10/10
·472 syf.·
2026 151. kitabı
Gönülleri Fetheden Adam EDDAİ Necati İlmen Necati İlmen’in kaleme aldığı "Gönülleri Fetheden Adam: EDDAİ", salt bir biyografi kitabı olmanın çok ötesine geçen, arkasına aldığı güçlü tarihî rüzgârla okuyucuyu derin bir yolculuğa çıkaran muazzam bir dönem romanıdır. Eser, 472 sayfa gibi oldukça hacimli ve kalın bir yapıya sahip olmasına rağmen, yazarın üslubundaki akıcılık sayesinde sayfaların nasıl aktığını fark ettirmiyor ve okuyucuya son derece keyifli bir anlatım sunuyor. Romanın temel odağında, Üstad Bediüzzaman Said Nursî hazretlerinin hayatı ve onun ilmek ilmek dokuduğu ölümsüz eseri Risale-i Nur külliyatı yer alıyor. Kitap, onun ömrünü adadığı imân davasını ve bu uğurda çektiği çileleri merkezine alırken, bu mübarek hayatı en ince ayrıntısına kadar, son derece detaylı ve kapsamlı bir anlatımla okuyucuya aktarıyor. Eseri biyografik muadillerinden ayıran en ilginç ve hoş düşünülmüş özelliklerinden biri kurgu tekniğidir. Roman, biyografik bir çizgide ilerlese de aslında otobiyografik ve kurgusal bir döngüye sahip. Hikâye, bir sahaf dükkanında Risale-i Nur’un bizzat konuşmaya başlaması ve oradaki diğer kitaplara Bediüzzaman Said Nursi hazretlerini anlatmasıyla açılıyor. Romanın sonunda ise hikâye yine aynı sahaf sahnesine geri dönüyor ve Risale-i Nur konuşmasını bitirip susuyor. Bu metaforik anlatım, kitaba harika bir derinlik katmış. Ayrıca romanda mekanların ortaklığı üzerinden yapılan zaman geçişleri de çok başarılı bir şekilde kurgulanmış. Mekan aynı kalırken, zamanın bazen geçmişe bazen de Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin son dönemlerine kayması, iki farklı devrin aynı dekor içinde iç içe işlenmesini sağlıyor ki bu da anlatıyı sıradanlıktan tamamen uzaklaştırıyor. "EDDAİ", içinde buram buram tarih barındıran, olayların kronolojik ve şeffaf bir şekilde ele alınmasıyla öne çıkan bir romandır. Roman
Edebiyat
Gönülleri Fetheden Adam EDDAİNecati İlmen · Sueda Yayınları · 201955 okunma
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
Mö.587 Babilliler tarafından tapınak yerle bir edildi ve Yahudiler 50 yıl sürgün yediler. Pers kralı keyhüsrev Babil devletini yıkınca Yahudilere geri dönme izni verdi ve tapınağı yapmalarında yardım etti. Bölge büyük İskender ile Makedonya hakimiyetine sonra mısır ile Helen krallığı seleukasların eline geçti. IV.Antiochus Epifanus mabede yunan ilahlarını koyarak tapmaya zorladı Makkabi isyanı çıktı Haşmonaim sülalesi egemen oldu. Roma hakim olunca Yahudi kralı Herod mabedi genişletti fakat Roma Ordusu Titus tarafından tapınak yıkıldı. asıl felaket roma imp. Hadrianus zamanında yaşandı Bar Kohba’nın çıkardığı isyana kızan Hadrianus tarafından izi kalmayacak şekilde yok edildi ve Judea olan bölgenin ismi Palestin (Filistin ) konuldu. Kudüs’teki bilinen ilk Türk 766-809 yılları arasında halifelik yapan Harun Reşit’in hanımı Sogdlu Türk Maride İlk Türk yönetici 838-841 Abbasi orduları komutanlığını yapan Fergana Türk hükümdarları soyundan Hayder Bin Kavus 878 Tolunoğullarına bağlandığında valiler Türk’tü 1095 Clermont konsili papa urbanus Bizans imp Alexios elçileri ile bir araya gelir ve İstanbul’da haçlı ordusu toplanır 15 ağustos 1096 Meryem’in göğe yükseldiği tarihte İstanbul’dan hareket ederler. Bu arada önemli nokta iki kilise birbirini aforoz etmesine rağmen ortak karar almıştır. Theodor herzl II Abdülhamid’den Kudüs’ü Yahudilere toprak satılmasını istemiş Abdülhamid bunu engellemiştir. Zaten tahttan indirilmesinde sebataycılar ve yahudilerin payı büyüktür. 1189 III. Haçlı seferi ve yenilen İngiltere kralı aslan yürekli Richard gelişini kasteden İngiliz işgal orduları komutanı Edmund Allenby 11 aralık 1917 yılında Selâhaddin Eyyubi’nin mezarını tekmeleyerek kalk Selâhaddin yine biz geldik ( Haçlı Zihniyeti ) demiştir. Bu kin ve bitmeyen nefret hala devam
Kudüs'ün Gizemli TarihiPelin Çift · Destek Yayınları · 20161,428 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yoksulların nefret ettikleri bir şey varsa, o diğer yoksullardır.
10/10
·304 syf.··
2021 1. kitabı
Muriel Barbery (28 Mayıs 1969, Kazablanka-Fas) Fransız roman yazarı ve felsefe profesörüdür. 2000 yılında ilk romanı Une Gourmandise yayınlandı. Bu kitap on iki dile çevrildi. 2006 yılında çıkan ikinci kitabı Kirpinin Zarafeti (L'Élégance du hérisson) Fransa'nın en çok satanlar listesinde 30 hafta boyunca ilk sırada yer aldı. Mayıs 2008'e kadar elli baskısı yapılan eserin bir milyondan fazla kopyası satılmıştı. 2008 yılında bir sanatçı rezidansı olan Villa Kujoyama'da yaşamaya hak kazanan Barbery, şu anda eşiyle birlikte Kyoto'da yaşamaktadır. Kitap konusundan ziyade içeride verdiği derin felsefik sorgulamalarla incelenmeli çok iyi pasajlar okuyoruz her biri ders niteliğinde. **"Hayatın bir anlamı vardır ve bunu da büyükler bilir" lafı herkesin inanmak zorunda kaldığı evrensel bir yalandır. Yetişkin olup da bunun yanlış olduğu anlaşıldığında artık vakit çok geçtir. Sır dokunulmadan kalır; ama kullanılabilecek bütün enerji de uzun süredir salakça faaliyetlerle saçılıp savrulmuştur. Geriye kalan ise kişinin kendi yaşamına hiç bir anlam bulamamasını maskelemeye çalışarak kendini uyuşturmasıdır. Üstelik kendini daha iyi ikna edebilmek için de kendi çocuklarını aldatır. (Syf.13) ** Baştan beri Colombe'la ben savaştık; çünkü Colombe'a göre yaşam, karşındakini yok ederek zafer kazanmak gereken sürekli bir mücadele. Rakibini ezmemişse ve onun alanını kıtı kıtına yaşayabileceği kadar daraltmamışsa kendini güvende hissedemez. Başkalarına yer olan bir dünya onun eftenpüften savaşçı ölçütleri ne göre tehlikeli bir dünyadır. Ama aynı zamanda, ufacık bir temel görev için onlara muhtaçtır: Onun gücünü birinin kabul etmesi gerekir. Dolayısıyla vaktini olası tüm imkanlarla beni ezmeye çalışmanın yanısıra, benim ona, kılıç çeneme dayalıyken, en iyi olduğunu ve onu sevdiğimi söylememi
Kirpinin ZarafetiMuriel Barbery · Kırmızı Kedi Yayınları · 20259,8bin okunma
uyanın!
10/10
·263 syf.·
2026 6. kitabı
Sokratesin; "Ben sizi uyandırmaya çalışıyorum, siz beni öldürmeye!" Sözünün karşılığıdır Uğur Mumcu. Doğru bildiğinden şaşmayan korkusuz bir kalem. Evet, o toplumu uyandırmaya çalışsada toplum ona sahip çıkmamış ve kahpece öldürülmüştür. 1960-70-80 olayları öncesi ve sonrası yaşanan gelişmeler. Aziz Türk milletinin emperyalizm taşeronları siyasiler tarafından şiddet kullanarak nasıl baskı altına alınmak istenildiğini açıkça anlatan bir kitap. Bu millet akıllanır mı? Bu şekilde dayak yiye yiye eninde sonunda akıllanacaktır. Ebedi Başkomutanımız Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi; "Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim."
Çağın SuçuUğur Mumcu · UM:AG Araştırma Gazetecilik Vakfı · 197554 okunma
Gazi Mustafa Kemal Atatürk İncelemesi
8/10
·480 syf.··
2026 10. kitabı
Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın kaleme aldığı 2018 tarihli biyografi kitabı. Ali Rıza Efendi ve Zübeyde Hanım'ın oğlu Selanikli Mustafa'nın Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk olarak tarihe geçmesinin hayat hikayesinin anlatıldığı "Gazi Mustafa Kemal Atatürk"te, Atatürk'ün doğduğu aile ve dönemin sosyo-ekonomik-politik koşulları, Osmanlı İmparatorluğu'nun içinde bulunduğu buhranlı dönemler, Trablusgarp, Balkan Harbi, I. Dünya Savaşı ve nihayetinde Kurtuluş Savaşıyla birlikte bir ölüm kalım mücadelesine girişen Türk milletinin bu uğurda verdiği kayıplar ve yaşadığı zorluklar, Kurtuluş Savaşı'ın kazanılmasına takriben saltanatın kaldırılması ve Cumhuriyet'in ilanıyla başlayan inkılaplar süreci, Atatürk'ün Cumhurbaşkanlığı döneminde yürüttüğü politikalar ile kendisinin kişiliğine ve karakterine yönelik çeşitli anekdotlar kapsamlı açılardan ele alınıyor. Zaman zaman tekrara düşen cümleler ve konudan konuya atlanıyormuş gibi hissettirse de, birbiri ardına devam eden konuların kitabın okunabirliğini pek de etkilediğini düşünmüyorum. Zira eser genel olarak bir sohbet havasında yazılmış. Bunun haricinde, kitap okunmadan evvel Atatürk'ün hayatını kapsayan 1881-1938 arasındaki döneme dair bir ön okuma yapılması okuyucunun konuya hakimiyetini ve kitap içeriğinin anlaşılabilirliğini arttıracaktır kanaatindeyim. Yazarın isminden kaynaklı olarak derinlemesine bir Atatürk kitabı beklememek gerekiyor. İlber Hocam, bir gün bir tarihçi çıksa, sizin Atatürk'ü yazdığınız gibi sizin hayatınızı yazsa, ne güzel olurdu, değil mi? Sizinle tanışma şerefine nail olduğum için kendimi fevkalade şanslı addediyorum. Mekanınız Cennet olsun, daima sevgi ve saygıyla.
1000Kitap
Gazi Mustafa Kemal Atatürkİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 201813,6bin okunma
Puan vermedi·448 syf.··
2026 33. kitabı
DİKKAT SPOİLERRR... Her şey Prefesör Meriurgo’un, hastası Olivadotti’nin kabuslarındaki psikolojik mesajları yorumlamasıyla başlar. Olivadotti profesörle olan görüşmelerinin birinde aynı enstitüde profesörlük yapan iki adamı daha görür. Bu adamlardan biri onun içindeki bir korkuyu uyandırmış bu da yeni bir kabus görmesine neden olmuştu. Meriurgo kimin sebep olduğunu bulur fakat kimseye söyleyemeden öldürülür. Aynı gece farklı saatlerde Olivadotti’de öldürürlür. Meriurgo, öldürüldüğü günün sabahı enstitüye gelerek şüphelilerden biri olan profesör Trevis ile görüşür. Ona suçtan aklandığını söyleyerek diğer profesörle görüşmeye gider. Trevis bunu hatırlayarak Meriurgo’nun son görüştüğü profesörün kim olduğunu bulursa katili de bulabileceğini düşünür. Olaylar buradan sonra hızlanır. Önce Meriurgo’nun katilini gördüğünü söyleyen bir görgü tanığı ortaya çıkar sonra da Trevis’in taktığı isimle söyleyecek olursak kurt yani katil o görğü tanığını öldürür. Trevis asistanı Denise’nin de yardımlarıyla araştırmalarını sürdürerek Olivadotti’nin kız kardeşinin yerini bulur. Onunla konuştuğunda Olivadotti’nin yirmi yıl önce üç kişinin kurban olduğu bir cinayete tanıklık ettiğini öğrenir. Yirmi yıl önce cinayetleri soruşturan Mareşal Salvadori’yi bulur onunla iş birliği teklif eder ardından da araştırmaları onu eski bir kliniğe ve o klinikte eskiden çalışan Brighini’ye götürür. Trevis’in emin olduğu tek bir şey vardır o da katilin enstitüde hoca olan profesörlerden biri olduğudur. Brighini klinikte görevli olan öğrencilerden bahseder hatta bir fotoğraf olduğunu söyleyerek birkaç saat sonra buluşmayı teklif eder. Trevis tekrar Brighini’nin yanına geldiğinde onu yerde ölü bulur. Kurt hala oradadır ve Trevis dolaplardan birinin içine girerek saklanır. Salvadori zamanında yetişerek kurdun
Gördüğüne Asla İnanmaMario Mazzanti · Sonsuz Kitap · 20182,939 okunma