• Hintlilerin "Denarius"a(Roma imparatorluğu parası) ve üzerindeki imparator resmine o kadar büyük bir güveni vardı ki, yerel hükümdarlar kendi parçalarını bastıklarında Denarius'u üzerindeki Roma imparatorunun portresine kadar taklit ettiler! "Denarius" tüm madenî paralar için kullanılan bir isme dönüştü ve halifeler de bunu Arapçaya çevirerek "Dinar"ı bastılar. Dinar hâlâ Ürdün, Irak, Sırbistan, Makedonya, Tunus ve pek çok başka ülkenin resmi para birimidir.
  • Toz…
    Sadece toz…

    On dört gündür gece gündüz yollardaydı. Otomobilin gittiği istikamette
    batan güneş, mavi gözlerini kamaştırdı. Cebinden camları kömür karası
    gözlüğünü çıkardı. Üstüne yapışan mübarek vatan toprağının yorgun tozlarını
    beyaz gömleğiyle temizledi.

    “Şu kasabaya sür çocuk” dedi.

    Şoförüyle Turgutlu’yu şöyle bir turlayıp Armutlu’ya doğru yola koyuldu.
    Köyden dumanlar yükseliyordu.
    Güvenli bir sokakta otomobilden indi.
    Yanan ahşap evlerin çatırtısı ağustos böceklerinin sesleriyle karışmıştı.
    Tebdili kıyafet içindeydi…

    Karşıdan yetmiş seksen yaşlarında
    kırık bastonuyla seke seke ilerleyen
    bir amca yaklaştı. Bir otomobile bir kara gözlüklü adama baktı. Sonra koynundan bir fotoğraf çıkardı. Bir fotoğrafa bir adama baktı. Adam o sırada gözlüğünü hafifçe alnına
    doğru kaldırınca olanlar oldu!

    Yaşlı amcanın eli ayağına dolaştı.
    Rengi beyaza çaldı. O an yetmişlik
    dededen çıkan yirmilik ses tüm köyü inletti.

    “Sensin O, sensin! Kemalimiz geldi’”

    Tüm köy ahalisi koşa koşa Mustafa Kemal’in yanında bitti…

    Kimi elini, kimi ayağını, kimi otomobilinin tekerleğini öptü.

    Savaş olanca hızıyla sürmekteydi.

    Zafer mutlaktı ama netice nihai değildi.

    Tekrar otomobile bindiler;

    “Şu tepeye sür çocuk” dedi.

    9 Eylül 1922 öğle vaktiydi.

    Önce Fahrettin Paşa’nın İzmir’e girdiği
    haberi geldi, sonrasında da Alsancak, Karşıyaka ve Bornova’da yer yer
    çatışmaların devam ettiği haberi…

    Tekrar arabaya bindiler.
    Akşamüzeri Nif’e geldiler.
    Nif, Mustafa Kemal için baba ocağıydı.
    Çünkü Nifliler de babası Ali Rıza Bey gibi Makedonya Manastırlıydı. Beyaz eşarplı Nif kadınları Mustafa Kemal’in ayağına kapandı. Hüngür hüngür ağlıyorlardı.
    Kurak Anadolu toprağı balkan göçmeni bu kadınların gurur dolu gözyaşlarıyla sulanıyordu.

    Beyleri dağdaydı, efeydi, düşman peşindeydi…

    “Buradan İzmir’i görmenin imkânı var mıdır?” diye sordu…

    Dağdaki efelere haber uçuruldu;
    onların mahiyetinde akşamüzeri Belkahve’ye intikal olundu. Deniz’i gördükleri anda Yaveri Salih Bozok gözlerinden yaşlar süzüle süzüle:

    “Deniz! Deniz!” diye haykırmaya başladı…

    Başarmışlardı…
  • - Fransa'dan İdlib açıklaması: Patlamaya hazır bir noktada. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, Suriye'nin İdlib kentinde durumun endişe verici ve kritik olduğunu belirterek, 'Suriye'deki durum, insani ve askeri açıdan patlamaya hazır bir noktada.' dedi.
    - Rusya İdlib ve Hama'da sivil yerleşim yerlerini vurdu. Suriye'nin Hama ve İdlib illerinde Rus savaş uçakları sivil yerleşim ve askeri muhaliflerin cephe hatlarını vurdu.
    (Suriye İnsan Hakları Gözlemevi: Siviller İdlib'den kaçmaya başladı. Rusya ve Esed rejiminin sivilleri hedef alan hava saldırılarından sonra yüzlerce sivilin İdlib'i terk ettiği bildiriliyor.).
    - Fransa: Suriye'de hedefleri vurmaya hazırız. Fransa Genelkurmay Başkanı, İdlib'de kimyasal silah kullanılması halinde hedefleri vurmaya hazır olduklarını söyledi. Fransa Genelkurmay Başkanı yaptığı açıklamada, "İdlib'de kimyasal silah kullanılması halinde hedefleri vurmaya hazırız." dedi. Esed rejimi, sabah saatlerinde İdlib'in Temania, Tuh, Breysa ve Huveyin köylerine topçu saldırısı düzenledi. Hedef gözetmeksizin yapılan saldırılarda bir sivil hayatını kaybetti, iki sivil yaralandı. İki gün önce de, İdlib'in batısı ve güneybatısına Rus savaş uçaklarının düzenlediği saldırılarda 10 sivil hayatını kaybetmişti.
    - Ajan Skripal'in zehirlenmesi olayının arkasında Putin var,
    İngiltere Güvenlik Bakanı Wallace, çifte ajan Skripal ile kızı Yulia’nın zehirlenmesi olayından Rusya Devlet Başkanı Putin’i sorumlu tuttu.
    - UCM'den Arakanlı Müslümanların lehine karar. Hollanda'daki Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), Myanmar'ın Arakanlı Müslümanlara karşı işlediği suçlarla ilgili, mahkemenin araştırma başlatma yetkisine sahip olduğu kararını verdi.
    (NATO'dan Makedonya kararı; NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Makedonya'yı ittifakın 30. üyesi olarak kabul etmeye hazır olduklarını ifade etti.).
  • Ülke ;
    Türkiye Cumhuriyeti
    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
    Azerbaycan Cumhuriyeti
    Kırgızistan Cumhuriyeti
    Kazakistan Cumhuriyeti
    Özbekistan Cumhuriyeti
    Türkmenistan Cumhuriyeti

    Federe Türk Devletleri ;
    Başkurdistan Cumhuriyeti
    Tataristan Cumhuriyeti
    Çuvaşistan Cumhuriyeti
    Saha- Sire ( Yakutistan ) Cumhuriyeti
    Altay Cumhuriyeti
    Tıva Cumhuriyeti
    Hakas Cumhuriyeti
    Dağıstan Cumhuriyeti
    Karaçay- Çerkes Cumhuriyeti 'ndeki Türkler
    Kabartay - Balkar Cumhuriyetindeki Türkler
    Çeçenistan Cumhuriyetindeki Türkler
    İnguşetya Cumhuriyetindeki Türkler
    Adige Cumhuriyetindeki Türkler
    Kuzey Osetya ( Alanya ) Cumhuriyetindeki Türkler

    Özerk Türk Bölgesi;

    Gagavuz Özerk Bölgesi
    Karakalpak Özerk Cumhuriyeti
    KırımTatar Türkleri Özerk Yönetimi
    Sıncan Uygur Özerk Bölgesi ( Doğu Türkistan)

    Türk Toplulukları ;

    Afganistan Türkleri
    Bulgaristan Türkleri
    İran Türkleri ( Güney Azerbaycan ve Türkmenler )
    Irak Türkmenleri
    Moğolistandaki Türkler
    Nogay Türkleri
    Suriye Türkleri
    Kosova ve Sancak Türkleri
    Batı Trakya ve Yunanistan Türkleri
    Romanya Türkleri
    Makedonya Türkleri
    Ahıska Türkleri
    Batı Avrupa Türkleri
    Avustralya Türkleri
    ABD Türkleri
    Reha Oğuz Türkkan
    Sayfa 25 - Ankara Ticaret Odası
  • Ali Rıza Paşa,bir gün Ahmet İzzet Paşa'yı ziyaret eder.Konuşma sırasında,aleyhimde birtakım uygunsuz sözler söyler ve bu sözlere önemli bir buluşunu da ekler:"Cumhuriyet yapacaklar,Cumhuriyet!" diye bağırır.Doğrusunu isterseniz efendiler,Makedonya'da Osmanlı imparatorluğu'nun Batı Orduları Başkomutanı Ali Rıza Paşa'nın,aslanlardan oluşan koskoca Türk ordularını dağıtıp yok ettikten ve kıymetli Makedonya topraklarını,düşmanlara bırakıp verdikten sonra,devletin en zor anında,Vahdettin'in isteklerini yerine getirmek için gereken nitelikleri kazanmış olduğuna ve bu ünlü ordular başkomutanının,bu defa kendine en yetenekli yardımcı olarak eski kurmay başkanını Savunma Bakanlığı'na getirmeyi düşüneceğine,olağan gözüyle bakılabilirdi.Fakat ulusal mücadelenin cumhuriyeti hedeflediğini bu kadar çabuk ve kolaylıkla anlayıp kavramasını takdir etmemek mümkün değildir.
  • İlk defa okuduğum yazar, gayet akıcı bir anlatımla keyifle okunabilecek güzel bir romantik komedi. Bol bol diyaloğu olması ayrıca artı idi benim için. İki yakın kız arkadaş olan Remziye ve Zeynep bir gezi turu ile Balkanlar 'ı gezmeye çıkar. Onlar gezerken okuyucu da onlarla gezmiş gibi oluyor yazarın güzel sıkmayan betimlemeleriyle. İşte her şey onların üç kimliği belirsiz adam tarafından, tur otobüslerinin Makedonya ' da kaçırılması ile macera başlar. Yer yer bazı bölümlerde hızlı geçişler olsa da güzeldi.
  • - Bizim Anadolu'da işimiz ne idi? diyor. Bizim menfaatimiz Balkanlar'da, Makedonya'da, Adalarda olabilir amma Anadolu'dan bize ne? Ne diye bizi oralara gönderdiler. Aradan bunca yıl geçti. Şimdi insan maziyi çok daha iyi görebiliyor. Çok daha sağlam hükümlere varabiliyor. Şimdi artık itiraf etmekten çekinmiyorum. Bizim Anadolu savaşında hiçbir menfaatimiz yoktu. Biz yabancı devletlere âlet olduk. Sizden de, bizden de bunca insan öldü. Bu kadar şehit verdik Sonunda ne oldu? İşte bugün kardeşiz. Hata idi Anadolu harekâtı. Hem de muazzam bir hata...
    Kolektif
    Sayfa 55 - E Kitap - 1. Sürüm, Temmuz 2014