ada yı yitirilişimizin hikayesini anlattımm.