Tarihin en bilinen, tartışılan, incelenen romanlarından olan Dostoyevski'nin bu başyapıtına 'inceleme' yazmak haddime olmamakla birlikte birkaç şey karalamak istedim. Yazı romanın içeriği ile ilgili bilgiler barındırmaktadır.
-Suçlar Üzerine Makale
Aslında kitabın çıkış noktasını oluşturan, Raskolnikov'un motivasyonunu ve kendince yarattığı teorisini bizlere açıklayan bir makale mevcut romanda. Bizzat ana kahramanımızın kendisi tarafından yazılmış bu suçlara ilişkin makale romanın bel kemiğini oluşturmakta. İçeriği ise kabaca şu şekilde: Sıradan insanlar ve üst düzey insanların -veyahut bitler ve Napolyonlar- oluşturduğu bir yaşam düzeni mevut. Bu üst düzey yani seçkin insanlar hayatta kurallar koymakta, bu kuralları değiştirebilmekte ve hatta gerekirse koyulan kuralları çiğneyebilmektedir. Kahramanımız burada Napolyon, Muhammed, Lycurgus gibi büyük lider ve peygamberleri işaret ederek, bunların daha iyiye ulaşmak için suç işlediklerini, yeni yasa ve yeni yolları ararken kan dökmekten çekinmediklerini, adeta düzeni dökülen kanların üzerinde kurduklarını belirtir. Yani büyük iyiye ulaşmak için küçük kötülükler -yani suçlar- işlenmesi meşru görülmeli ve bu ayrıcalık toplumun seçkin insanlarına tanınırken alttaki sıradan insanlar buna ayak uydurmalıdır.
Bu makalenin içeriğine ilk başta tepki göstermek isteyebilirsiniz ve hatta kitaptaki diğer kişiler gibi dehşete düşebilirsiniz. Ancak yaşadığımız dünya düzeninin basit bir anlatımından ibaret olan bu makale aslında gerçekliği sebebi ile hepimizi dehşete düşürmelidir. Gerçekten de kural koymaya yetkisi olanların koyduğu kurallar altında yaşamıyor muyuz? Ya da gücü yettiği için başkaları tarafından çiğnenen kuralların altında biz ezilmiyor muyuz? Peki biz de Napolyon mu olacağız yoksa ezilen bitlerden mi? Aslında tabi ki