Mısır Hânedânları
Eski Mısır Hanedanları Eski Mısır Medeniyeti incelenirken genel olarak 9 gruba ayrılmıştır. Bunları; Hanedanlık Öncesi Dönem Arkaik Dönem Eski Krallık Dönemi İlk Ara Dönem Orta Krallık Dönemi İkinci Ara Dönem Yeni Krallık Dönemi Geç Dönem Yunan - Roma Dönemi olarak sıralayabiliriz. Bu dönemlerde kurulan hanedanlıklar ilerleyen bölümlerde belirtilmiş ve kronolojik sıra takip edilmiştir. A. Hanedanlık Öncesi Dönem (3500 - 3100)
B. Arkaik Dönem (3100 - 2650) 1. Hanedan (3100 - 2800) Menes (Hor-Aha)
Iti
Djer
Djet
Den
Anendjib
Semerkhet
Oa'a (Qa-a) 2. Hanedan (2800 - 2650) Hotepsekhemwy
Raneb (Reneb)
Nynetjer
Sekhemib (Seth-Peribsen)
Khasekhemwy C. Eski Krallık Dönemi (2650 - 2140) 3. Hanedan (2950 - 2575) Nebka (Sanakhte) (2650 - 2630)
Djoser (Netjerikhet) (2630 -2611)
Sekhemkhet (2611 - 2605)
Khaba (2605 - 2599)
Huni (2599 - 2575)
Zanakht
Oa'a – Hedjet 4. Hanedan (2575 - 2465) Snofru (2575 -2551)
Khufu (2551 - 2528 )
Djedefre (2528 -2520)
Khafre (2520 - 2494)
Bakare (2494 -2490)
Menkaure (Mykerinos) (2490 - 2472)
Shepseskaf (2472 – 2468 )
Thamphthis (2468 – 2465) 5. Hanedan (2465 - 2323) Userkaf (2465 - 2458 )
Sahure (2458 - 2446)
Neferirkare (2446 - 2426)
Shepseskare (2426 - 2419)
Neferefre (Raneferef) (2419 - 2416)
Niuserre (2416 - 2392)
Menkauhor (2396 - 2388 )
Djedkare (2388 - 2356)
Unas (Wenis) (2456 - 2323) 6. Hanedan (2323 - 2150) Teti (2323 - 2291)
Userkare (2291 - 2289)
Pepi I (Meryre) (2289 - 2255)
Nemtimsaf I (2255 - 2246)
Pepi II (2246 - 2152)
Nemtimsaf II
Nitocris 7. & 8. Hanedan (2150 - 2130) Netrikare
Menkare
Neferkare II
Neferkare III
Djedkare II
Neferkare IV
Merenhor
Menkamin I
Nikare
NeferkareV
Neferkahor
Neferkare VI
Neferkamin II
Ibi I
Neferkaure
Neferkauhor
Neferirkare D. İlk Ara Dönem (2140 - 2040) 9. & 10. Hanedan (2134 - 2040) Neferkare
Mery - Hathor
Merykare 11. Hanedan (2134 - 1991) Antef I (2134 - 2118 )
Antef II (2118 - 2069)
Antef III (2069 - 2061)
Mentuhotep I (2061 - 2010) E. Orta Krallık Dönemi (2040 - 1640) 11. Hanedan (devam ediyor) (2134 - 1991) Mentuhotep II (Nebhepetre) (2040 - 2010)
Mentuhotep III (2010 - 1998 )
Mentuhotep IV (Nebtawyrel) (1998 - 1991) 12. Hanedan (1991 - 1783) Amenemhat I (Sehetepibre) (1991 - 1962)
Sesostris I (1962 - 1929)
Amenemhat II (Nubkaure) (1929 - 1892)
Sesostris II (Khakhperre) (1897 - 1878 )
Sesostris III (Khakaur) (1878 - 1841)
Amenemhat III (Nimaatre) (1844 -1797)
Amenemhat IV (Maakherure) (1799 - 1787)
Nefersobek (1787 - 1783) 13. Hanedan (1783 -1640) Wegaf
Amenemhat
Sekhemre
Amenemhat V (Sekhemkare)
Sehetepibre I
Iufni
Amenemhat VI
Semenkare
Sehetepibre II
Sewadjkare
Nedjemibre
Sobekhotep I (Kha'ankhre)
Reniseneb
Hor I
Amenemhat 7 (Sedjefakare)
Sobekhotep II
Khendjer
Imira-mesha
Antef IV
Seth
Sobekhotep III
Neferhotep I
Sihathor
Sobekhotep IV (Kha'neferre)
Sobekhotep V (1720 - 1715)
la-ib
Ay (Merneferre) (1704 - 1690)
Ini I
Sewadjtu
Ined
Hori 1 Thebes Prensleri
Sobekhotep VI
Dedumes I
Ibi II
Hor II
Senebmiu
Sekhanre I
Merkheperre
Merikare F. İkinci Ara Dönem (1640 - 1540) 14. Hanedan (?) Nehesy
Khatire
Nebfaure
Sehabre
Meridjefare
Sewadjkare
Heribre
Sankhibre
Kanefertemre
Neferibre
Ankhkare 15. Hanedan 1 (?) Salitis
Sheshi
Yakubber
Khyan (Apachnan)
Apepi I (Apophis)
Apepi II 16. Hanedan (?) (Hyksos Kralları) Anat - Her
User - Anat
Semqen
Zaket
Wasa
Qar
Pepi III
Bebankh
Nebmaatre
Nikare II
Aahotepre
Aaneterire
Nubankhre
Nubuserre
Khauserre
Khamure
Jacob - Baal
Yakbam
Yoam 17. Hanedan (? -1540) Antef V
Rahotep
Sobekemzaf I
Djehuti
Mentuhotep VII
Nebirau I
Nebirau II
Semenenre
Suserenre
Sobekemzaf II
Antef VI
Antef VII
Tao I (Seakhtenre)
Tao II (Sekenenre)
Kamose (1545 - 1540) G. Yeni Krallık Dönemi (1540 - 1078 ) 18. Hanedan (1540 - 1292) Ahmose I (Nebpehtyre) (1540 - 1515)
Amenhotep I (Djeserkare) (1515 - 1494)
Thutmosis I (Akheperkare) (1494 - 1482)
Thutmosis II (Akheperence) (1482 - 1479)
Hatshepsut (1473-1458 )
Thutmosis III (Menkhepere) (1479 - 1425)
Amenhotep II (Akheperure) (1427 - 1401)
Thutmosis IV (Men-khepru-Re) 1401 - 1391
Amenhotep III (Nebmaatre) (1391 - 1353)
Amenhotep IV (Akhenaten) (1353 - 1335)
? (1335 - 1334)
Semenekhkare (1334 - 1333)
Tutankhamen (Tutankhamun) (Nebkheperoure) (1333 - 1323)
Ay (1323 - 1319)
Horemheb (Djeserkheperure) (1319 - 1292) 19. Hanedan (1292 - 1190) Ramses I (Menpehtyre) (1292 - 1290)
Seti I (Menmaatre) (1290 - 1279)
Ramses II (Usermaatre) (1279 - 1213)
Merneptah (1213 - 1204)
Amenmesse (1203 - 1200)
Seti II (1204 - 1198 )
Siptah (1198 - 1193)
Twosret (1193 - 1190) 20. Hanedan (1190 -1078) (Thebes Prensleri) Sethnakhte (1190 - 1187)
Ramses III (1187 - 1156)
Ramses IV (1156 - 1150)
Ramses V (1150 - 1145)
Ramses VI (1145 - 1137)
Ramses 7 (1137 - 1129)
Ramses VIII (1129 - 1128 )
Ramses IX (1128 - 1110)
Ramses X (1110 - 1106)
Ramses XI (1106 - 1078 )
H. Geç Dönem (1078 - 332) 21. Hanedan (1078 - 945) Smendes I (1078 - 1044)
Amenemnesoe (Amenemnisu) (1044 - 1040)
Psusennes I (1040 - 992)
Amenemope (993 - 984)
Osorkon I (984 - 978 )
Siamun (978 - 945) 22. Hanedan (945 - 712) Shoshenq I (Sheshonq I) (945 - 924)
Osorkon II (924 - 889)
Shoshenq II (Sheshonq II)
Takelot I (889 - 874)
Osorkon III (874 - 850)
Takelot II (850 - 825)
Shoshenq III (Sheshonq III) (825 - 773)
Pami (773 - 767)
Shoshenq V (Sheshonq V) (767 - 730)
Osorkon V (730 - 712) 23. Hanedan (828 - 712) Petubastis (Pedibastet) (828 - 803)
Iuput I
Shoshenq IV (Sheshonq IV) (803 - 797)
Osorkon III (797 - 769)
Takelot III (774 - 767)
Rudamun (Rudamon) (767 - 764)
Iuput II (764 - 715) 24. Hanedan (724 - 712) Tefhakht (727 - 720)
Wahkare (Bakenrenef) (720 - 715) 25. Hanedan (770 - 657) (Nubye Hanedanları) Kashta (770 - 750)
Piji (Piye) (Piankhi) (750 - 712)
Shabaka (712 - 698 )
Shebitku (698 - 690)
Taharqa (Taharka) (690 - 664)
Tanutamun (664 - 657)
Nekau I (Necho I) (672 - 664) 26. Hanedan (664 - 525) Psamtek I (Psammetic I) (664 - 610)
Nekau II (Necho II) (610 - 595)
Psamtek II (Psammetic II) (595 - 589)
Wahibre (Apries) (589 - 570)
Ahmose II (Annasis) (570 - 526)
Psamtek III (Psammetic III) (526 - 525) 27. Hanedan (525 - 404) Cambyses II (525 - 522)
Darius I (521 - 486)
Xerxes
Artaxerxes I (465 - 424)
Darius II (423 - 405)
Artaxerxes II 28. Hanedan (404 - 399) Amyrtaios (Amyrtaerus)
(404 - 399) 29. Hanedan (399 - 380) Nepherites I (Nefaarud) (399 - 393)
Hakoris (Hakor) (393 - 380) 30. Hanedan (380 - 343) Nectanebo I (380 - 362)
Djedher (Djedhor) (362 - 360)
Nectanebo II (Nakhtharehbe) 31. Hanedan (343 - 332) 2 Artaxerxes III (343 - 338 )
Arses (338 - 336)
Darius III (336 - 332) H. Yunan - Roma Dönemi (332 - 30) Mısır'ı Yönetmiş Makedonya Kralları Alexander “Muhteşem Alexander” (332 - 323)
Philip Arrhidaeus (323 - 317)
Alexander IV (317 - 304)
Ptolemaic (Batlamyus' a ait) Hanedanlık
Ptolemy I Soter (305 - 282)
Ptolemy II Philadelphus (282 - 246)
Ptolemy III Euergetes I (246 - 222)
Ptolemy IV Philopator (222 - 205)
Ptolemy V Epiphanes (205 - 180)
Ptolemy VI Philometor (180 - 164)
Ptolemy 7 Neos Philopator (164 - 165)
Ptolemy VIII Euergetes II
Ptolemy IX Soter II
Ptolemy X Alexander I
Ptolemy XI Alexander II
Ptolemy XII Neos Dionysos
Kraliçe Bernice IV
Ptolemy XIII
Kraliçe Cleopatra VII
Ptolemy XV 1 İlk Pers Hanedanı 2 İkinci Pers Hanedanı

Ömer Efeoğlu, bir alıntı ekledi.
20 May 14:34 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Makedonya köylüleri kendilerine hangi dinden oldukları sorulduğunda, tedbiri elden bırakmaz ve haç çıkarıp "Müslümanız ama Meryem Ana'dan" derlerdi

Balkanlar, Mark MazowerBalkanlar, Mark Mazower
Ferda Çalışır, bir alıntı ekledi.
17 May 00:30 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Aristoteles, bazı majik öyülerde anlatılan Büyük İskender'in oğretmeniydi.
İskender'in babasının Mısırlı bir majisyen olduğu ve İskender'in annesi Olympias'ı (Makedonya kralı Philip'in eşi) Mısır tanrısı Ammon'un görünümüne bürünerek baştan çıkardığı söylenir.

Büyünün, Cadılığın ve Okültizmin Tarihi, W.B. Crow (Sayfa 139)Büyünün, Cadılığın ve Okültizmin Tarihi, W.B. Crow (Sayfa 139)
Amine, bir alıntı ekledi.
11 May 01:12 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sandanski'nin Alatini'ye Gelmesi
Bir gün bahçemizde bir faaliyetler başladı.Zabitler koşuyorlar, gülüyorlar, patırdı kıyamet kopuyordu.Biz de ne olduğunu merak edip pencerelerden bakıyorduk. Abdürrahim Efendi bahçeye çıkmıştı. İçeriye girince:"Zabitlerin mühim misafirleri varmış.Türk dostu Sandanski geliyormuş. Bizim zabitlerin arasında dostları varmış. Mahbusiyetimizin şerefine ona ziyafet çekiyorlar," haberini getirdi. Hepimiz hayretle seyre dalmıştık.
Bu gürültüler, bu keyifli kahkahalar tabii, babamın dikkatini çekmiş olacak ki," bahçede bir eğlence mi var? "diye sormuş."Bilmiyoruzč demişler ama babam yine şüphe etmiş. Rasim Bey'i istemiş. Ona" bahçede bir eğlence veya ziyafet mi var? "diye sorunca muhafız Rasim Bey pek de söylemek istemediği halde," evet" demeye mecbur olmuş. Babam hayretle,"Herhalde mühim bir misafir,olacaktır. Kimdir?" diye sormuş. Rasim Bey yine istemeyerek, "Sandanski geliyor. Birlikte yemek yiyeceğiz,"demiş.Babam,"Dünkü düşmanımız bugün dostumuz mu oldu?" diye sorunca Rasim Bey,"Şimdi dostuz," diye cevap vermiş.
Babam gülmüş, "Rasim Bey, aldanıyorsunuz. Sandanski ve ona benzeyen adamlar hiçbir vakit Türk dostu olamazlar. Gaflet içindesiniz. Aklınızı başınıza toplayınız, yazıktır. Binlerce Türk'ün kanını bu komitacılar emmişlerdir.Pişman olmamanızı temenni ederim," demiş ve şunları da ilave etmiş," Ben çekilmiş bir adamım. Benim felaketim şerefine bir Türk düşmanına verilen ziyafet benden ziyade sizin için acıklıdır. Pek teessüf ederim."
Rasim Bey, bu sözler üzerine önüne bakarak çıkmıştır. Rasim Bey gittikten sonra babam bu konuşmayı bize anlattı. Bahçede o kadar neşe kalmadığıda dikkatimizi celbetti.

Sandanski, Makedonya'nın muhtariyeti için kurulan Santralist Fırkası şefliği yapmış ve pek çok kan dökmüş bir çetecidir.

Babam Sultan Abdülhamid, Ayşe Osmanoğlu (Sayfa 171)Babam Sultan Abdülhamid, Ayşe Osmanoğlu (Sayfa 171)
Harun Mert, bir alıntı ekledi.
10 May 16:13 · Kitabı yarım bıraktı

Her Dilde İstanbul'un Efsânevi İsimleri
Latin dilinde: Makedonya
Süryani dilinde: Yankoviçe
İbrî dilinde: Aleksandıra
Sırpça: pozanta
Yahúdî dilinde: Vejendoniya
Frenk dilinde: Yağfuriye
Yunan dilinde: kostantinopol ve kostantiniyye
Nemse dilinde: kostantinopol
Moskov dilinde: Tekuriye
Afrika dilinde: Grandorya
Macarca: Vezendonvar
Leh dilinde: kanatorya
Çek dilinde: Aliyana
İsveç dilinde: Herakliyan
Felemenk dilinde: İstifanya
Fransızcada: İgrandona
Portekiz dilinde: Kostiyya
Arapça'da: Kostantiniyye-i Kübrâ
Acem dilinde: Kayser-zemin
Hind dilinde: Taht-ı Rúm
Moğol dilinde:Çakdurkan
Tatar dilinde: Sakâlib
Osmanlılarda: islâmbol (İstanbul)

İstanbul'un Sırları, Raşit Gündoğduİstanbul'un Sırları, Raşit Gündoğdu
Ömer Efeoğlu, bir alıntı ekledi.
06 May 18:20 · Kitabı okudu · 9/10 puan

eski Rumeli
 
-1°. Karşılama
 
balkan uykularından aşırdığım
nevâkâr üzerine hanımelleri
ne yapsam aklımdan çıkaramadığım
hânende müjgân'ın âh etmeleri
bir üsküp baharına ısmarladığım
telkâri bir mülâzim'le birlikte
mustafa kemal'in boz revolveri
zehir gibi susar selânik'te
akşama sabaha hürriyet trenleri
 binbaşı enver bey eli tetikte
def gibi gerilmiş manastır şehri
bütün câmilerinde salâ verilir
 
tambur karar kıldı tâhirbuselik'te
iğdeler çiçek çiçek göğüs geçirir
yıldız yanlışlıkları gökteki delilikte
hânende müjgân mevsim değiştirir
yanya kalesi'ndeki cephânelikte
bir bulgar yakalanır komitacı
yıldız sarayına şimşekler teyellenir
rumeli'de zabitler nasıl anayasacı
ufak karafaki kavun beyaz peynir
resne'li niyazi'nin gümüşlü kırbacı
makedonya dağlarında kıvılcım beslenir
dersaadet'te ateş yakmak için

Yasak Sevişmek, Attila İlhanYasak Sevişmek, Attila İlhan

BOTEVGRAD
Sadece 20 şiir yazarak, dünya şiir tarihine geçmek; Hristo Botev

HAYRETTİN FİLİZ 12 Eylül 2016

“Uyandır tek tek her insanda, ey tanrım, gerçek özgürlük sevgisini,

Taksın canını dişine dövüşsün, halkı ezenlere karşı bir savaş ki bu, amansız.

Koma yaban ellerde sönsün yalım yalım yanan taşıdığım bu yürek.

Sesim boşa gitmesin, sesim kalmasın çöllerdeki gibi yankısız ”

Bulgaristan’ın Osmanlı’ya karşı verdiği özgürlük mücadelesinde, kuşkusuz birçok insanın adını anabiliriz. Ancak iki isim var ki ; bu gün Bulgaristan tarihinde anıt isimler olarak saygı görür. Bunlardan biri, Osmanlı Devleti tarafından, 36 yaşında asılarak idam edilen Vasil Levski, diğeri, yine Osmanlı askerlerince, 27 yaşında vurularak öldürülen şair Hristo Botev’dir. Botev’in incecik bir kitap olmasına karşın, çok etkili olan ve sadece 20 şiirden oluşan ,“Pesni i Stihove” (Şarkılar ve Şiirler) adlı tek bir şiir kitabı vardır. Kitap ilk kez basıldığı 1875’ten beri, Bulgarların ezbere bildiği özgürlük dizeleridir ve dünya şiir atlasında da ölümsüz bir yere sahiptir. Bugün Botev ve şiirlerinden söz edeceğiz.

Hristo Botyov Petkov ya da daha çok bilinen adıyla Hristo Botev, Bulgar halkının özgürlük savaşında sembol olmuş bir isimdir. 6 Ocak 1848’de Kalofer’de doğan Botev’in bu yurtsever ve devrimci kimliğinin oluşumunda,1863 yılında, liseyi okumak için öğretmen babasının onu Odesa’ya göndermesi ve orada ki Rus devrimcileriyle tanışmasının büyük etkisi olduğu düşünülüyor. Botev her ne kadar okulunu bitiremese de, 1867 yılında memleketine döner. Ama başka bir Botev gelmiştir geriye. Ağzında, ateşli özgürlük türküleri ve işbirlikçi zengin Bulgarlara nefret duyan bir öfke vardır. Kiril alfabesinin yaratıcısı Kiril ve Metodi Kardeşlerin anma toplantısında zehir gibi bir konuşma yapar. Bu konuşma esaretini kader sanan köylülerince kabul görmez ve Botev, doğduğu topraklarından ayrılarak, Bulgar özgürlürlüğüne inanan kaçak Bulgar devrimcilerinin toplandığı Romanya’ya kaçmak zorunda kalır. Bu zorunlu sürgün onun önüne büyük bir arkadaş ve vazgeçmeyi bilmeyen bir başka devrimciyi çıkarır. Bükreş’te terk edilmiş bir eski değirmende yaşamak zorunda kalan Vasil Levski’yi…

1871 yılına kadar Bulgar devrimcileriyle Romanya’da kalan Botev, bu sürede öğretmenlik yapar. Ama bizi ilgilendiren bir başka şey de bu günlerde kendini gösterir ilk kez. Hristo Botev’in ilk şiirleri, devrimci göçmenlerin çıkardığı, “Emigranti Bulgarskite Na Duma”da yayınlanır. Burada kalmaz; Botev yine seçkin Bulgar yazar ve devrimcileri tarafından çıkarılan “Özgürlük” (Svoboda) gazetesinde çalışmaya başlar. Derginin sorumlusu bir diğer devrim lideri olan Lyuben Karavelov’dur.

Romanya, Osmanlı yönetimine karşı gelecek genel ayaklanma için Bulgar devrimcilerinin hazırlanma yeridir bir çeşit. Vasil Levski’nin başında olduğu “Bulgar Merkezi Devrimci Komitesi “ ve buna bağlı çalışan diğer devrimci komiteler, Romanya’da toplanmış, dönem dönem eylem yaptıkları muazzam bir ağ kurmuşlardır (BCRC) adıyla… Osmanlı Devleti her yerde bu adamları aramaktadır.

Vasil Levski Kimdir? 18 Temmuz 1837’de, Bulgaristan-Karlovo’da doğan Levski, bir süre keşişlik yaptıktan sonra, kendini Bulgaristan’ın kurtuluşu mücadelesine adamış bir devrimcidir. Cesaretinden dolayı Levski (*Aslan gibi) lakabıyla anılmaya başlar. Georgi Sava Rakovski’nin devrimci fikirlerinden etkilenerek 1862’de Bulgaristan’ı terk ederek Sırbistan’da kurulmuş olan Bulgar Gönüllüler Örgütü’ne katılır. Kurtuluş mücadelesini yurtdışından ülke içine taşıyarak Bulgar ulusal hareketinde yeni bir evreyi başlatmasıyla bilinir. Bulgaristan’a döndükten sonra, ülkeyi dolaşarak gizli devrim komiteleri oluşturur. Bulgar bağımsızlık hareketinin dış merkezi olan Bükreş’te Lyuben Karavelov’la birlikte 1869’da Bulgar Merkezi Devrimci Komitesi’ni kuran Levski; Bulgaristan’da bu komiteye bağlı kişi ve hücrelerden de bir ağ oluşturur. 1872’de Bulgaristan’a görevle gizlice gidişlerinden birinde, Osmanlı postasına yönelik bir soygundan sonra ortaya çıkarılan örgütüyle birlikte yakalanır. Özel bir mahkemede yargılanır ve asılarak idam edilir. (19 Şubat 1873)

“Söyle yoksul halkım, kim seni köle beşiğinde böyle sallayan?

O mu, hani çarmıh üstündekini delik deşik eden çivileyerek;

Ya da seni masallarla tavlayan ”sabrın sonu selamettir!” diyerek”

Hristo Botev, 1875 yılında, Bosna- Hersek Ayaklanması patlak verince şöyle yazar çalıştığı gazetenin sütunlarında: “Balkan yarımadasının faciası başlıyor. Avrupa ve oluşan siyasi koşullar yalnız bunu kendi başına elde edebilene siyasi özgürlük ve egemenlik tanıyor. Bulgaristan bu tarihi fırsata seyirci kalmamalı ve bu fırsatı kaçırmamalıdır.” Bulgarların beş yüzyıllık Osmanlı esaretine karşı kurtuluş mücadelesinde doruk noktası olan 1876 Nisan Ayaklanması başlar ardından… Osmanlı işgaline karşı Bulgarların genel silahlı ayaklanmaya yakın olduğuna ikna olunan ve başlatılan bu hareket büyük bir heyecan yaratır Bulgarlarda. Her ne kadar ayaklanma başarılı olamadıysa da, Bulgarların acımasızca bastırılan Nisan Ayaklanması’ndaki kahramanlıkları Avrupa basınında geniş yer bulur. Botev, bu yankıların öneminin bilincinde bir devrimcidir. Bu, gündem oluşturmak ve hareketin sesini tüm dünyaya duyurmak için çok önemlidir. Hareketin dışında kalmak istemeyen ateşli devrim adamı Hristo Botev, Romanya’dan Bulgaristan’a geçen 200 kişilik bir gerilla gurubunun başında ülkesine girer. Gurup hareket etmeden önce Botev, en büyük Avrupa gazetelerinden “Journal de Geneve” ve “La Republique Francaise” e gönderdiği telgrafta, üstlendiği misyonu anlatır. Botev ve adamları, Avusturya bandıralı buharlı “Radetski” adlı bir gemiye binerler ve Tuna’yı aşarak, 17 Mayıs 1876 günü, bugünkü Kozloduy’a yakın bir yerde karaya çıkarlar. Hepsi bahçıvan kılığında olan devrimcilerin gelişi, Osmanlı yönetimince 20 Mayıs günü anlaşılır ve Osmanlı’nın en tehlikeli birliği sayılan “başıbozuk” birliği Botev ve adamlarının peşine salınır. (Meraklısına Not; Başıbozuk’lar, bir çeşit kuralsız, yapacak hiç bir şey bulamadığından orduya gönüllü katılan serserilerin oluşturduğu, düzen tanımayan asker guruplarıdır.) Hasan Hairi Bey liderliğindeki iki başıbozuk taburu, ikiye ayrılan Botev ve adamlarına saldırır Voinovski civarında… Birkaç gün süren çarpışmalardan sonra devrimciler, 2 Haziran 1876 günü, Veslez Dağı yakınlarında (Koca Balkan Dağı olarak da bilinir) kıstırılır. Girilen çatışmada, 130 devrimci öldürülür. Geri kalanlarda yakalanıp idam edilecektir. Hristo Botev’se, çatışmaların en yoğun olduğu 2 Haziran gecesi, Osmanlı keskin nişancısının uzaktan gönderdiği tek bir kurşunla, göğsünden vurularak öldürülür.

“Özgürlük düşüncesi onu sürü yapmasınlar diye her şeye gücü yeten bir tutkudan başka bir şey değil.” (Hristo Botev’in, 13 Temmuz 1875 tarihli, Bayrak Dergisi’nin 22. sayısına yazdığı yazıdan)

Her ne kadar şair Hristo Botev, henüz 28 yaşındayken öldürülmüş olsa da, Nisan Ayaklanması’nın yankısı, Bulgar halkının bağımsızlık mücadelesinin uluslararası destek bulmasını sağlar ve Bulgaristan’ın özgürlüğünün kapılarını açacak olan, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın çıkış nedenlerinden sayılır.

Hristo Botev’in sadece 20 şiir yazdığı halde, hem ülkesi Bulgaristan’da, hem de dünya şiiri içinde nasıl bu kadar etkin olduğunu merak edip, neredeyse bir kaçı hariç diğerlerinin dilimize çevrilmediği şiirlerinin peşine düştüm… Bilmem ki, bir iki kişinin dikkatini çekmeyi başarabilir mi bu çabam?

Hristo Botev’in ilk şiiri kabul edilen “Anneme” 1867 yılında yazılmıştır. Ama buradaki ‘anne’ seslenişi, sanıldığı gibi doğuran kadın-anne değildir. Botev’in ‘anne’ diye seslendiği özgürlüğe hasret, acı içinde kıvranan memleketidir.

“Senden başka hiç kimse sevgili anne, vatanım, özgürlüğüm / Senden başka hiç kimse bu kadar büyük değil / Sen benim aşkım ve inancımsın / Ama şimdi sizi kucaklamak için esir olan umutlu kalbim küle dönüyor / Birçok rüya, sevgili anne hâyâl / Birlikte mutluluk ve zafer paylaşmak istiyorum seninle / Gücüm sana duyduğum arzular kadar / Ama biliyorum, bütün arzular için bir de büyük büyük çukurlar var.

Benim yoksul kalbim, sevgili kucağına düşmek için yoksul kaldı / Yani bu genç kalp, bu acı ruh, yoksul biçare isteyebileceğini senin uğruna ölerek teselli ediyor… / Baba, kız kardeşim ve sevgili yoldaşlarım / Ben, sert duygular olmadan sizi kucaklamak isterdim, ama olmadı.

Benim mezarda bir başıma çürümeme izin vermeyin!”

Botev’in 1867 tarihli başka bir şiiri yoktur kayıtlarda. Ardından 1868 tarihli “Kardeşim İçin” şiirini görürüz. Bu şiirinde de haykırmaktadır Botev. Kavgaya çağırmaktadır. “O kimdir bir dost eli yerleştirir sıkıntı içinde kanayan kalbimde üzerine? / Hiç kimse, hiç kimse / Özgürlük “ … 1869’da hiç şiiri yoktur şairin. Ertesi yıl iki şiirini birden görürüz. “Ağıt”(Yakarış) ve “Ganimetleri Paylaşmak”

Örneğin ‘Ağıt’ şiirinde şöyle seslenir şair. “Güç ver benim koluma, silâhıma, başkaldırdığı gün köleler! / Güç ver ki, ben de kendi mezarımı dövüşenler arasında bulayım!”… Bu acı sesleniş, “Ganimetleri Paylaşmak” şiirinde öfkeli bir meydan okumaya döner.

“Kuşaklar hüküm verecektir / Bizim iyi ya da kötü yaptığımıza / Ama şimdi amacımız el ele / hayatı en ileriye taşımaktır… Acı içinde ve tutsak bir ülkede kalbimizin yoksulluğu / Bizim yaşam yoldaşımızdır / İşkence altındayız ama başımızı eğmeyeceğiz esarete / Tutkular, saygısız putlara boyun eğmez çünkü / Biz iki kederli savaşçı / Kalplerimizde ne varsa inanca ve yaşamaya dair / Biliyoruz ki şimdi ilerlediğimiz yerdedir.”

1871 şairin daha acıya daha da duyarlı olduğu bir dönem olmalı? Dört şiirini birden görürüz. “İlk Aşk”, “Veda”, “Haijduk” ve “Eloped” adlı bu şiirlerde daha çok, halkın acı içinde inleyişi ve hürriyet özlemleri, heyecanlı bir propanga diliyle Botev’in ateşli ağzından duyulur. 1871’de “Mücadele” ve 1872’de “Yabancı” isimli şiirleri yazar Botev. 1873, şairin iyiden iyiye keskinleşmeye başladığı yıllardır. “Aziz George Günü, Vatansever, Neden değilim…? Epistle, Lokali, İnancım, Karanlık Bir Bulut Belirdi ve Hacı Dimitar” şiirlerinin hepsi 1873 yılında kaleme alınmış şiirlerdir. Botev, neredeyse tüm şiirlerini sürgünde, dağlarda, savaş ortamında yazar. Belki de bu yüzden, direk ruhumuzu yaralayacak kadar kuvvetli bir yalınlık, bir davet vardır Botev’in dizelerinde. Botev’in şiiri, hem yabancı ve yerli zalimlere karşı kendi özgürlüğü için mücadele etmek gerektiğini söyler; hem de, devrimci fikirlerle dolu yoksul insanların duygularını yansıttığı için ölümsüzlerdir bence… En ünlü şiirlerinden biri kabul edilen, “Hacı Dimitar” şiirindeki lirizm, yazıldığından bu güne, yani 127 yıl sonra bile tüylerimizi ürpertiyorsa, Botev’in sadece 20 şiirle dünya şiir tarihinde yer almasına şaşırmamalıyız… Botev bu şiirde sanki geleceği görmüş de, kendi ölümünü yazmış gibidir.

“O hayatta, yaşıyor! Orada Balkan Dağı’nda / Bir kahraman göğsünde derin bir yara ile yatıyor / Sessiz ol kalbim! / Özgürlük mücadelesinde düşenlere ağlanmaz / Yas yok, biliyorum / Ve her şarkıda onu hatırlıyorum… / Gündüzleri bir anne kartal ona gölgesini ödünç verdi / Ve bir kurt usulca, yarasını yaladı / Ormanda rüzgâr Balkanların en yiğit haydutunun şarkısını söylüyor! / Şimdi, onun kardeşi olan kalbim / Sana onun yolunda ilerlemek düşüyor. “

Botev’in geri kalan iki şiirinin biri 1875 tarihinde yazdığı “Ona” adlı şiiri ve son şiiri de, 1876 tarihli “Vasil Levski’nin Asılması” adlı şiiridir. Büyük kavga yoldaşı Vasil Levski’nin asılmasını bakın nasıl dize dize ağlıyor büyük şair. (*Bu şiiri Ataol Behramoğlu, İngilizceden dilimize çevirmiştir.)

“Anam benim, doğduğum, sevdiğim toprak / Neden ağlamaktasın böyle acı acı, böyle zavallı? / Sen ey iğrenç karga, lanetli kuş / Üstünde gakladığın kimin mezarı?

Ağlıyorsun anam, biliyorum neden / Tutsaksın, ezilmektesin bir kuru ekmek uğruna / Senin temiz sesin, elemini söyleyen / Umutsuz bir sestir, ıssız bozkırda.

Ağla! Çünkü orada, yakınında şu Sofya kentinin / Yükselmede bir darağacı kocaman kocaman / Orada Bulgaristan, en yiğit oğlun senin / Sarkmada sarkmada darağacından”

Türkiye’deki kaynaklarda neredeyse bir kaç kuru sözle geçiştirilen bu dünya şairiyle ilgili yaptığım bu çalışmanın, şiir dostu genç insanlara bir ilham vermesini dileyerek yazımızı bitirelim.

Hristo Botev, gün be gün duyarsızlık ve aktüel batağına çekilen gençler için belki hiç bir şey ifade etmeyecek, biliyorum. Ama bakın, o ilgi çekmeyen ve sadece 27 yıl yaşamış, sadece 20 şiir yazmış bu adamın adı nerelere verilmiş? Vurulduğu dağın en yüksek tepesine onun adı verilmiş örneğin… Koskoca bir şehire de onun adını vermişler; Botevgrad… Bulgaristan Ulusal Radyo Kanalı’nın adı da onun adını taşıyor. Sonra bir kaç stadyum onun adıyla anılıyor. Birçok da spor kulübünün adı, onun adıyla eşlenmiş durumda. Örneğin, PFC Botev Plovdiv, örneğin Botev Vratsa gibi… Zvezdno Obshtestvo Gözlemevi ‘de görev yapan, Bulgar uzay bilimci Fratev tarafından 23 Ağustos 2009 tarihinde keşfedilen asteroide bile onun adını vermişler. Sadece bu kadar da değil… Bulgaristan Hükümeti, Botev adına Uluslararası Botev Ödülü adında bir de ödül uyguluyor şimdilerde… Romanya, Makedonya ve Polonya’da da, Botev’in adı bazı cadde ve sokaklara verildi.

Her yılın 2 Haziran günü, saat 12.00’da, Bulgaristan’ın her yerinde, hava saldırısını uyarmak için kullanılan sirenler, Hristo Botev ve Bulgaristan’ın özgürlüğü için ölenlerin anısına bir dakika boyunca ötüyorlar. Sirenler durdurulana kadar tüm Bulgaristan, ayakta ve gözleri kapalı bir halde, Botev’i ve diğer devrim için ölenleri düşünüyor.

Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
26 Nis 04:24 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Abdülhamid bunu başardı işte. Eğer başaramasaydı, devletin, 1880'lerin, 1890'ların vahşi emperyalist iştahının dünyayı silip süpürdüğü ortamında paramparça olması kaçınılmazdı. Ömür uzatılmalı, duraklamalar, son saniyesine kadar oynanmalıydı. Vakit lazımdı, barış lazımdı, istikrar lazımdı. Kazanılan bu hayatî vakitte iç düzen yeniden yapılandırılmalı, eğitim, bilim, teknoloji, kültür, sanat, kurumlar, imar ve her şeyden önemlisi Osmanlı imajı ayağa kaldırılmalıydı. Çünkü o giderse herkesin birden ceza sömürgesine gideceğini biliyordu. Filistin'i de, Makedonya'sı da, Musul'u da, Edirne'yi de kaybetmek kaçınılmaz olurdu.

Ve Sultan Abdülhamid 1878'in bir Şubat günü Meclis'i tatil ederken bütün bu çerçevesini çizdiğimiz şartların içindeki sorumluluk sahibi, eli taşın altındaki bir yönetici kimliğiyle hareket etmekteydi. En verimli topraklarının üçte biri işgal edilmiş, nüfusunun beşte biri elden çıkmış, hatta Anadolu ve Kıbrıs'tan bile tavizler vermek zorunda kalınmıştır.

Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı, Mustafa ArmağanAbdülhamid'in Kurtlarla Dansı, Mustafa Armağan

Dünyayı şekillendiren hikâyeler
Binlerce yıl öncesine dayanan destanlardan modern romanlara kadar dünyanın değişmesine vesile olan ve kuşakların düşünce tarzını etkileyen eserler...

Büyük İskender genç yaştan itibaren Makedonya'nın kralı olmak üzere yetiştirilmişti. Yunanistan'ın kuzeyindeki bu küçük krallık başta Pers İmparatorluğu olmak üzere, komşularıyla sürekli savaş halindeydi. Bu nedenle savaşta ordusuna önderlik etmeyi erkenden öğrenmesi gerekiyordu.

Babası öldürüldüğünde İskender tahta geçti. Krallığın güvenliğini sağlamanın yanı sıra Pers İmparatorluğu'nu yenilgiye uğrattı, Mısır'dan Hindistan'a kadar yayılan toprakları ele geçirdi.

İskender'in elinde başka bir silahı daha vardı: Homeros'un İlyada'sı. Öğretmeni Aristoteles'in yardımıyla bu destanı ayrıntılı bir şekilde incelemişti. Seferlerine başladığında, hiçbir askeri önemi olmasa da destanda adı geçen Truva'da durmuş, oradaki sahneleri gözünde canlandırmıştı. Seferleri boyunca İlyada kitabıyla uyumuştu.
.
.
.
Yazının devamı için
http://www.bbc.com/...=socialflow_facebook

Günümüzde T.C, Makedonya, Yunanistan, Bulgaristan devletlerinin topraklarında kalan kimi bölgelerden çekilmiş fotoğraflardan oluşan bu eser, beni çok etkiledi. Tarihi eserler, kitabeler, anıtlar, evler, siviller ve askerler gerçekten çok başarılı bir şekilde yansıtılmış. Eseri elime aldığımda ilk düşündüğüm şey bu eserde fotoğrafı bulunan herkesin ölü olduğu oldu. Bu düşünce insanda birçok farklı his uyandırıyor. Fotoğraflara baktığınızda bunları hissedeceğinizden eminim. Kitapta fazla yazı olmadığı için, müzik ile birlikte eseri inceleyebilirsiniz. Eseri incelerken dinleyebileceğiniz bir müzik listesi önerisinde bulunmak istiyorum: https://www.youtube.com/...lvEvEyyo&index=1
İyi okumalar dilerim.